Bir haminnine efsanesi! “Gulyabani”



Sabah sabah “Gulyabani” ile çalıyorum kapınızı… Bir haminnine güzel bir perili masal ister Hüseyin Rahmi’den. O da bu cüretkar dileği boş çevirmez.

Masal roman karışık bir ecinni hikayesi yazar. Evet sırf bir okurunun isteği üzerine bir peri, bir cin romanı yazar Hüseyin Rahmi.

Muhsine adlı bir hizmetli kırklara karışmış bir evde görevli olarak çalışmaya başlar. Dudullu olduğu belirtilen bir evde akla hayale gelmedik olaylar yaşanır.

Tabi o dönem Dudullu kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer. Evde yaşayan, perilerin gazabına uğrayan onca insan pek ahmakça haraketler sergiler.

Eciinniler tarafından ele geçildiğini sanan kadınlar tuhaf tuhaf adetlere başvurur. Neyseki perili köşkün gülüşü cezbedici yakışıklı hadimi Hasan, bütün bu sermekeşliğin sebebini bulur. Oyunu bozar.

Hasan’ı ve gülüşünü öyle cezbedici ifadelerle anlatıyor ki yazar, Hasan’a tutulan kıza hak vere vere okuyoruz satırları.

Dönemin en şahane kelimeleri ile süslenmiş benzersiz bir eser.

Marquez’leri fazlaca öven yeni nesil okurlar, Türk Klasiklerine gereken ehemmiyeti ve hak ettikleri iltifatları ulu orta ayan etmiyorlar.

Bu nasıl hoş bir yazıdır. Sadeliği maharetle edebileştirilmiş. Bir daha gelir mi bir Hüseyin Rahmi?

Bir haminnine efsanesi! “Gulyabani”