Bizim Çocuk Çok İnatçı…

Merhaba dostlar…

Geçen hafta çocuklarda yalan söyleme konusunu işlemiştik. İlgi ve alakanızdan dolayı ayrıca teşekkur ediyorum.

Bir okuyucumuz Özlem hanım ‘çocuk neden inatlaşır’ diye sormuş.

Bu hafta biraz bunu konuşalım istedim.

Çoğu anne baba diline pelesenk etmiştir. ‘Bizim kız ya da bizim oğlan çok inatçı, illaki dediği olacak’ diye.

Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki; 3- 4 yaşına kadar çocuklardaki inatlaşma çok masumdur. Ve sadece kendisindeki benlik çabasıdır. Çok da büyütmemek gerek anlıyacağınız. Biz buna ilk ergenlik dönemi de diyoruz.

Bir sorunun altında tek bir sebep aramak, bir çiceğin sadece güneş ışığıyla açacağını düşünmek gibi anlamsız.

Bu durumun da bir kaç sebebi var elbette.

#Örneklik teşkil etmek

#Kararlı bir kişiliğe sahip olmak ki bu inatçılık değildir.

#İlgi ihtiyacı

#Öc alma isteği…gibi nedenler sıralayabiliriz.

Bir çok davranış modelinde olduğu gibi karşimizdaki kişi bizim tutumumuza göre tepki gösterir.

Anlıyacağınız bizler inatçı bir kişilik sergiliyorsak çocuğumuz da bunu bize aynayalayacaktır. Özellikle bazı durumlarda  anlık da olsa ise yaradığını düsünen çocuk, mutlaka bu tutum içine girecektir.

Bizi taklit edecekler diyebiliriz. Diyeceksiniz ki ‘ben ondan daha inatçıyım. Dinsizin hakkından imansız gelir.’

Malesef bu tutum daha da işin zorlaşmasına ve çocuğunuzun size olan öfkesinin artmasına sebep olacaktır. Doğal olarak problemi çözmek de zorlaşacaktır.

Bu arada kararlılıkla, inatçılığı da ayırd etmek gerekir. İnatçılık, genelde olmaması gereken saçma durumlarda  ortaya çıkar.

Yoksa mantıklı durumlarda gösterilen kararlılığı inatçılık olarak algılamamak gerekir.

 Aksine güzel bir haslettir. Kişilik gelişimi için kendi iradesini kullanma yolunda bir klavuzdur.

Bu anlamda çocuğun iradesini kullanmasına fırsat vermeli bazen davranıslarının sonuçlarıyla onu başbaşa bırakıp düşünmesine fırsat vermeliyiz.

Yoksa fazla baskı, bir zaman sonra bizden öc alma isteğini doğuracak. Ya kendi içine kapanık, duygularını dile getirmeyen ya da ara ara öfke patlamaları yaşayarak basit durumlarda inatçılık yapan bir kişilik ortaya çıkacaktır.

En başta bizler, olaylar karşısında mütedeyyin tavrımızı koruyarak sakince istişare edebilmeyi göstermeliyiz yavrularımıza.

Her kararını inatçılık olarak algılamamalı. Saygı duyarak olayları kendi aramızda bir çekişmeye dönüştürmemeliyiz.

Geçen haftalarda bahsettiğimiz gibi otoriter, baskıcı tutumdan çekinmeli aile içinde demokratik bir  tutum sergilemeliyiz.

Unutmamak gerekir ki bizler nasılsak yavrularımız da öyle olacaklar.

Şunu da söylemeden geçemicem, her duygu bizler için. Gülmek, ağlamak, üzülmek ve yeri gelince sinirlenip öfkelenmek. Mühim olan duyguların altında kendi benliğimizi muhafaza etmek. Dengede kalmak. Takıntılara geçit vermemek.

Sağlıkla, huzurla ve dengeyle kalmanız duasıyla dostlar…