Eğriye ‘eğri’, doğruya ‘doğru’ demek



Türkiye son yıllarda oldukça değişti. Bu ‘değişim’ kelimesini öyle gelişmişlik, ileri seviyeye ulaşmak gibi söylemiyorum.

Son yıllarda siyasette yaşanan kavgacı ve kutuplaştırıcı dil hemen hemen her yere yaygınlaşmış durumda. Türk siyasetinin üslubu, kullandığı argümanlar ve meydanların dili insanlar arasında ciddi bir kutuplaşmaya yol açıyor.

Hemen hemen yaşanan her olaya, gelişen her yeni bir mevzuya siyasi ve ideolojik bir dille bakarak yorum yapar hale geldik.

Bugün bu köşeden AK Parti’nin yaptığı bir işin ‘doğruluğunu’ savunursam hemen AK Parti’li, CHP’nin bir doğrusunu savunursam hemen “Cehape’li” olarak damgalanıyorsun.

Her zaman söylüyorum;

Bir insan herhangi bir siyasi partiye üye olmadan düşüncesini hür ve özgür iradesiyle beyan edemez mi?

Bir insan siyasi parti üyesi olmadan düşünemez mi?

Biz ne zaman böyle bir toplum haline geldik.

Bizim her siyasi partide dostluklarımız, arkadaşlıklarımız var. Gönül rahatlığı ile onları eleştirebiliyor ya da destekleyebiliyorum.

Ama bugün geldiğimiz bu noktada, iktidarın ak dediğini muhalefet kara diyor. Ya da tam tersi…

En son yaşanan doğalgaz gelişmesi en yakın örnek. Türk milleti adına gurur duyulması gerekilen bir mevzu da dahi siyasi tartışmalar yaşandı.

Oysa muhalefet güçlü mesajlarla bu süreci desteklemesi gerekirdi. Özellikle geleceğimizi ilgilendiren önemli konuları siyasi bir dille değil, siyaset üstü konuşup tartışmalıyız. Kararları bu şekilde vermeliyiz.

Bu Türkiye’nin geleceği açısından oldukça önemli…

Sadece siyasiler değil, bizler medya olarak da üstümüze düşen sorumluluğu yerine getirmemiz gerekiyor.

Bugün baktığımızda hemen hemen tüm gazeteler trajların yerlere kadar düşmesinden şikâyet ediyor. Trajların düşme nedeni olarak ise dijital medyanın yaygınlaşması gösteriliyor.

Ben bu düşünceye katılmıyorum.

Gazetelerin trajlarının düşme nedeni bence dijital medya falan değil gazetecilerin kendisidir. Özellikle eski medya ile kıyasladığımızda sektörde çok şeyin değiştiğini de görebiliyoruz. Bazı gazeteler artık haber vermekten ziyade ‘saldırı’ yaptığı sütunları okuyuculara okutmaya çalışıyor.

Oysa insanlar aldıkları gazetelerde bir saldırı değil, haber görmek istiyor.

Bugün medyaya baktığınız da ‘yandaş’ birçok kalem görmeniz mümkün. Ama bu ‘yandaş’ mevzusu da sadece iktidara özgü bir şey değil. Her tarafın bir yandaşı var. Oysa gazetecilik dediğiniz şey, etik kurallarla hareket eden tarafsız kalması gereken bir organ değil mi? Öyle! Daha doğrusu öyle olmalı!

Ama bugün geldiğimiz noktada orada da bir kutuplaşma görüyoruz. Geldiğimiz durum buyken, suçu dijital medyaya atmak bana göre en kolay iş. Bu yazı siyaset ve medya başlıklı ilerledi. Ama bu sorunun daha birçok kalemi ve sektörü var. Herkes üstüne düşeni yaparak bundan sonra ilerlemeli diye düşünüyorum.

Uluslararası arenada oldukça zorlu bir yolculukta olduğumuz böyle bir dönemde siyaset üstü konuşarak, akılla, bilimle çözüme kavuşturmalıyız.

Unutmayalım! Hepimizin siyasi görüşleri, bakış açıları farklı olsa da… Hepimiz aynı gemideyiz. Ve bu geminin ismi Türkiye Cumhuriyeti!