UYANMAK İÇİN KAFEİNE İHTİYACINIZ YOK
Uyandığınızda neden elinizde bir kahve kupasının değil bir bardak suyun nasıl olması gerektiğini konuşalım. Bunun nedeni sadece suyun sadece sağlıklı olması veya kahvenin boş mideyi mideyi tahriş etmesi değil; uykunun başlı başına bir “su kaybı yaratan olay” olmasıdır. Unutmayın ki, kafein idrar söktürücüdür, idrara çıkma isteği uyandırır ve su kaybettirir. Yani uyandığınızda “su” asıl ihtiyaç duyulan olan içecektir.
Herkeste olmasa da aç karnına kahve içmenin gerginlik, titreme ve ruh hali değişiklikleri de dahil olmak üzere olumsuz neden olma ihtimali vardır.
Ayrıca kahvenin vücuttaki oksidatif strese ve iltihaplanmaya önemli bir katkıda bulunduğunu da belirtmek gerekir. Bu durum yorgunluk, cilt sorunları, diyabet ve otoimmün rahatsızlıklarla sonuçlanabilir.
Ek olarak kahve, kortizol seviyenizi yükseltme eğilimindedir. Bu daha dinç hissetmeye neden olurken aynı zamanda stres ve kaygıyı tetikleyebilir, kiloyu ve hormonal dengeyi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca uyanma tepkisi nedeniyle kortizol seviyesi genellikle sabahları en yüksek seviyeyi görüyor. Uyandıktan 30 dakika sonra %38-75 arasında en yüksek seviyeye ulaşıyor. Yani ayılmak için aslında kahveye ihtiyacınız yok.
Tabi “Sabah kahve içmeyi bırakırsam iş verimim düşer, başım ağrır!” dediğinizi duyuyorum. Eğer kahve ile güne başlamayı alışkanlık haline getirdiyseniz bu tablolar olağan. Sabah uyandınız, dışarısı zar zor aydınlanıyor ve siz henüz güne başlamaya hazır değilsiniz, uyanmak imkansız gibi geliyor ve uykulu zihninizi iş moduna sokmanın tek yolu kahvenin tatlı kokusu. Bir su bardağı su için ve içerken o kahveyi içmek yerine koklayın. Kendinize sabah kahvesini bırakma konusunda zaman tanıyın.