Filistin’de çocuk olmak…

Çocuk olmak, çocuk kalabilmek ya da o çocuksu ruhunu ömrüne yayabilmek ne muhteşem yaşayış.
Hiç kimse seçemiyor ailesini, anne babasını, ülkesini ve bazı dönemeçlerde kaderini. Türkiye’de doğmak, nasıl bizim irademizle gerçekleşmediyse, başkaları için de Afrikada, Hindistan’da ya da Filistin’de doğmak da hiç bir çocuğun tercihi değil. İnsan kendi kaderini ailesinin ve ülkesinin kaderiyle birlikte yaşıyor ister istemez. Belki sen küçükken vefat ediyor baban, belki bir Cumhurbaşkanının biriciği olarak doğuyorsun. Afrika’da açlıkla sınanıyorsun ya da Filistin’de bombaların altında can vermekle. Lakin çocuksun, henüz kirli Dünyayı tanımamışsın. Gözün yuvarlanan toplarda, cicili bicili oyuncak bebeklerde, çelik çomaklarda, yarış arabalarında.
Gözlerinin içi gülüyor, kendin gibi bakıyorsun insanlara, kalbin gibi masumca.
Sonra bir ses duyuyorsun gök gürültüsüne benzeyen. Yakan, yıkan, dumanları etrafa yayan, ve çığlık sesleri… Korkuyorsun, şaşırıyorsun, annenin, evde ise eğer babanın gözlerinin içine bakıyorsun ve sessizce soruyorsun dudağını kıpırdatmadan ‘neler oluyor?’
Yaşın belki dokuz, belki on ya da onbir, ‘gök gürledi’ diyor baban ‘bir şey yok.’
İnanmış gibi yapıyorsun, hatta korkmamış gibi. Sonra artıyor gök gürlemeleri ve annenle babanın diyecek sözü kalmıyor.
Anlıyorsun ki bir savaşın ortasındasın. Herşey gözünün önünde, öyle flimlerdeki gibi de değil, canlı canlı yaşıyorsun hissediyorsun herşeyi.
Sana yalan söyleyecek avutacak kimse yok.
Neden mi?
Annen yok, baban yok belki kardeşin yok. Ve sen yapayalnızsın, üstelik yüreğinle birlikte bedenin de acıyor. Açsın, açlığını düşünecek dermanın yok, hissetmiyorsun bile. Elektriğin yok, karanlıklar içinde, sarılamadığın ailen olmadan, bombalar altında uykuya dalmaya çalışıyor, uyuyamıyorsun. Belki biraz dalmışsın yorgunluktan. Onu da bomba sesleri bölüyor.
Bir, iki günler geçiyor düşünüyorsun. Evdeki eski günlerinizi hayal ediyorsun. Babanın ve annenin aralarında konuştukları, bazen de sana söyledikleri kuşatıyor zihnini.
‘Allah en büyüktür. O istemezse hiç birşey olmaz.’ Dedikleri geliyor aklına. Ve bitiyor yalnızlığın, güçleniyorsun. ‘Bunu Allah istedi’ diyorsun. ‘Şehitler ölmez, aksine onlar diridirler fakat siz anlamazsınız’ ayetini okuyordu ya baban, için rahatlıyor. Onlar ölmedi, beni görüyorlar diye düşünüyorsun. Cennette birlikte olacağız, hiç ayrılmayacağız diye iç geçiriyorsun.
Etrafında ne kadar zor olsa da vefat eden bir çok çocuk görüyorsun ve düşüncen aynı. ‘Hepsi şehit oldular ve aslında ölmediler. Rabb’lerine kavuştular.’ Diyerek ayakta kalıyorsun.
Kocaman bir ülkenin içinde sıkışmıssın gidecek yerin yok. Bir mikrofon görüyorsun, hemen atılıyorsun ve haykırıyorsun.
‘Onlardan korktuğu muzu mu sanıyorlar? Asla burayı terketmeyeceğiz.’diyorsun. ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ diye soruyor gazeteci. Hiç yüksünmeden, korku duymadan;
‘Filistinde çocuklar büyümez ki.’ Diyorsun.
Eyy çocuk, ne kadar büyüdüğünün farkında mısın?
Ve eyy Dünya,
Filistinli bir çocuğun gözünde ne kadarsın?