Sabahattin Ali’nin incisi; Kürk Mantolu Madonna



Bu eseri ilk kuzenim Ahsen okurken fark etmiştim. “Kıza bak helal olsun daha ortaokula gidiyor ama Türk Klasikleri” okuyor demiştim 🙂 Tekrar gıpta ettim kuzenime:) O ortaokulda okudu, ben otuz altı yaşımda.

Eser güzeldi. İki farklı hikaye bir arada ama karıştırılmadan verilmiş. İlk bölüm Rasim ile Raif Efendi’nin tanışması, ikinci bölüm ise Raif Efendinin aşk hikayesi ile devam ediyor.

Eserde gerçeklik olabildiğince gözler önündeydi. Yani betimleme çok iyiydi. Fakat Kürk Mantolu Madonna yani Maria’nin fikirleri biraz budalacaydı.

Erkeklerden beklentisi biraz saçmaydı. Hem doğayı, akışı severim diyor, hem erkeklerden doğalarının gereği şeyleri istemelerini “sen de sıradansın” deyip küçümsüyor.

Bir erkeğin sevdiği bir kadına yaklaşma arzusu sıradanlık mı? Doğası gereği mi? Ha birde gece boyu içip eğlenip aynı evde kalıp böyle bir şey olunca da sen sıradansın deyip terk etmek. Tuhaftı biraz. Entellektüel takılmak için doğaya savaş açmış gibi.

Raif Bey de amma nahif bir beyefendi 🙂 Buna rağmen kızı hasta hasta bırakıyor Almanya’da. Sonra mektup kesilince hemen aldatıldığını düşünüyor ama kızın öldüğünü akledemiyor. Hemde Raif gibi zarif biri. Ama Raif’in güvendiği siyah kapaklı defterini verdiği delikanlıyı yani Rasim karakterini çok sevdim.

İlk üç sayfasında “yaaa tam hislerimi yaşamış bu çocuk” diye diye okudum. Kürk Mantolu Madonna yani Maria’yı sevmedim. Soğuk ve saçma bir karakter. Raif ise haddinden fazla kibar ve gereksizce seviyor.. Ama daha ilk haber alamayışında karamsarlığa düşüyor. Aldatıldığını düşünüyor. Tezat olmuş sanki. Ama edebi yönden, anlatım bakımından böyle keyifli, böyle cafcaflı ifadeler yok arkadaş!

Gerçekten dili, edebi bilgisi çıtaca çok yüksekti! Âlâ.. Âlâ… Gerçekten bu adamlar yazar! Kusursuz yazar.. Kitap kitap değil kelime şöleni sanki, cümle festivali, betimleme bayramı.. Bazı paragrafları sesli okudum. Neyse emeğine sağlık olsun yazarın. Güzel, çok keyifli bir eser.

Sabahattin Ali’nin incisi; Kürk Mantolu Madonna