HEP BEN Mİ YAPACAĞIM?!



HEP BEN Mİ YAPACAĞIM?!

İnsan nahiftir, bedeni ne kadar güçlü olursa olsun her kalp ve her ruh sırça bir saraydır. İncelik bekler,fakat incelik gösterir mi? Sorumluluk sahibi olunmasını bekler, ama kendisi ne kadar sorumluluk alır? Düşünülmek ister, ama düşünür mü? Sadece ister ve bekler mi? Yoksa istediği hayatın mimarı olmak adına kulluk gücünü seve seve kullanır ve kolları sıvar mı?

Eğer yaptıklarını ya da yapacaklarını neden yaptığını bilir, kendini tanırsa insan, herşey anlamını bulur. Anne/baba evlâtlarını büyütürken, on tane dahi olsa; “hep ben mi yapacağım?” cümlesini aklından dahi geçirmeden severek yapar.(Tabi merhametten uzak istisnai durumlar yazık ki var!) Ebeveyn gençliğinin en güzel yıllarını, düşünmeden evlâtlarına adar. Duası bellidir; “yeter ki hayırlı kul/ümmet/evlât/insan olsun”… Ancak bazen on evlâdın arasında kendini yük hisseden anne/baba öykülerini dinliyoruz yazık ki! “Sen bakmadın, sıra sende,hep ben mi bakacağım,tek evlâtları ben miyim?” cümleleri ile kamburlaşıyor yaşlı anne/babanın yüreği. Oysa hesap günü herkes kendi hesabını kendi öder.Önemli olan “ben anne/babamın yaşlılık günlerine ulaşıp dualarını almak için çabaladım Allah’ım” diyebilmektir. “Kardeşlerim bakmadı,ben tek çocuk değildim ki” gibi nefsani bahanelerin geçmediği, adalet terazisinin hassas çalıştığı güne ne hazırladığımız önemli.

Eşler arası ilişkilerde de “hep mi ben toparlayacağım tatsızlıkları?” sorusunu sıkça duyuyorum. Evet, nefs bunu istemiyor elbette. Fakat tatsızlıklara rağmen, o evlilik devam ediyorsa, o hâlde haneyi yaşanır hâle getirmek gerek. Örneğin çok beğendiğiniz,istediğiniz bir şeyi almak istiyorsanız, onu sürekli birine söyleyerek aldırmaya uğraşmazsınız.Alabilmek için, şartları uygun hâle getirmeye yönelik hamleleri zor da olsa yapmak için gayret edersiniz. Evlilikte de amaç ve ulaşılmak istenen nokta huzurlu aile yuvası ise, önce ortalığın toz duman olmasına sebep olan durumları tespit ederek yerinden kaldırmanız gerekir.Kabalık, cimrilik, ilgisizlik gibi problemleri çözmek için ihtiyacınız olan şey, kavga ve öfke nöbetleri değil elbette.Ancak problemleri çözümsüz hâle getirmek istercesine bu tavırlarla ısrarcı davranmak, yanlış yoldan istenilen sonuca ulaşmak için gösterilen beyhude çabadır. Değer görmek isteyen eş; hânenin genel havasını negatife sürükleyen sert tavır (ki ayette kaba ve katı yürekli olsaydın şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi hitabını, ümmet olarak üzerimize alınmamız gerekir) , çözüm değil problem odaklı yaşama ısrarı gibi tutumları öncelikle hayatından çıkarmalıdır. Sadece faydasız davranışı çıkarmak yetmez, yerine faydalı ve güzel olanı da benimseyerek yaşama azmi gerekir. Bir taraf ısrarlı bir şekilde düzeltmek isterken, diğer tarafta ayak uydurursa yol almak kolaydır.Fakat bir taraf çabalarken, diğer taraf hem bu çabayı görmezden gelir hem de pozitif yönde adım atmazsa, bir süre sonra gayret yorulur .Ve gayreti yorulan kişi, kötülük etmese de nötr kalarak uyku moduna geçer tabiri caizse.
Kul acizdir ve “nefsini bilen Rabbini bilir” deniyorsa, ayağına imtihan olarak sürekli takılan şeyle yüz yüze gelmek yerine doğru manevralarla kendini nefsinin zayıf olduğu yerden muhafaza etmeye çalışmalıdır.

Hep ben mi affedeyim?
Affede affede ilâhî affa lâyık hâle gelebilmek mümine yakışır (O.N.Topbaş)
Affet kardeşim, ne olur ki affetsen ve affettiğin kişiyi hayatında doğru yere koyup imtihan olmaktan çıkarsan!

Hep ben mi ilgineyim annemle/babamla?
İlgilen kardeşim! Anne/babasının yaşlılık günlerine eripte kendini affetirmeyen sürünsün duasına amin diyen Peygamberi’nin yoluna yakışır hâle gelme çabası insana zahmet olur mu hiç?

Hep ben mi fedakârlık edeyim? Et kardeşim!
“Altın ne oluyor,
can ne oluyor,
inci mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan,
bir güzele fedâ edilmedikten sonra?”
(Hz.Mevlânâ)

“Hep ben” ve “Allah rızası” aynı cümlede olsun ve bedenimizde can bulsun yeter ki! Bu dünya imtihandır ve dinlenmek kabirde mümkündür.Dinlenebilmek için de bu dünyada “Ben hep Allah rızası için…” diye başlayan kaliteli cümle kuracak amelimizi arttırmaya ihtiyacımız var.

Ben hep Allah’ın yarattığı her canlıya saygı ile yaklaştım.
Ben hep Allah rızası için kırgınlıkları bir kenarda bırakıp yoluma devam ettim.
Ben hep Allah rızası için büyüklerime hürmet ettim.
Ben hep Allah rızası için yaratılanlara merhamet ettim.
Ben hep Allah rızası için dilimi,gözümü,kulağımı,kalbimi,zihnimi muhafaza etmeye çabaladım.
Ben hep Allah ve Rasulü’ne düşmanlık besleyenlere buğzedip onlara benzememek için çabaladım.
Ben hep….

Şöyle cümlelerimiz olsa amel defterimizde daha ne isteriz ki?
Allah her tercihimizi rızasına uygun yapacak iman,ihlâs ve takva ikram etsin inşallah…(Amin)
Baki hürmet ve dua ile…