Çocuklarda davranış bozukluklarına genel bakış…
Davranış bozullukları insan ruhunda meydana gelen, yanlış birşeylerin devam etmesi sonucu, kişinin duygularını sözel olarak değil de farklı davranışlarla ortaya koymasıdır.
Bunun sebebi korku, üzüntü, kaygı, utanç… vb. olabilir. Bütün bunların merkezinde ise güven kaybı sözkonusudur. Çocuğun kendine, anne babasına ve çevresine karşı güveni azalmış, belki de yok olmuştur. Bilin ki çocugunuzun size ifade edemediği yada kızılacağı endişesiyle bilerek söylemediklerinde sorun. Bir bakmışsınız çocuğunuz yalan söylüyor, tırnağını yiyor ya da dikkati dağınık odaklanamıyor belki de daha fazlası…
Aslında konuşabilseniz belki de sorunları çözeceksiniz.
Hangi konuda olursa olsun çocuğunuz size yalan söylüyorsa bilin ki onu, size yalan söyleyebilecek kadar baskılamışsınız.
Bir tanıdıgım vardı, çocuk sekiz dokuz yaşlarında olmasına ragmen düştüğü zaman yada canı acıdığı anlarda, babasına canının acımadığını söylüyor peşine ise annesine canının çok yandıgını söylüyordu. Tek sebebi ise babasının ona kızacağından endişelenmesi. Ve çocuk neden babasına yalan söylediğini, nedenini de anlatıyordu annesine.
Bir baba için ne acı bir durum. Bu babanın yaptığı şey ise sadece düşmesinden ya da canının yanmasindan dolayı kızını sorumlu tutması ve onu dikkatsizlikle suçlamasıydı.
Bunların yanında sosyal medya da çocuklarımızın ruh sağlığını etkilileyen günümüzün en büyük sebeplerinden.Kendilerini güvensiz bir ortamda hissederek kaygı ve korku boyutunu artırıyor. Sıra dışı oyunlar, felaket haberleri, sürekli cinsel objelerle karşı karşıya kalmaları ve saçma sapan kurgulanmış diziler tertemiz kalplerinde nice yaralar açıyor. Sosyal medyanın zararı tartışılamayacak kadar fazla aslında. Bilinmeyen bir tehlikenin içinde her gün yavrularımız. Ne zaman ne ile karşılaşacakları belli değil.
Bir de aile içi iletişim ve anne baba olarak kendi kaygı ve korkularımızı, yanlislarimizi yavrularımıza yansıtmamız var tabi.
Çeşitli yükseklik, karanlık, sosyal fobi gibi korkular da malesef bizlerden miras kalıyor.
Demek istediğim şu ki; çocugunuzun kendisini içinden geldiği gibi ifade etmesine mutlaka zemin hazırlayın. Onun kişiliğini ve özgüvenini etkileyecek sözlerden kaçınmalısınız.
Anne baba olarak onlarla gülmeli onlarla ağlamalıyız.Mutlaka hissettikleri duyguları paylaşmalı kayıtsız kalmamalıyız. Okul dışında da sosyal açıdan destek olmalı ders çalışma makinesi gibi görmemeliyiz.
En başta tanımak lazım evlatlarımızı, doğrusuyla yanlışıyla, ancak o zaman yardım edebilir, ellerinden tutabiliriz.
Ne diyeyim dostlar, kendi ruhunuz gibi tanımaya çalışın ve sakın ola bırakmayın ellerini…
Kalın sağlıcakla…
Baki muhabbetlerimle…