İNCECİK



İNCECİK

Türkiye’nin en büyük kitap fuarını yani 13.Kocaeli kitap fuarını ardımızda bıraktık.Yüzlerce söyleşi,imza… Yüksek katılım, heyecanlı bekleyiş ve kocaman bir organizasyon! Peki ama ne kattı şehrin sokaklarındaki görüntüye?

Her ânı ardımızda bırakıyoruz.Önemli olan geri dönüp baktığımızda, olumlu yönde ilerleme kaydedebilmek…Konfor sürekli olarak artarken, insanî özellikler vasatın altına doğru yuvarlanıyor yazık ki! Kocaman bir kitap fuarına binlerce insan akın ediyorken, alınan kitapların storyleri ile sanal dünya süslenirken(!?) kelâmın yüreğe tesirini neden göremiyoruz yeterince ? Konuşmacılara talep var, takip yüksek ama hayata etkisi ve katkısı tartışılır! Zaman ayırıp dinlediğimiz programlar ya da okuduğumuz kitaplar, ne derece “şimdi hayatıma insanlık/kulluk noktasında neyi katabilirim?” düşüncesi ve çabası ile yerini buluyor yüreklerimizde? Yoksa zaman israfı mı sadece? Zira ayrılan zamanın bir kazancı olmalı bize…

Kadın/aile seminerleri ve yayınlarının ilgi görmesi sevindirirken, diğer yandan da bu kadar mı kaos var da insanlar arayış içinde diye düşünmeden edemiyorum. Şahit olduğum hayatlara da bakılırsa, kavvamlığını unutmuş erkekler, sevgiye aç kadınlar,çocuk ve genç olmayı öğrenememiş nesil, büyüklüğünü hissedemeyen yaşlı, öğretmen idelistliğinden uzak eğitimci,insan sevmeyen doktor, malzemeden çalmaktan kaçınmayan müteahhit ve üzerine düşen rolün hakkını vermeyen/veremeyen nice insan… İlginçtir ki okuyor olmasına ve ciddi büyük kitaplıkları ile entel(!) bakış açısına rağmen, insanî ilişkiler içler acısı kıvamda olanlara da rastlıyoruz.

Bilmek,yapmak, olmak basamaklarından oluşur insanın yol haritası. Bilmek için, okumak elzemdir. Bununla birlikte bilinenler, uygulamaya geçemiyorsa ya da geçmesi konusunda bir çaba harcanmıyorsa ilk basamakta zaman kaybediliyor demektir.Bilmek, öğrenilene talebe olmayı kabul etmektir.Bu bağlamda her kitap fuarında dinlenilen seminerler ve alınıp okunan kitaplar sonraki fuara kadar ruhumuzu,kalbimizi,tavrımızı imar etme çalışmasında yol alma vesilemiz olmalı…

“Kitap zekâyı kibarlaştırır” diyor Cemil Meriç. Çünkü insanın feraset,basiret ve idrak ufku tefekkür ile genişler. Bunun da en iyi yolu ilk emri “OKU” olan dinimizin emrine gönüllü olarak tâbi olmaktan geçer. Fakat zaman ayırdığımız basımların ya dünyamıza/insanlığımıza ya da ahiretimize/kulluğumuza bir faydası olmalı ki,zaman israfı olmasın.Dünyaya katkısı ahireti,ahirete katkısı dünyamızı imar eder kaliteli bir eserin…Sadece eğlenmek için okuyamaz mıyız? Onu da iyi seçmek gerekir.Örneğin Nasreddin Hoca fıkraları tatlı bir tebessüm olurken, ince bir nüktesi,düşünülesi bir yanı illâ ki bulunur. Fakat eğlence adı altında ahlâkî değerleri hiçe sayan ucuz zihniyetlerin kelime israfına ortak olmak, faydayı değil zararı beslemek olur.

Birkaç yıl önce sadece tek cümlenin onlarca belki de yüzlerce tekrarından oluşan bir kitap(!) gördüm.İlginç geldi doğrusu! Ne niyetle basıldı ve satışa sunuldu bilmiyorum,araştırmadım fakat “ciddi bir kağıt israfı” dediğimi anımsıyorum. Bir süredir “hocam kitap yok mu?” diyenlere de ” okumak isteyen dergi ve gazete yazılarımı okuyor,yazarım okunmaz kağıt israfı olur Allah’a sığınırım” diyordum.Sonrasında yayınevi “hocam yeni bir projemiz var.sipariş edildikçe basılacak.müsade ederseniz yazılarınızdan derleme yapalım” deyince;
“Madem israf yok, yenisi için kolları sıvamalı” dedim Elhamdülillah.
İNCECİK “Ruhun Obezitesine Diyet; Zarafet” kitabımız bu yıl fuarda yerini aldı Elhamdülillah…(Önceki yer aldığım altı proje dışında, hamdolsun…)
Bir derdim vardı,yazılarımda/seminerimlerde “din yaşam tarzı” derken anlatmaya çabaladığımız kelimeler, yürekten kaleme süzülüp,kağıtla buluştu. Ve hamdolsun yüreklerde yerini almaya başladı. Tatlı geri dönüşler umudumu arttırıyor; “Allah’ım çokça yüreğe ve hayata şifa vesilesi olsun” diye dua ile başlamıştım. Artık filizleniyoruz Elhamdülillah…Hem Türkçe,hem de İngilizce basım olarak istifadenize sunuldu. Aslında niyet; bir hayata Allah için bir güzellik katma vesilesi olursa, affımıza vesile olur…

Müslüman iyi bir kâr/zarar terazisi kullanılanıcısıdır. Maddi kaygılar sebebi ile herşeyi inceden inceye hesaplayan insanoğlu, neden gerçek yatırım için gerekli ihtimamı göstermiyor olabilir? Nefs, terbiyesi yolculuğu olmayınca, dünyaya takılıyor insan sadece.Oysa “Müslüman,hiç ölmeyecek gibi dünyaya,hemen ölecek gibi ahirete çalışandır” buyur muyor mu Efendimiz (S.AV)?

Kitap kibarlaştıyor mu zekâyı gerçekten derseniz , anlatacağım olay üzerinden düşününüz;
Kucağında kitaplar olan genç kadın, ayakta bekleyen yaşlı ve tesettürlü teyzeyi görmezden gelmeyi çok ustaca başarıyordu. Hürmetin ideolojisi var bazı zihniyetlerde yazık ki! Sonraki durakta binen yine aynı yaşlardaki başka bir teyze, görüntü itibari ile (!) kendisine daha yakın gelmiş olmalı ki, oldukça uzakta olmasına rağmen bir şekilde yer vermeyi başardı.
Ve birkaç durak sonra binip,oturmak istediği koltuğa çıkmakta zorlanan ve görsel olarak birbirimize taban tabana zıt olduğumuz hâlde elimi uzatıp “yardım etmemi ister misiniz?” sorusunu duyan teyzenin şaşkın ifadesine ne demeli? İlk emir “oku” olduğu hâlde,okuduğu ile incelemeyen ruhlar ve kalpler hayatı zorlaştırıyor vesselâm…

Müslümanlık ince insan işidir, bize düşen de hâl dilimiz ile gösterebilmektir.
Allah, kulluğa yaraşır olmak için okumaya, okuduğu için de kul olmaya talip olan ince anlayışlı kullardan olmayı cümlemize nasip etsin inşallah…(Amin)
Baki hürmet ve dua ile…