SON GELİNCE…
Ağzım kulaklarımdaydı…Kalbim bir yandan gamzeleniyorken,diğer yandan buruk ve tarifsiz bir duygu ile uçuşuyordu.Kucağıma aldığım gün henüz dün gibiyken,evimizin miniği ortaokullu oluyordu.” Ahh,zaman! ” diye düşünerek çıkıyordum okul bahçesinden…
Tam o sırada okul bahçesinin duvarının önüne iliştirilen sandalyeler çarptı gözüme…Bir anda sanki sert bir rüzgârla bahçe kapısı kapanmış ve kelebek kanatlarımdan biri arasına sıkışmış gibi hissettim;
“Bütün zevkleri bıçak gibi kesen ölümü çokça hatırlayın!” (Tirmizî, Zühd, 4)
Okulun karşısındaki camiide cenaze vardı. Ağlayan,solgun yüzler ve hâlâ okulun bahçesinden duyulan müzik,musallada boylu boyunca uzanan bir can…Benim gibi oradaki acıyı bilmeden okuldan çıkan mutlu yüzler bir anda ölümün ve orada canı yananların rengine dönüyordu sessizce ve hızlıca. Anneanneciğimin “”ağlamak ve gülmek kardeştir” dediği an bu olmasa gerek” diye geçiyordu içimden…Bu “ateş düştüğü yeri yakar”ın tablosuydu.
Zihnimdeki düşünceler birkaç metrelik yolda hızla yön değiştirdi. Sonraki gün için ütüleyip hazırladığımız kıyafetlerin yerine kefen giyme ihtimalinin olduğunu kaç kez aklımıza getiriyoruz? Getirmek istiyor muyuz yoksa? Ölümü hatırlamak demek; durduk yere tadımız kaçsın diye değil elbet.Allah Rasulü “hiç ölmeyecek gibi dünyaya,hemen ölecek gibi ahirete çalışınız” demezdi öyle olsa! Ölümü anımsamaktan kasıt, hesabı verilecek bir ömür var, hakkıyla yaşa demek.Hesabını veremeyeceğin herşeyden uzak dur demek.Sorulduğunda başını önüne eğeceğin bir duruma gelme,kulluğunu diri tut demek.
Sabah evden çıkarken; eşiyle dargın ayrılanlar, anne/babasını günlerce arayıp sormayanlar, bir kalbi kırdığını bildiği hâlde özür dilemekten aciz olanlar, eşlerin arasına soğukluk sokan büyük olmaktan uzak ebeveynler, eşinin ailesine hürmet göstermeyi beceremeyen odunsu ruhlar ve daha niceleri…Ölüm gerçeği bir gün herkesin kapısını tıklar. Eskiler “gelin çıkmadık ev olur ama cenaze çıkmadık ev olmaz” derken bu konuya dikkat çekiyor. Hasta bile olsa ölümün soğukluğu kimseye yakıştırılmıyor. Fakat ardından gözü yaşlı,dilleri dualı güzel insanlar tarafından,hayırla yâd ediliyorsa insan ne kadar nasipli.Varlığı ile dünyaya güzellik katıp,yokluğu ile de ardındakilere güzel örnek olup tatlı izler bırakmak ; insanlığın/kulluğun hakkını vermektir şüphesiz.
Hac döneminden yüreğime nakış nakış işleyen bir dua vardır;
Allah’ım bizi bu dünyaya Müslüman olarak gönderdin,Müslümanca yaşat ,Müslümanca öldür, Müslümanca dirilt, Müslümanca haşret…(Amin)
Ders gibi dua…Bedelsiz ve zahmetsiz Müslüman olarak doğup, ne olduğunu idrak edememek,Müslüman olduğunu iddia edip sınırını bilmemek kadar korkunç birşey olmasa gerek! Çevrenizde illâ ki katıldığınız cenazeler olmuştur. Cenaze evlerindeki özenin aynı kalitede olmaması bile, Müslümanlık şeklimizi sorgulatmaya yeter.Seneler önce katıldığım bir cenaze töreninde, “salihlerle/sâdıklarla beraber olun” ayetinin ne denli önemli olduğunu iliklerime kadar hissettim.Cenaze henüz defnedilmiş, eve yeni dönüyorlardı biz eve vardığımızda.Birbir oturdular salona. Karışık bir düzen vardı,bir erkek Kuran okuyacak demek diye düşündüm. Ama hiç bir hareket yoktu.Hafif seslerle başlayan konuşmalar,günlük muhabbete hatta birinin kalkıp çay koymasına kadar vardı.Şaşkındım.Defnedilen kişi, denize düşen biri gibi bekliyordu tabiri caizse…Kuran okuyarak,günahının affı için dua ederek harekete geçilmesi gereken zamanda, sanki o evde o kişi hiç olmamışçasına silinip gidiyordu. Ne yalan söyleyeyim,hiç böyle cenaze evi görmemiştim. Allah rızası için el atmalıydı konuya, neyse söyleyip toparlanılmasını rica ederek Kuran okuma kısmına geldik.Ya o an söylemesem ne olacaktı diye de ayrı bir hüzün sardı yüreğimi.
Çoğu zaman ise, biblo ya da fotoğrafların dolu olduğu bir odada okumaya başlanılmadan önce onları kaldırma eylemine geçmek durumunda kalıyoruz. Kimi gereksiz buluyor bunu! Ama “inandım” dediysek birkere emir herkese aynı,öyle değil mi?
Bazı cenazeler ise ölüme imrendiren cinsten oluyor. Ömrü Allah rızasına uygun yaşama çabasına vakfedilmiş, salihlerden bir çevre edinilmiş,okunan Kuran’ın yanında hediye olarak onlarca,yüzlerce hatim, binlerce tesbihat ile Hakka teslim edilen güzel kullar var.Aslında herkes yaşam yoluna ve tercihine göre huzura teslim ediliyor.Yani ölmeden önce son nefesin ve ardımızdan yapılacakların mimarı da biz oluyoruz vesselâm…
Her genç ölecek yaşta,her yaşlı,her çocuk yani herkes…Aldığımız nefesi vermenin ve verdiğimiz nefesi almanın garantisi olmayan bir dünyaya köle olmaktansa,Rabbimin emrine amade olduğum bir özgürlüğü tercih ederim.
Keşke özür dileseydim keşke kırmasaydım,keşke arasaydım dedirten ve tüm öfkeyi silip götüren ölüm…Keşke demeden yaşamayı zenginlik bilmeli.Keşke yok şimdi var…Kalbimizi tırmalayan herşeyden arındırmak gerek hayatımızı. Son an ne zaman bilinmez ki!Sosyal medyada ilginç ölüm haberlerine denk geliyoruz zaman zaman; düğünde halayda ölen,haber sunarken ölen,hiç birşeyi yokken pat diye düşen,kalitesiz estetik nedeni ile ölen,Kuran okurken ölen,seccadesinde kalan,enkazda kaldığı halde elinden tesbihi düşmeyen…
“Kişi yaşadığı hâl üzere ölür ve öldüğü hâl üzere haşrolunur.” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr Şerhu’l-Câmii’s-Sağîr, V, 663)
Yaşadığımız hâle göre müjde ya da tehdit olarak algılanmaya açık değil mi?Sözüm yine elbette “inandım,Müslümanım” diyene…
Son cümlelerimizle anılacağız yakınlarımız tarafından…”Hatuncuğum; söylemedim galiba ellerine sağlık ” diye mutfak kapısına geldi.Oysa söylemişti,hiç atlamadı ki bunca yıl.” diye anneciğim anlatırken yaşlar süzülür gözlerinden…Yıllardır hiç sütlaç yapmadı annem meselâ,lahana sarmadı.Son beraber yedikleri yemek menüsünde mercimek ve patlıcan oturtma olduğundan sık sık yaptı. Kalbindeki hissiyatı ne ise bir kısmını onsuz yemeye kıyamadı belki…Bir kısmını da sırf onu hatırlatıyor diye yedi…Mevzu yemek değildi zira.
Bir komşu teyze anneme baş sağlığı dilerken ” senin kadar kocasına ağlayanı bu yaşıma geldim de görmedim kızım.biz iyi bilirdik zaten ama gerçekten iyiymiş ” demişti. Öyle ya bir insanın iyiliği hane sınırlarında belli olur.
Hâsılı kelâm dostlar; hasta yatağında yatana bile konduramadığımız ölüm,bir gün usulca konacak bizim de hayatımıza. İş ki,insanca,kulca son bulsun ölüm…Yaşarken dünyayı güzelleştirmeyi,ölümümüzle de asıl güzele kavuşmayı nasip etsin Rabbim…(Amin)
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…