ÖZGÜRLÜĞÜ YANLIŞ ANLAYANLARA …

“Hocam siz kova burcusunuz madem,özgürlüğünüze düşkünsünüzdür o hâlde!” cümlesini birkaç defa duydum çevremden. Öncelikle şunu belirtmek gerekir; burçlara göre sınıflandırırsak oniki tip insan olur sadece?! “Olmaz hocam olmaz,yükseleni var,bilmem nesi var” diyenler vardır eminim. Her insan şahsına münhasır bence.Burcu,milliyeti vs. ile sınırlamak haksızlık olur.

Evet doğru,özgürlüğüme düşkünüm. Çünkü ben yaptığı herşeyi Allah rızası için yapan,Allah için seven,affeden,hoşgören hatta öfkesi dahi Allah hakkı için olan bir anne/babanın kızı oldum Elhamdülillah… Değerlerini Allah’ın rızasına endekslemiş harika bir anneanne ve dedenin de torunu…Yaptıkları herşeyi ellerinden geldiğince en güzel şekliyle yapıp,şahısların övgüsü ya da maddi çıkarlara bağlamadan,Allah rızasına talip olmanın güzelliğini yaşayarak öyle güzel anlatmışlar ki,söylediklerinden çok tavırları ile işlemişler yüreğime.

Elimden geldiğince,yüreğim yettiğince anneciğime hürmet ediyorum. Sorsanız beni kendisine, birer birer değil onar onar dökülür belki ‘Allah ondan razı olsun’ diye başlayan cümleleri. Evde eş ya da anne oluşum zahiren onlar için görünse de, onun da bir pozitif üst niyeti var elbet.Şimdi böyle anlatınca özgürlük neresinde diyeceksiniz değil mi? Zahiren şahıslara edilen hizmet,gösterilen hürmet olsa da aslında sadece Allah rızası için yapılıyor olması özgürlüktür.Kimin neyi hakettiği ile ilgisi olmayan bir tavrı içselleştirmektir özgürlük…Kendin gibi davranma sınırını, Allah’ın hudutları ile korumaya almaktır.
“Allah’ın rızası,anne/babanın rızasında gizlidir” ya da “saliha kadın,cennete istediği kapıdan girer” hadisi…”Cennet annelerin ayağı altındadır” müjdesi…Bunların muhatabı olan bir kadın, şahısları aşan ve ötelere uzanan bir özgürlük elçisi değil de nedir?

İslâm dinini hep sınırlılık,zorlama gibi lanse etmeye çalışmalarına rağmen, iman ettiği dini idrak etmiş mü’minler için geniş bir ufuktur tartışmasız. Meselâ “sıla-i rahim ömrü bereketlendirir” hadisi dünyaya sağlam sebeplerle tutunmak için bir vesile değil mi bizim için? Akrabalık bağını koparmamanın ömre bereket vesilesi olması sebebi ile, aynı zihniyette olmasak dahi olması gereken ölçülerde hayatımızda var olmaları,dinin araladığı özgürlük kapısıdır. Bugün dinin ya da örfün baskıcı olduğunu iddia edip,modern sistemde seçici bir yalnızlıkla robotlaşan,duygusuz ilişkileri olan insanlara bir bakınız! Ne ayıp,ne günah kavramının olmadığı,akrabaya ‘gereksiz’ diyecek kadar köklerinden kopmuş bir durumda olanların insanî yanlarının felç olduğunu söylesem,mübalağa etmiş olmam sanırım.

Bir menfaat,iş bağlantısı gibi bir sebeple hayatımıza girenler,sebep ortadan kalkınca “pufff” diye ortadan kayboluyor meselâ. Yıllarca mesai arkadaşı olmuş,ailesinden çok vakit geçirdiği arkadaşını pat diye hayatından çıkarabilen bir insanın,beşeri ilişkilerinde sorun yok mudur sizce? Bazen de,özellikle seçilmiş ve olması gerekenden ileri gitmemiş bir durumdur bu tutum,hergün görse dahi.Mecburî bir birliktelik olmanın ötesine geçilememiş ilişkiler de elbette vardır hayatımızda. Önemli olan,bunları doğru yere koyabilmekte gizli.
Aile içinde bağların güçlenmesi ya da sımsıcak kalması noktasında çabalayan kişi,bir an soluklanmak için duraksayınca,herşey dağılıyorsa, bu ailede sağlıklı iletişimden bahsedilebilir mi?
Küçük bir anlaşmazlık sebebi ile biten komşuluklar, çıkarlarına ters düştü diye biten dostluklar ve daha niceleri?
Oysa Rasulullah “Cebrâil (a.s) komşu hakkını öyle anlattı ki, neredeyse varis olacak sandım” buyuruyor. İnsanlar desin diye,maddi çıkar için yapılan herşey bitmeye mahkumdur.Ancak ihlâs ve samimiyetle yapılan şey; hem bu dünyayı hem de ahireti güzelleştirme vesilesidir.Şahıslar sadece vesiledir.Bu nedenle onlara değil,ana hedefe yani Allah rızasına odaklanmak, özgürlüğün en saf ve kaliteli halidir.

O zaman sorarım şimdi “Müslümanım” diyen herkese;
Allah’ın razı olmadığını bildiğimiz hâlde,yasakları keyifli bulup,emirlere teslim olmamak özgürlük müdür? Yoksa aleni bir isyan mıdır ? Özgürlük,herşeyin üstünde bir “Allah rızası” değerine dayanır öyle değil mi?
-Anne/babasını arayıp sormayan evlât,
-Evlâdına sevgi göstermekten aciz ebeveyn,
-Komşu hakkı bilmeyen komşu,
-Akrabadan kaçan genç,
-Selâm vermekten aciz mü’min,
-Aile büyüğü olmayı idrak edememiş kayinvalide/kayinpeder/anne/baba ya da küçük olup saygı duymayı bilmeyen gelin/damat/evlât,
Hangi pozitif üst niyete sahip? Bu tavırları dünyamıza ya da ahiretimize faydası nedir? Dünyada kişilik etiketi için zararlı olan bu tutumların,ahiret boyutunda da sıkıntı olacağını Allah Resulü bildirmişken, “benim hayatım” kandırmacası ile özgürlüğünü nefs ve şeytanın ortak çalışmasına yem ettiğinin farkında mı?

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun!”(Tahrim/6) ayetinin muhatabı olan iman sahibi için,bakış açısı; “kul ol,özgür ol” değil de nedir?

Kıymetli dostlar,gelin birkez daha düşünelim; sistemin dayattığı özgürlük(!) mü? Yoksa inancımızın sunduğu gerçek özgürlük mü? Meselâ; “güzelliğini kapatma,ne gerek var?” diyerek kadının mahremiyetini art niyetli insanlara kapı aralamak mı? Yoksa geçici dünya hayatında emre itaat edip , “Cennet libasları” diye tarif edilen güzelliklere talip olmak mı?

Herkes kendi idrak,feraset,basiret ve inancı doğrultusunda yaşar dünya hayatını. Ancak aslolan iman ehlinin aynı değerler paydasında buluşmasının şart olduğu gerçeğidir.Yani namaz bana da size de farz, alkol size de bana da haram! Hepsi net! İstediğimizi alıp,nefsimize ağır geleni yok saymak olmaz!

Ya Rabbi!Bizi sende kendimize getir,özümüze/iman ettiğimiz dine yaraşır şekilde yaşat ve huzuruna döndür…(Amin)

Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…