Beraber yürüdük biz bu yollarda…
Dostluk, arkadaşlık, özellikle yol arkadaşlığı oldukça önemlidir. “Önce yoldaş sonra yol.” diyor şair.
Yolun güzelliği ise yoldaşın güzelliğinden geliyor. Bir yola çıkacaksanız; mesela hayat gibi yanınızda size değer veren, kıymetinizi bilen insana ve insanlara yer verin. Güzellik yolun güzelliği kadar yoldaşın da güzelliğinden gelir.
Biz bugün ülke olarak AK Parti ile Abdurrahman Dilipak arasında yaşanan gerilim ve bunun sonucunda 81 ilde davaya dönüşen süreci konuşuyoruz.
Ben, ‘Dilipak haklıdır’ demiyorum’
Sadece burada görülen ve AK Parti’nin iç meselesinde çok önemli olarak gördüğüm bir şey var.
Siyasette yol arkadaşlığı önemlidir. Abdurrahman Dilipak her devasında bu ‘dava’ için ‘bizim mahalle’ ifadesini kullanmış ve bu davaya sahip çıkmaya çalışmış bir isimdir.
28 Şubat sürecinde başörtü mağdurları için ön cephede mücadele eden bir isim, deyim yerinde ise ‘bu mahallenin adamıdır’ Peki, şimdi ne oldu da aynı mahallenin adamları kavgaya tutuştu?
Kardeşler kendi aralarında tartışırlar, bazen anlaşamazlar evet ama birbirlerini de çok sever ve sahip çıkarlar. Bu kardeş kavgası bu kadar büyümeli miydi? Kapalı kapılar ardında konuşup, alınganlıklar çözülemez miydi? Bence olması gereken buydu.
Çünkü Dilipak’ın ifadelerine göre ortada bir yanlış anlaşılma, çarpıtma ve komplo var.
Milli Görüş davasının önemli isimlerinden Şevki Yılmaz hocada aynı düşünüyor olacak ki, sosyal medyadan bir yazı kaleme alarak açılan bu davanın geri çekilmesini istedi.
O yazıda ibretlik bir bölüm var.
Diyor ki;
“Birbirimizin kuyusunu kazdığımızın farkında mıyız? Darlık günlerindeki gerçek dostlarımızı, varlık zamanında türeyen hesabilerin ayak oyunları sebebiyle bir bir kaybettiğimizin… Beraber yürüyüp, beraber ıslandığımız kardeşlerimize vefasızlık yaptığımızın farkında mıyız?”
İşte bu kısım bence her şeyi özetliyor.
AK Parti, gerçek dava adamlarını unutmamalı. Günün koşulları ne olursa olsun ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ dediği herkese vefasını göstererek sahip çıkmalı. Bugün bizim bölgemizde bile bu dava uğruna mücadele etmiş önemli isimlerin, Şevki hocanın ‘hesabi’ diye adlandırdığı kimseler tarafından nasıl ayak oyunlarıyla teşkilat dışına itildiğini görebilirsiniz.
Dava uğruna mücadele eden birçok ismin çeşitli algı operasyonlarıyla, dedikodularla, fitne ve fesatla, itibar suikastları ile bir köşeye atıldığını gördük.
O insanlar belki davalarından vazgeçmeyecekler, ama partiden vazgeçecekleri gün gibi ortada… Geçmişte nasıl Saadet Partisi’nden vazgeçip, AK Parti’de yer aldılarsa… Bugünde davalarını yaşatabileceklerini düşündükleri partilere gidip mücadelelerine devam edebilirler.
Ya da siyaseti bırakıp, mücadelelerini şahıs olarak da yürütebilirler. Bu kişilerin seçecekleri yolun pek bir önemi yok. Önemli olan Şevki hocanın da dediği gibi;
“Milli mücadelenin ilklerinin sevgi ve desteğini kaybetme yanlışlığını bırakıp; emin, ehil ve sadık kardeşlerimizi kazanma yolunu seçmeliyiz! Allahımızın, vatanımızın düşmanlarını ve cinsi sapıkları sevindirip kıs kıs güldürme komikliğine alet olmamalıyız!”