Anasayfa > Özel Haber  >  Eğitimci-Yazar Zahide Turhan ile Röportaj

Eğitimci-Yazar Zahide Turhan ile Röportaj


Gazetemizin “Tarihte Yolculuk” köşesi yazarı Araştırmacı-Yazar Resul Orman, Eğitimci-Yazar Zahide Turhan ile özel bir röportaj gerçekleştirdi. İşte röportajın detayları;


  1. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Merhabalar

Herkesin hocam hocam derken miniklerimin tiiçırım (teacher) dediği bir İngilizce öğretmeniyim. İş yerim okul olması sebebiyle iş hayatım baya hareketli çünkü sürekli çocuklarla iç içe olduğunuz bir ortamda hareket etmemek mümkün değil.

Aynı zamanda iki kız çocuğu annesiyim. Evde de beni hareket halinde tutan iki taze beyin var.

Genelde mantığımı kullanmaya çalışsam da içimdeki çocuğu bir türlü susturamadığımdan kıpır kıpır hareketli, konuşurken sürekli eli kolu hareket eden ben kutu oyunları oynamaya da bayılırım. Bunun dışında gezmek doğanın içinde bulunmak baya keyif verir.

Ve tabi ki bildiğiniz gibi en güzel anlarımı da yazarak değerlendiriyorum.

Ayrıca kitaplarımla fuarlarda yer alıyorum. Okullarda öğrenci okurlarımla buluşuyorum. Bütün bunlar nasıl oluyor? Aynı anda birden fazla sorumluluğum varken bana her zaman destek veren eşim sayesinde. Sizin aracılığınızla da ona bir kez daha teşekkür etmiş olayım.

Aile içi destek önemli tabi diye bir top atarsanız bana

Elbette bu konu oldukça hassas. Eşler aile içinde birbirlerine her zaman destek olmalı. Bunu kadın erkek ayrımı yapmadan söylüyorum ilk olarak. Ancak kadının aile içindeki yerini, sorumluluklarını düşününce daha fazla desteğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle kadınların yaptıkları daha çok ses getiriyor. Bütün sorumluluklarının yanına cesurca bir ekleme yapıyorlar.

Kendinizi düşünün bir işe giderken aile üyelerine bir Allaha ısmarladık diyip çıkarsınız ama bir anne olarak beni canlandırın gözünüzde evden çıkmadan o ortamı evde olmayacağınız süreyi de hesap ederek hazır bırakırsınız ilk işiniz budur. Sonra işinize ait çantanızı alır çıkarsınız. Aklınızın bir köşesinde de hep ev vardır. Değişmez.

Birçok konuda yetenekli birçok arkadaşım geliyor aklıma. Bu potansiyeli ortaya çıkarabilmeleri için eşlerinden destek aldıklarını bilmeleri ve gerçek anlamda hissetmeleri gerekli. Yoksa o yetenek ya hiçbir zaman ürün olarak ortaya çıkmaz ya da ortaya çıksa bile kişi kendini çok yorucu bir hayatın içinde bulur.

  • Kitap yazma fikri sizde nasıl oluştu?

Yazmayı kendimi bildim bileli çok sevdim. Kendimi bildim bileli diyorum, yazmayı öğrendiğimden beri değil. Çünkü insan yazmayı bilmeden de hikayeler yazabilir. Düşünün şimdi, çocuklarımız öyle değil mi? Bazen rüyalarını anlatırken, bazen hayallerini anlatırken… Bazen oyun kurarken, oyunlarının içinde bebeklerini oynatıp arabalarını hareket ettirirken… Hepsi birer hikaye… Sonra minik mektuplar yazmaya başlarsınız. Daha sonra günlük tutmaya. Fark etmeden hep bir yazma halinde insan.

Ben yazıyormuş gibi düşünmeyi, konuşmayı hep sevdim.

Üniversitede İngiliz edebiyatı okudum. Bu sürede okuduklarımın ve derslerim gereği yazdıklarımın etkisi büyük oldu. Yazmalısın, devam etmelisin diyen hocalarımın sesleri hala kulaklarımda. Sanırım her öğrenci gibi minik bir hata yaptım. Yazdıklarımı kitaplaştırma noktasında sözlerini biraz geç dinledim. Amaaa ne diyor kitabımızın arka yüzünde; “Her nasip vaktine esirdir, hayallerimiz de…” Bu hayalimin vakti buymuş. Kendimi geç kalmış saymıyorum. Vakti buymuş. Tam zamanında doğmuş diyorum.

Ve böylece aslında hep olan yazma serüveni kitaplaşmış oldu. Yol açıldı artık, o yolu yeni yeni kitaplarla süsleme zamanı.

  • Kitabınızın konusu nedir? Biraz kitabınızdan da bahseder misiniz?

Kitabımın adı “Var bi’ Hayalimiz”. Yazmaya başladığım ilk kitap değil ama basılan ilk kitabım.

Kısa öykü türünde olan kitabımda 19 tane öykü bulunmaktadır. Bütün öyküler birbirinden bağımsız; farklı karakterleri, farklı hayatları anlatmakta. Bu nedenle her hikayeden farklı dersler çıkarılabilir. Bazı hikayelerde tühleyip bazılarında eğlenmek, birinde kızıp birinde gülmek olası. Ve bütün hikayelerin ortak özelliği içimizden olmaları .

Kendinize yakın ya da uzak çevrenize benzer bir hikayeye kesin rastlayacaksınız.

  • Kitap yazma sürecinde nelerden faydalandınız?

Hikayelerim pandemi döneminde; evde kaldığımız uzaktan çalıştığımız dönemde göz kırptılar bana. Birkaç gün arkadaşlık ettikten sonra birkaçını düzenledim. Bu süreçte bir araya getirip kitaplaşmalarını hayal ettim. Yeni hikayeler ekledim, düzenledim ve hayalim gerçek oldu. Devamı gelecek. Tam da bu yüzden ilk kitabımın adı “Var bi’ Hayalimiz”.

Hikayeler kendi içimizden, genelde gerçeğe yakın. Bu nedenle en çok insanları ve hayatları gözlememin etkisiyle oluştu diyebilirim. İnsanların gülüşleri, bakışları, ses tonları, birbirleriyle, aile üyeleriyle ilişkileri besledi. Geriye aktarma gücü kalıyor. O güç ise içimizde.

  • Çocuklara ne tür kitaplar önerirsiniz?

Okuma oranının düşük olduğundan bahsedilir ya hep. Ben okuma isteğinin düşük olduğunu düşünüyorum. Buna sebep de öğrencilerimizin kendilerine uygun kitap okumuyor olmaları. İlk olarak kendilerine uygun, zevklerine hitap eden, eğlenecekleri ve aynı zamanda öğrenecekleri kitapları okumalılar. Ne türü sevdiğini bilen çocuk okuma hevesini kaybetmez. Hatta okuma konusunda kendine güvenmeye başlayınca farklı tarzlar denemeye de çalışır.

Bunun yanında kendilerini besleyebilecekleri kitaplar tercih etmeleri gerek. Hem ruhen hem zihnen beslenebilecekleri kitaplar. Okudukları şeyler onları çıkmaza sokmamalı, içlerini karartmamalı. Motive etmeli, yol göstermeli, hiç bir şey öğretmese bile huzur vermeli. Zaten huzur verici bir kitap hiç bir şey öğretmese bile iyi insan olmayı öğretir, güzel yaşamayı, doğaya ve çevresine iyi davranmayı.

  • Başka bir kitap çalışmanız var mı?

çalışma her zaman devam ediyor bu nedenle her zaman yeni çalışmalarım var diyebilirim. Birkaç farklı projem var ama Öncelik şuanda çocuk kitaplarımda. Sonrasında “Var bi’ Hayalimiz” e kardeş olarak bir öykü kitabı daha gelecek. Kitaplarım Türkçe; ilerleyen zamanlarda İngilizce çalışmalarla da okuyucularla buluşacağım.

7. Çocuklarda okuma alışkanlığı nasıl oluşturulmalı?

Okuma alışkanlığı küçük yaşlardan başlamalı. Hep duyduğumuz, bildiğimiz budur.

Çünkü bu kitabın gücüdür. Bir kere alışırsak okumaya bırakamayız. Ne güzel bağımlılık değil mi?

O yüzden kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için ilk önce kitapla iletişime geçmek gerekir. Mümkünse evlerde ailecek kitap okunmasını tavsiye ediyoruz. Anne ve babaların hadi biraz kitap oku demek yerine belli bir saatte kitap okuma zamanı diyerek aynı anda herkesin kitap okuduğu evlerimiz var. Bu alışkanlık kazandırmak için güzel bir yöntem. Bir de belli bir saat olmadan ebeveynler kendileri kitap okuyorlar. Farklı zamanlarda farklı mekanlarda. Doğal şekilde yani. Bu da özendirmek için güzel bir yöntem.

Bütün sorumluluğu ailenin kitap okuduğu örnek olduğu bir ortama yüklemeyelim. Çünkü “İlla biz mi kitap okumalıyız?” diyebilir ailelerimiz. Yoğun çalıştıkları için Çocuklarıyla sınırlı vakit geçirebilen ailelerimiz var sonuçta. Farklı yöntemlerle bu alışkanlık kazandırılabilir. Kitap fuarlarına götürebilirler. Çocuğun kitabı kendisinin seçmesi için özendirebilirler. Sürprizleri ya da hediyeleri kitaplarla yapabilirler. Bakın bu çok önemli. Kitabı genelde öğretmen istediğinde ya da ödev olduğunda alınan bir şey gibi bilmemeli çocuk. Nasıl doğum gününde özel bir oyuncak alınıyorsa oyuncağa bu değer katılıyorsa kitap da aynı şekilde sürpriz olarak gösterilmeli, bu değeri görmeli çocuk.

Ayrıca çocuğumuzdan bize kitap okumasını isteyebiliriz. Bu da çok keyifli olacaktır. Hem alışkanlık için hem aile iletişimi için çok önemli etken. Az da olsa her gün kitap okutmayı başarabilirsek alışkanlık kazanması hiç zor olmayacaktır eminim.

8. Değerli sorularınız için teşekkür ediyorum.

Beyza Türkmen

Sıradaki Habere Kaydır