BOYKOT DÜŞMANI,ZALİME DOSTTUR!



BOYKOT DÜŞMANI,ZALİME DOSTTUR!

Gündemine Ekim ayı itibariyle boykot giren Müslümanlara ayrı bir kırgın yanım var!Zira zulüm şimdi yoğunlaştığında mı zulüm yeni başlamış muamelesi yapmak doğru? Yoksa zulmün önüne set olabilmek için istikrarlı olmak mı?Fakat hiç değilse, farkettiler!? Yine de şükür sebebi!?

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)

Yıllardır Müslüman halka farklı ülkelerde sistematik bir zulüm var! Soykırım var! Dünya kör,sağır,dilsiz,kalpsiz!! Ya biz? Elimizle değiştirmek derken; gidip savaşamıyorsak, madden bir çöküntü yaşamaları için ve attıkları bombaya ortak olmamak adına Müslümanca bir tavır sergileyebiliriz. Bilmeyene yılmadan anlatabiliriz, hadsize de bu konuda dimdik duruşumuzla had sınırına çekilmesini öğretebiliriz.

Öfke duygusuna eşlik eden bir umutsuzluğu belki de iliklerime kadar hiç hissetmemiştim bu kadar…
Akşam 21.00 civarı annemden çocuklarla çıkıp eve yürüyordum. Elimde üniversiteli kızlarımızın hazırladığı boykota dair stickerlar! Özellikle zaman ayırarak çıkıp öyle yapıştırmayı tasarlayarak bekletmiştim bu işi! Fakat geç kaldım diye hayıflanarak bir kısmını bu akşam, bir kısmını da hafta sonu yoğunluğu varken yapıştırma kararı almıştım.
Markete yakın bir yere ” içeceğinizde bebek kanı var!” cümlesinin olduğu malum içeceğin resmini, bir elektrik kutusunun üzerine yapıştırdım.Önümde büyük oğlumla akran olduğunu tahmin ettiğim 17’lik üç genç (!) … Ruhu çürük,bedeni genç !! Yapıştırıp birkaç adım ilerledikten sonra “caaarrrttt” diye sökülme sesini duyunca çocuklarıma ilerlemelerini söyleyip fişek gibi geri döndüm.
O an nasıl bir hışımla döndüysem, diğer ikisi ortadan kaybolma derdine düşerek etiketi sökeni ortada bırakmışlardı. Söküp henüz buluşturacak vakit bulamadığı o stickerla yüzüme bakamıyordu!
“Oğlum neden söktün?” dedim.
“Merak ettim abla.” dedi hayasızca.
“Sökmeden de bakabilirdin!” dedim.
Yüzündeki o şuursuz gülüş içimi sızlatırken çileden de çıkarıyordu!
“Oğlum hiç mi Allah’tan korkmadın? Hiç mi merhametin yok, katliam var ya hu! Yazık!Bu vatan size mi emanet şimdi,vah! Derhal yapıştır onu söktüğün yere!” diye çıkışınca,gidip yapıştırdı.
Kendi sınırımı aşarak hiç tanımadığım birine emir kipi ile konuşmuştum.Fakat kendim için değildi tepkim.Safım belli olsun ve hiç değilse biri belki merhamete gelir de, yıllardır süren zulüm son bulur umuduydu.Belki ben uzaklaşınca yine söktü bilemiyorum. Fakat bu çocuklar bizim çocuklarımız değil mi?
Şehit kanıyla sulanmış bu vatan topraklarının evlâtları mı bunlar?Yüreğim alev alev acıyordu âdeta.Filistin için hissettiklerimin yanına, bir de içimizdeki insanlıktan uzak varlıkların hâli ekleniyordu.Hatta kurum ve kuruluşların tepkisiz,sessiz ve sinsice birşey yokmuş gibi tutumu da alışveriş yaptığım yerleri elememe sebep oluyor.

Umudumu yeşerten bahar çiçekleri kızlarımın hazırladıkları bir yanda, bahar çiçeklerini bir anda koparmaktan haya etmeyen genç bir yanda! İnsanlığın ve kulluğun parlaması için çalışanlar ve nefsin arzularına ömrü heba edenler hep karşı karşıya gelecek yazık ki! Oysa biz “küfür tek millettir” sözünü hatırlayıp “iman” çatısı altında buluşmaya çalışırsak güçleneceğiz.

Birileri zalime alkış tutarken, birileri de mazlumun sesi olacak elbet. Dünya tercihlerin yaşandığı yer, mahşer ise tercihin sonucu ile yüzleşme ve karşılığını alma yeri! Evet, elbette herkesten zulmün tavan yaptığı şu günlerde destek,adım beklemiyorum. Fakat su gibi gençlerin davasız,amaçsız, şuursuz hâlini de kabul edemiyorum. Müslüman isek, aynı sınırları konuşuyor olacağız. Sen zulme alkış tutmayı tercih edebilirsin, ama ben mazlumun yanında olmayı tercih ediyorum ve bunu özellikle farkındalığı arttırmak adına bir eylemle yapıyorsam haddini bilip elini uzatamazsın!!Uzatmamalısın…

Müslüman olmanın yanında aynı vatan topraklarında isek, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın”cılık yapamayız. Zulüm varsa,zalim varsa,adaletsizlik varsa, “dur” denilse, üzerimize sıçramasına engel olamayız. İnsan olmanın en güzel ve belirgin yanı; merhamet, saygı daha doğrusu bir kalp taşıyor olmak değil mi?

Koreli yönetici “Müslümanlar kutsalına saldırılırken sadece kınıyor. Ben olsam bütün nükleer silahlarımı kullanırdım” derken doğru tepkinin verilmediğine dikkat çekiyor. Bir gayri Müslim’in bu tutumu ve iki boykot afişine tahammül edemeyen genç!!!

Allah’ım! Ümmeti Muhammed’i bir ve beraber eyle… Nesillerimizi Seni bilen, İslâmca yaşayan ve zulme set olacak takva ile yaşayacak kıvamda yetiştirmeyi nasip eyle…(Amin)

Baki hürmet ve dua ile…