KUDÜS FİLİSTİN’İN BAŞKENTİDİR
Kudüs (Filistin) bir sınav kağıdı, her mü’min kulun önünde’ (Cahit Zarifoğlu)
Yüreğimizin yarısı Mekke’dir, geri kalanı da Medine’dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır.
(Nuri Pakdil)
…….
Tam gülümseyecekken, gözümün önüne geliyor beyazdan kırmızıya dönmüş minicik ayakkabı!Doğru, çocuklar kırmızı ayakkabı sever, ama kan kokanını değil!
Tam bir lokma koyacakken ağzıma, avucunda kana bulanmış ekmeği ile cennete gül olan minik yavrunun avuçları boğazıma yapışıyor sanki!
Tam “canım sıkkın” demeye yeltenecekken, minicik bir yavrunun,kanlar içinde kalmış başındaki sargıyla arkadaşına moral vermeye çalışması geliyor gözümün önüne!
Ve daha nice sahneler insanlığı utandıracak,kulluğu incitecek cinsten!Yazık ki yıllardır var olan vahşet alevlendikçe düşüyor hayatımızın tam ortasına , vefasızlığımızı yüzümüze tokat gibi çarparak! Kanayan yaramız Filistin,Arakan,Doğu Türkistan ve dünyanın pek çok yerinde zulme direnen Müslüman kardeşlerimiz!
İmamesi olmayan tesbih boncukları gibi darmadağın durumdayız. Müslüman âlemini bir araya getirecek sistemimiz yokken(!), Müslüman’a karşı tek vücut olmayı başaran bir sistemle karşı karşıyayız. En basit konudan başlarsak;
Yıllardır “boykot malları” konusu yazılıp çizildi. Oysa boykot vicdanî değil,imanî bir konu idi.Çünkü alenen “Müslüman soykırımına destek veriyoruz” deme cüretini gösteren firmalara karşı, Müslüman’ın elif gibi dimdik durması gerekir. Bizde durum ne? “Ama o marka daha lezzetli,kaliteli” vs diye uzayan bahaneler silsilesi!
Evet o deterjan çok iyi beyazlatıyor tülleri,atletleri! Çünkü üzerine Müslüman kanı bulaşan bir elbiseyi arındırmak için en iyisini (!) üretmek mecburiyetindeler!
Evet o bulaşık deterjanı çok iyi köpürüyor. Çünkü zulümden,açlıktan çocukluğunu yaşayamayan Filistinli yavrularımızın, sıcak bir çorba içmesine katlanamayan kanlı katillerin kocaman göbeklerinin artıkları başka türlü temizlenmez(!)
Evet o çikolata çok daha lezzetli!Çünkü katil olmanın zehrini hissetmemek için iyi tatlandırmak(!) gerek!
Evet o ayakkabılar çok kaliteli ve şık! Çünkü yere korkakça basan ayaklarına güçlü (!) bir kılıf gerekiyor.
Evet o mobilyalar çok dayanıklı (!).Çünkü adice bombaladıkları masum insanların evleri başına yıkılsa da, asıl enkaz onların ruhlarına çöktü.
Evet o elbiselerin albenisi hiç bir firmada yok(!) Çünkü kalitenin ardına sakladıkları ölüm elbiselerini kimse farketmemeliydi(!)
Evet o cips, o içecek nefsinize çok hoş geliyor belki ama içine karışan haram sebebi ile, sizden ustaca “elif” gibi dimdik duruşunuzu çalmak için sinsice çalıştılar!
Evet o telefon cebinizde çalınca çok havalı(!) olduğunuzu sanıyorsunuz, ama iman eden kalbinizin zulme isyanını duyamayacak kadar sağır olduğunuzu farkedemiyorsunuz!
Evet o kahve olmazsa ayılamıyorsunuz (!), fakat her kahve ile gaflet uykusunun karabasanının üzerinize çökmesiyle zulme tepkisiz kalıyorsunuz!
Evet o bakım kremi olmazsa cildiniz çok kuruyor (!) Fakat minicik yavruların avuçlarındaki taşlardan kanayan elleri kadar yanmıyor canınız!
Evet o make up ürünleri olmazsa, güzel olmak mümkün değil (!) (Oysa Allah zaten en güzel şekilde yaratmıştı.) Yeter ki kirpikleriniz dolgun ve upuzun görünsün, bombadan paramparça olan bedenler nasılsa size ait değil!
Evet neredeyse piyasada olan ürünlerin çoğu onlara ait! Ama “Allah’ım beni azlardan eyle” duasının hikmeti belki de bugünlerde gizli!
Nefsinin arzusunu, hak rızasına kurban edemeyen gâfil Müslüman her yıl kurban kesmeye devam ededursun!!!Filistinli kahramanlar da, mübarek beldenin muhafızlığını yapabilmek adına bombadan korkmadan evlensin, evlât doğursun ve dimdik dikilsin elinde bir silahı olmasa da küfür ehlinin karşısına.
Şimdi daha iyi idrak ediyorum cennet ve cehennemin neden derece derece olduğunu! Elhamdülillah Allah’ın adaletinin tecelli edeceği gün var. Aynı şartlarda değiliz zira!
Diyeceksiniz belki; Allah Rasulü de gayri Müslimlerle ticaret yaptı! Evet, fakat o günün gayri Müslimi,Müslümanlar oruçlu diye Ramazan ayında ortalıkta şu içmemeye ihtimam gösteren kimselerdi.Şimdi peki? Daha küçücük yaşlarda okullarında, azılı bir Müslüman düşmanı olarak yetiştirmeyi idealist bir Yahudi olmak diye nitelendiren zihniyete evrildi.
Birbirimizin elinden tuttup ayağa kalkma vaktidir artık!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i mağfiret eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e rahmet eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’e yardım eyle, zafer nasîb eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i muhâfaza eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i bir araya getir ve yekvücût eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i ıslah eyle!
Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’in sıkıntılarını gider! (Bkz. Ebû Nuaym, Hilye, VIII, 366; İbn-i Asâkîr, Târîhu Dımeşk, XXXIX, 402)
(Amin)
…….
Yüreğe dokunan birkaç dizeyi paylaşmak isterim;
Söylesene SEVDİĞİM!
Hangi rengini çaldılar gökyüzünden
Bak zulüm Çin seddini aştı
Ahh SEVDİĞİM
İçimizdeki Musalardan ne haber vardır?
İbrahimlerden Yusuflardan
Yoksa Musa’yı kızıl denizde yalnız mı bıraktık?
Kendi ellerimizle mi verdik İbrahim’i Nemrutlara?
Şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf’un sesi
Unutma VERA !
Filistin de her doğan yeni çocuk ilkin annelerinin göğsüne
Sonrada yerdeki taşlara uzanırlar
Neredesin ?
Ey İsmail in boğazındaki merhamet
Üzerimizde ki bu acıyı kaldır
Ya ebabilleri gönder ya bizi de oraya aldır
Her taraftan bana yönelir seni arayan sesim
VERA BENİM!
VERA BENİM!
(N.Arıman)
…….
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…