Disiplin mi, Öz disiplin mi?

Disiplin; terim olarak çocuğa kendi davranışlarını düzenlemesini, topluma uyum sağlamasını ve kendi kendini kontrol etme, geliştirme yeteneğinin kazandırılmasında uygulanan yöntemler bütünü…
Çocuğun kendi kendini güdüleyerek, kendini sürekli geliştirme isteğidir diyebiliriz.
Peki ebeveyn olarak çocugumuza bu disiplini nasıl kazandırabiliriz.Onu ödüllendirerek mi ya da cezalandırarak mı?
Bir çocuğun internetin sınırlandırılması cezası ile oyuncaklarını, odasını toplaması.Ya da çikolata için arkadaşlarıyla münakaşayı kesmesi kendi içindeki öz disipline yararlı olur mu? Evet diyorsanız yanılıyorsunuz.
Şöyle ki; kısa vadede bu tarz durumlar kurtarıcı olsa da uzun vadede hatalı bir yaklaşımlardır. Bu durum çocuğunuzun davranışa değil davranışın sonundaki rüşvete ya da cezaya odaklanmasına ve ileri de de her güzel davranışı için maddi çıkarlar beklemesine sebep olacaktır.
Peki çocuğumuza disiplinli davranmak değilde onun kendi içinde öz disiplin kazanmasına yardımcı olmak için neler yapmalıyız? Burada en önemli yaklaşım çocuğa duyulan sevgi ve onay ile örneklik teşkil etmektir.
Hiç birimiz mükemmel değiliz, buna karşılık hepimiz yavrularımızın mükemmel olmalarını bekliyoruz. Ve yaşanan her aksilikte faturayı yine onlara çıkarıyoruz. Öncelikle şunu kabül etmek gerekir ki onlar biz değiller ve hiç bir zamanda bizim aynımız olmayacaklar. Bu yüzden onları oldukları gibi kabül etmeli, kendileri olmalarına fırsat vermeliyiz.
Kabül bir vitamindir. Çevresindekileri oldukları gibi kabül edenler onları değiştirmekte daha başarılı olmuşlardır. Öyle değil midir? Bizi biz olarak kabül edenlerin sözlerini daha çok önemsemez miyiz?
Eğer çocuklarınızı olduğu gibi kabül ederseniz sizden şu mesajları alacaklardır
-Ben varım
-Ben doğalım
-Seviliyorum
-Değerliyim
-Aileme güveniyorum

Unutmayın ki Hz. peygamberin yanında on yıl kalan Hz. Enes (R.A.) Hz. peygamber (s.a.v.) efendimizin hiç bir zaman ‘neden bunu şöyle şöyle yapmadın’ diyerek azarlamadığını bildirir bize.
Çocuğu dinlemek de öz disiplinde oldukça önemli bir mihenk taşıdır. Dinlemek anlamaya, anlamak empati kurmaya, empati kurmak çözüm bulmaya dönüşür. Ve kuvvetli duygusal bağın oluşumunu da sağlar. Fakat sürekli koşturmacayla geçen gün içinde çocuklarımızı çoğu zaman dinlemiyor ve doğal olarak anlamıyoruz. Böylece çocuklarımız bizimle önemsenmediklerini düşünerek iletişimlerini de kesiyorlar, sorun daha da büyüyor ve onlara ulaşmak da daha da zorlanıyoruz. Şu yaşanmışlık bu konuyu daha iyi idrak etmemize yardımcı olacaktır.
Bir çocuk psikoloğu kendisine ‘ıslah olması mümkün değil’ diye getirilen bir çocuktan bahsediyor.
Çocuğun denetlenemez olduğu, içine kapanık olduğu ve ilk zamanlar konusmadığını dile getiriyor. Elle tutulur hiç bir tarafı yokmuş gibi görünüyor iyi oymacılık yapıyor evde mobilyaları oymuş ve bunun içinde ceza almıştı diyor. Ona bir kaç oyma bıçağı ve yumuşak ahşaptan oluşan bir oymacılık takımı satın aldım. Yaptıklarını inceleyerek ‘biliyor musun dedim şimdiye kadar tanıdığım çocukların içinde oymacılığı en iyi yapan sensin.’ Kısa sürede onaylanacak başka şeylerde keşfettim ve günün birinde bir şey söylenmesine zaman bırakmadan kendi odasını toparlayarak herkesi şaşırttı. Ona bunu neden yaptığını sorduğumda ‘bunun sizin hoşunuza gideceğini düşündüm’ dedi.
Bir de yaşayalım dostlar aile içinde herşeyi paylaşarak yaşayalım. Popüler kültüre teslim etmeyelim yavrularımızı…
Dinleyelim, anlayalım birlikte çözümler bulalım ve yaşayalım…
Kalın sağlıcakla…