Tolstoy’un ‘Diriliş’i
Bu hafta Tolstoy’un Diriliş’inden bahsedelim. Tolstoy oldukça ruhani oldukça insani bir dille yazmış Diriliş adlı eserini. Din konusunda da çok hassas ve ince sitemlerde bulunmuş ama tabii ki dini yetkililer doğru söyleyeni dokuz köyden kovma ritüeline uyup yazarı Hristiyanlıktan aforoz etmiş.
Eser 560 sayfa ama öyle sade, öyle latif yazılmış ki hiç bitmesin istedim.
Hikaye Dimitri ve Katyuşa’nın illegal ilişkisi ile başlıyor. Ama bambaşka bir yere doğru akıyor.
Adalet makamlarının nasıl korkunç bir cerahat gibi ülke insanın başına musallat olduğunu gözler önüne seren eser, o dönemin Rusya’sı hakkında siyasi bilgiler de veriyor. Devlet Başkanına karşı gelen herkesin öğrencisinden, öğretmenine ya sürgüne ya kürek cezasına çarptırıldığı, demokrasiden uzak bir dünyadan yazılıyor.
Yargıçlar kafasına göre ceza kesiyor. Kafasına göre af ediyor. Dinin nasıl kullanıldığı ise hiçbir taviz verilmeden, satırlar arasında yerini alıyor.
En hoşuma giden de, yazarın eserin sonunu İncil’den ayetlerle tamamlamasıydı. Aslında dinler hep iyiyi ister, adalet ister, huzur ister ama insanlar DİNİ YAŞAMAYI değil KULLANMAYI tercih eder ve KULLANMA TALİMATINA DİKKAT ETMEDEN KULLANIR.
Hristiyanlığın özü şu 5 maddedir der;
1- Öldürmeyecek, kırmayacaksın.
2- Zina etmeyecek, eşini aldatmayacaksın.
3- Yemin etmeyeceksin.
4- Birisi sağ yanağınıza vurursa, sol yanağınızı uzatacak ama karşılık vermeyeceksin.
5- Nefret etmeyeceksin.
Açıkçası kim bunlara dikkat ediyor acaba? Gerçek Hristiyan kalmış mıdır?
Dinler gerçekten kullanılmaya çok müsait. Lütfen arkadaşlar adaletsizliklerde suçu dinlere değil, onu silah gibi bize uzatanlara kızalım! Cehalete kızalım. Aslında Tolstoy da buna değiniyor, hele ki İtiraflarım adlı eseri de okuduktan sonra buradaki sitemlerin ne derece haklı ve yerli olduğunu daha da iyi anlıyor insan. Tolstoy dinsiz değil, aksine dine çok fazla sorumluluk yükleyen ve ona uyulduğu ölçüde huzuru bulabileceğine inanan bir insan.