BÜYÜK HER ZAMAN BÜYÜKTÜR!?
Kendimizi bildiğimiz ilk çocukluk anılarımızın süper kahramanı babamız,her sorunu çözen annemiz,en güvenli limanımız,huzur bulduğumuz kıymetlilerimiz…
Çok istisnai durumlar hariç anne ve baba her şeyi bilen,her konuyu çözeceğine tereddütsüz güvendiğimiz insanlar iken, yıllar geçtikçe sanki tam zıddıymış gibi bir kenarda kalmaya mahkum ediliyor.
Gençlik yıllarına geçişle birlikte herşeyi sorduğumuz anne/babaya şöyle bir cümle kuruluyor; “sen bilmezsin bunu”!?
Belki zaman,şartlar değişiyor,teknoloji gelişiyor kabul.Fakat tecrübe,feraset,idrak ve basirette yaşanmışlıklarla gelişiyor.
Mevlânâ Hz.;
“Gencin aynada göremediğini,anne/baba tozlu tuğlada görür” buyurarak bu gerçeğe dikkat çekmiştir.Hayata dair ilk deneyimleri sanki anne/babası ile öğrenmemiş gibi, onlara -tabiri caizse- çocuk muamelesi yapmak ne anlam taşıyor? Fikrini sormamak, tavsiyelerini işine karışmak olarak nitelendirmek, onları yük gibi algılamak ne ola ki?
Rüzgâr eken fırtına biçer der atalarımız. Anne/babasına evlât olmayı başarmak gibi bir gayesi ve çabası olmayan zat-ı şahaneler, en harika evlâdı yetiştirmenin hayali ile “çocuğun … kursu, … etkinliği” peşinde koşmaktan anne/baba ziyaretine fırsat bulamaz oluyor. Ve sonra evlâtları arasın,ilgilensin diye hayal kuruyor. Yarın nasıl muamele görmek istiyorsak bugün öyle olmalıyız ki,evlâtlar bizden öğrensin evlât olmayı.
Anne yaşlanmaya başladıkça,ev işlerinde zorlandıkça kız evlâtlardan destek bekler oluyor. Anormal mi? Asla değil! Gençliğin en güzel yıllarını evlât yetişmek için seve seve vakfeden anne, yetiştirdiği evlâttan birkaç yardım istemiş çok mu? Öyle ilginç şeylere şahit oluyor ki bazen gözlerim,bazen de kulaklarım… Anne evini, iş yapmak olarak kodlayıp gitmek istemeyenler,hep ben mi yapacağım diye hayıflananlar,zahiren her işe yardım eden ama her temizlikte anne kalbini yıkıp viraneye döndürenler ve daha niceleri…
Anneler yaramazlık yapmış çocuk misali mahzun ve suskun kaldıkça -büyük olduğunu unutarak- , evlât had aşımında sınır tanımaz oluyor. Sözde anneye Allah rızası için yardıma gidip( çocuk azarlar gibi desem doğru olmaz , çocuk azarlanmaz.zaten çocuğu kıymetli ama anne/babası külfet!!! ) surat asarak, söylenerek iş yapmanın amacı nedir ? Dostlar alışverişte görsün mü? Kalp kırıp söylenecekseniz gitmeyin arkadaş! Ya da düzenliyorum deyip, elinize geleni -anneyi yok sayarak- atacaksınız buna yardım denir mi? Annenin iki nasihatine “Bana karışma” deme cüretini gösteren zat, hangi hakla annenin eşyasını sormadan gereksiz bulup atabilir?
Büyük, her zaman büyüktür. Yüz yaşına da gelse insan, anne/baba hayatta ise saygıda kusur etmemeli.Zira iman etti isek,Müslümanım diyorsak olması gereken budur.Yani ebeveyninize hürmet edince,süper kahraman olmuyorsunuz! Yapmanız gerekeni yapıyorsunuz,hepsi bu!
“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anne-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Merhamet göstererek tevazu kanadını indir ve de ki: ‘Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl koruyup büyüttülerse, sen de öylece onlara merhamet göster.’” (İsrâ, 17/23-24.)
“Rabbin hoşnutluğu, anne-babanın hoşnutluğundadır. Rabbin öfkesi de anne-babanın öfkesindedir.” (Tirmizî, Birr, 3.)
Bu hadisi şerif, anneme muamelemde zihnimde ışıldayan müjde tadında Elhamdülillah. Bedenim anneme hizmet ederken -ki; bilen bilir anne/babasına muhabbeti bol biri oldum her zaman Elhamdülillah- büyük fotoğrafta “Hak Rızası” umudum var.Anneciğim yürek dolusu ; “Ben senden çok razıyım,Rabbim de razı olsun” diye dua eder Allah razı olsun. Meselâ; “Allah sana senin gibi evlât versin” der, “amiinn” derim…Kusursuz olduğumdan değil, bu duaya amin diyebilmek için çabalamanın öneminden bahsediyorum sadece dostlar. “Annem bana beddua etti” diyen birine şahit oldum yıllar önce. “Ne dedi ki?” diye sordum;
-“Allah sana senin gibi evlât versin dedi” deyince daha da çok şaşırdım. Amin dediğim dua idi bu benim.
-“Ne yaptın ki bunu beddua olarak algıladın?Bence bu dua.Ben Amin diyorum” deyince şaşırma sırası karşımdakindeydi.
Velhâsılı; bakış açısı, davranış kalitesi…Bir anne ya da baba çocuğundan korkuyorsa,o evlât hem insanlığını,hem kulluğunu sorgulamalı. “Ters bir şey söylerse kaldıramam” diyen teyzeler,amcalar! Çocukken nasıl saygısızlık yapmasına izin vermediyseniz,hiç bir dönemde buna fırsat vermeyin.Saygı bakidir,baki olmalıdır ,herkese … Bilhassa anne/babaya,büyüklerimize…Yaşlanmak değil,yaş almak; tecrübe kazanmak,evlâda/gence yol gösteren olabilmekdir. Kenara çekilip,karışmamasını istediğiniz anne/babanız bugünlerinizin mimarı…Yani mutsuz bir çocukluk geçirmiş bile olsanız, size nasıl ebeveyn olmamanız gerektiğini öğretmişlerdir 🙂
Biz sadece Allah’a, rahmetine, merhametine muhtacız. Kul iman ettiği dini iyi bilirse,yapması gerekenin külfet değil rahmet vesilesi olduğunu idrak eder.
Anne/babanız hayattaysa eğer, cennete açılan kapının anahtarı avuçlarınızda demektir. Sarılmak,öpmek ve duasını almak için bir anı bile kaçırmayın. Öldükten sonra keşkelerle dolu göz yaşlarının hiçbir anlamı yok. Yaşarken değer bilmeli insan… Keşke demeden sadece özlüyorsanız kaybettiğiniz anne/babanızı, bu özlemenin en kaliteli hâli emin olun.
Müslüman evlâtlar olarak ayet-i kerimedeki güzel dua bitirelim dostlar;
“Rabbim! Nasıl onlar beni küçüklüğümde şefkat ve sevgiyle terbiye edip yetiştirdilerse, sen de onlara öyle merhamet eyle”
Baki hürmet ve dua ile efendim..