Ortaya karışık



Geçtiğimiz hafta bu köşeden korona virüs ile ilgili birkaç düşüncemizi kaleme almış, sizlerle buluşturmuştuk.

O düşünce ve öngörülerden bir tanesi de, korona virüs ile mücadele de kullanılacak aşı veya ilacın bir Türk tarafından bulunacağı yönünde ki öngörüydü.

Aynı yazıda Prof. Dr. Ercüment Ovalı’dan sizlere söz etmiştim. Kendisi Ergenekon kumpasıyla cezaevinde yatan, sonrasında devletine ve milletine küsmeden çalışmalarına devam eden bir bilim insanı…

Korona virüs için laboratuvarına girmiş, bu virüse şifa olacak bir çalışma yapmak için ekibiyle birlikte gecesini gündüzüne katmıştı.

Ve sevindirici bir haber geldi. Korona virüs aşısı geliştirmek için ekibiyle birlikte laboratuvarda kendini karantinaya alan Prof. Dr. Ercüment Ovalı’dan Türkiye’yi heyecanlandıran yeni bir açıklama daha geldi. Ovalı, “1 aydır laboratuvarda çalıştığımız bir ilacın ismini 23 Nisan’da açıklayacaktık ancak o kadar etkili duruyorki insanların hayatını kurtarabilir” açıklamasını yaptı.

HEMEN TEDAVİDE KULLANILMALI

Çalışmaları Sağlık Bakanlığı’nca onaylanan ve Twitter hesabından son dakika açıklaması yapan Prof. Dr. Ercüment Ovalı, yaklaşık 1 aydır üzerinde çalıştıkları ilacın tedaviye kullanılmaya başlanabileceğini ve ilacın isminin Dornaz Alfa olduğunu duyurdu. Ovalı, daha önce 23 Nisan’da açıklama yapacaklarını ifade etmişti ancak ilacın beklenenden daha etkili olması üzerine hemen tedavilerde kullanılması için erken açıkladıklarını söyledi.

KLİNİK TESTLERE ALINMALI

Ovalı, sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı: “1 aydır lab.da çalıştığımız bir ilacın ismini 23 Nisan’da açıklayacaktık ancak o kadar etkili duruyorki insanların hayatını kurtarabilir. İnsanların hayatından gün çalmak istemedik.. Acilen Dornaz alfa hastaların tedavisinde klinik testlere alınmalı. Kahramanlarıma teşekkür ederim” paylaşımında bulundu.

Açıklamalar bu şekilde… Ben Ercüment hocanın bilgi ve deneyimine güveniyorum. Bu konunun üzerine eğilmeliyiz. Ve elbette ki Ercüment hoca ve ekibine de kocaman bir alkış ile teşekkür yollamalıyız.

Teşekkürler Ercüment hoca!

*****************

 Tahmin eder miydiniz?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu…

Geçtiğimiz hafta bir açıklama yaparak istifa etti. Aradan geçen birkaç saat sonra ise istifa dilekçesi Cumhurbaşkanlığı külliyesinde yırtıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bu istifa kabul edilmedi.

Peki, istifa açıklaması ve kabul görmediğinin duyurulmasının arasında geçen sürede yaşananlar…

İşte o detaylar Türk ve Dünya siyasi tarihine geçecek.

Neden mi?

Çünkü, ABD Başkanlık seçimlerinde dahi bir siyasi kimlik için bu kadar fazla twit atılmadı.

Milyonlarca kişi sosyal medyayı ayağa kaldırarak Süleyman Soylu hakkında paylaşım yaptı. Birçoğu istifanın kabul edilmemesini istedi.

Şuana kadar belki de hiçbir siyasi liderin görmediği bir ilgi karşılandı.

Daha ilk dakikalarda ben de yaptığım paylaşımlarda Süleyman Soylu’nun istifasının kabul edilmemesi gerektiğini sosyal medya hesabımdan paylaşmıştım.

İstifanın hemen ardından birçok dostumuz bizleri arayarak ‘Yerine sizce kim gelir?’ diye sorular yönelttiler.

Hepsine daha ilk dakika da aynı cevabı vermiş, hatta bu cümleleri de sosyal medya hesabımdan paylaşmıştım.

Dedim ki, “Süleyman Soylu’nun yerine kim atanır diye soruyorlar. Süleyman Soylu’nun yerine Süleyman Soylu atanmalıdır. Net”

Öyle de oldu. Sayın Soylu görevine devam etti.

Eskisinden daha güçlü bir şekilde…

Çünkü arkasına milyonlarca insanın desteğini aldı.

Daha ileriye gidiyorum, o istifa ettiği için Rize’de bir vatandaş intihar girişiminde bulundu.

Bu kadar yoğun bir desteği daha önce hiç görmemiştim. Ne yalan söyleyeyim, Soylu’nun vatandaşta bu kadar karşılığı olduğunu da düşünmüyordum.

Ama muhteşem bir karşılığı varmış… Neyse ki, kendisi görevine devam etti. Daha yapacak çok işi olduğunu, böyle gitmemesi gerektiğini düşünen birisi olarak bu gelişme beni de bir hayli memnun etti.

*****************

Ben dediğimiz sürece yalnız kalmaya mahkumuz

Rivayete göre, Hz. Süleyman uçan halısına binmiş, hükmettiği toprakları gezerken “Ben neler yapmışım” diye kibre kapılmış.

Halı eğrilmiş Süleyman düştü düşecek.

Halıya seslenmiş:

  • Halı emrediyorum doğrul.

Halı daha da eğilmiş.

Süleyman tekrar seslenmiş:

  • Halı doğrul.

Halı ses vermiş:

  • Süleyman asıl sen doğrul. Hiçbir şeyi kendinden bilme.

Demem o ki, bir şeyi eğri gördüğümüzde biz kendimizi düzeltelim. Çünkü, biz ne Süleyman’ız ne de altımızda uçan bir halı var. Şanslıysak bize ‘doğrul’ diyen bir ses duyarız.