OL!

Yumuşak huylu, hoşgörülü, feraset sahibi, dostluk kelimesinin hakkını veren insanlara hayranlık duyarız. Ebubekirce’dir çünkü …

Edep sahibi, utanma duygusu gelişmiş,vakarlı insanlara meftun oluruz da “az bulunur cevher” deriz o kimseler için. Osmanca’dır çünkü…

Adil davranan,Hakkı kollayan insanlar baş tacı ve en kaliteli dostlar arasında alır yerini. Çünkü Ömerce’dir …

Atılgan,iş bitiren ve kahramanca davranmayı bilenler ise güvenli liman gibidir hayatımızda. Çünkü Alice’dir.

Muhammedî ahlâkın esintileri asırlar boyu nesilden nesile taşınırken, cehaletin babası Ebu Cehil’in de yazık ki kötü kokulu esintileri de taşındı! Yüreğinin karası,zihninin kokuşmuşluğu hangi çağda olursa olsun Ebu Cehilce döküldü ortaya.
“Bacımın başörtüsü batmakta rezilin gözüne,
Acırım tükürüğe billahi tükürebilsem yüzüne!” diyor ya şair… Reziller hâlâ var.Çarşafa, başörtüye hatta alenî İslâm’a savaş açmış bir tavırla, tüm çirkinliklerini kusuyorlar. Metroda,yolda,otobüste,apartmanda,her yerde saldırmak için fırsat kolluyorlar âdeta. Herkes kendine yakışanı yapar şüphesiz. Bununla birlikte, bir kul nefsi için söyleneni görmezden gelebilir belki fakat Allah hakkını kollaması gereken yerde suskun kalmak , imanî bir problemdir. Allah Rasulü “kibire karşı kibir sadakadır” buyurur.

Şu zamana kadar açık olduğu için, Hristiyan/Yahudi vs. olduğu için -provokatif girişimler hariç- Müslümanlar tarafından zulme uğrayan olmadığı hâlde;
“İslâmafobi”, “Müslümanlar Terörist”, “Barbar Türkler” gibi pek çok etiketle algı yapıldı.
Örneğin; derin kuyular üzerine yerleştirilen demir çubuklar üzerinde Müslümanlar’ı yakan Hindu/Budistleri kimse konuşmadı yeterince! Kâbe’ye saldırı çağrısında bulunan rahibi, Müslüman olduğu için sınıfta tokatlanan yavruyu ve onun insanlıktan uzak ve eğitimci olmaya lâyık olmayan öğretmenini(!), Filistin’de çocuk yaşlarda tutuklanan çocukları, sebepsiz hapse atılan kadınları, Ortadoğu’da ve Bosna’da yapılan soykırımı yeterince konuştu mu dünya? Hümanist (!), entel(!), gelişmiş (!) ülkeler üç maymunu ustaca oynarken, boykot mallarını hatırlatınca biz gerici olduk!!! Gericilik, yobazlık buysa evet gururla söylüyorum; YO-BA-ZIM…

Israrla Kur’an ve sünnet çatısında birleşmeliyiz derken, tüm bu zulme edeplice ve asilce bir duruşa ihtiyacımız olduğundan… Hakka uzanan ellere ve dillere karşı vakarlı ve kaliteli bir tutum elzem! Hatta duruşumuzdan ötürü,bu tür edepsizliklere dahi yeltenmeye cesaret edememeliler!

Çıplaklığa, sarhoşluğa, bağımlılığa, cinsel sapkınlığa ve her türlü ahlâksızlığa özgürlük için naralar atanlar, neden sadece tesettüre,namaza,Müslüman’a tahammül edemiyor dersiniz?! Herkes kendince anlamlandırıp yaşıyor hayatını… Tercihlerini yapıyor, çünkü burası dünya! Her çarşaflı Suriyeli, her esmer Roman, her doğulu terörist, her açık dinsiz diyerek etiketlemek, insanları tanımaktan çok daha kolay olduğundan mı ?

Bireysel görüşmelerde zaman aşımı illâ ki oluyor. Değersizlik hissi, mutsuzluk, aile geçimsizliği sebebi ile gelen pek çok hanımefendi nefes almak ve daha yaşanılabilir bir hayat imar etmek için irtibata geçiyor benimle. (Acizin kendisi duaya muhtaçken Allah vesile ediyor sadece) Tam kırk beş dakika dolunca cümlesini kesip “tamam bitti artık” desem, fayda sağlayabilir miyim yaralı gönüllere sizce? Mümkün değil… Her insan Yaratıcısına hürmeten saygıyı hakeder. Etiketlenmeden dinlenilmek, kimi zaman “aynaya daha çok bakmalısınız,ne güzel yaratmış sizi Allah” ya da ” bu gülüşü daha çok kullanın,size çok yakıştı” cümleleri kapkaranlık bulutların ardından ışıl ışıl bir güneş parlamasına sebep oluyor. Benzer olsa da bazen sorunlar , öyle özel ki her biri… Etiketten uzak, kulağınızı ve yüreğinizi açtığınız her insan bambaşka bir ufuk açıyor.Fakat yüreği insani vasıflardan uzak, eşref-i mahlukat olmaktan uzak ve esfel-i safiline yakın ruhlar dinlemek, anlamak ve saygı duymak şöyle dursun, görmeye dahi tahammül edemez durumda.

Her insan kendi öz değerleri, aklı/kalbi/ruhu ile birbirinden ayrılır…Göz bebekleri,parmak izleri dahi farklı olan insanın aynı şeyleri önemsemesi elbet beklenemez.Bununla birlikte, farklılıkları ikram edenin hatırına edep sınırları içinde kalmayı başarabilir. Şahsımıza, bir davranışımıza ya da sözümüze bir eleştiri geldiğinde panter gibi savunmaya kalkarken, dine yapılan hadsizliklerdeki pasif tavrı reddiyorum.Nefsinize gelen sözü kulak arkası edebilirsiniz, umursamayabilirsiniz. Fakat dine,imana,ahlâka yapılan saldırılarda elif misali dimdik durmak, edebini muhafaza ederek zalimi susturmak Müslüman vakarıdır.

Ruhu fosil, sözü ejderha, dili yılan, tavrı akrep olanlar hep var olacak şüphesiz. Zira her hak dine benzer saldırılar farklı dönemlerde yapılmıştır. Zira isyan içinde olan, doğruyu görmek, bilmek ve mecbur hissetmek istemez, hırçınlaşır. Şu durumda yapılacak en iyi şey, anlatmak yerine uygulayıcısı olmaktır…

Allah kendinden uzak olanlara hidayet kapıları açsın, isyanında ısrarcı olanları ıslah etsin ve bizi onlardan/onları bizden iki cihanda da uzak etsin…(Amin)
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…