‘Oku’ Emrinin Keşfi…

Merhaba dostlar, geçtiğimiz günlerde ufak bir söyleşiye katılmıştım. Okumak, yazmak gibi konuları konuşmuştuk. Sonra baktım ki bunun üzerine pek de yazmamışım. Neden okuruz ve neden yazarız?
İnsan oğlunun ruhu bambaşka ve çok özel yaratılmış. Bedenden ziyade öyle derin ihtiyaçlarımız var ki ister istemez yöneliyoruz bu ihtiyaçlarımıza.
Bir şeyler arıyoruz ne aradığımızı bilmeden. Ve bulmak tabi ki kolay olmuyor. Daha önce dinlediğim, ‘düşünen insanlar için’ diye bir program vardı. Tıpkı bunun gibi kendini, alemlerin içindeki zerreliğini merak edenler giriyor bu yükün altına. Soruyor, araştırıyor, okuyor, gözlemliyor. En doğruya ulaşmak için, her harfin hesabını yapıyor tabiri caizse. Gördüklerinin ruhunu inceliyor adeta.
Okuyor, okuyor, okuyor…
Kimi kendini, kimi dünyayı, kimi kitapları… Bilerek ya da bilmeyerek ‘oku’ emrinin hakkını veriyor.
O’nun ismiyle okursa insan doğruya ulaşır ancak. Ulaşır ve doğrunun doğruluğunu kolayca farkeder. Hataları en aza iner böylece. Yoksa yaşayarak öğrenmek bedeli en ağır olan öğrenme şekli. Yanlış yaparak sadece o yanlışlığın yanlışlığını ögreniriz. Peki doğruyu bulmak için kaç yanlışa ihtiyacımız var.
Ya ruhumuz; o dayanabilecek mi kayıp oluşlara ve ömrümüz yetecek mi dürüst yaşamaya?
Dostlar vaktimiz az, hayallerimiz sonsuz belki.
Kimse demedi belki neler okumamız gerektiğini. Yol gösterenimiz olmadı. İşi zor böyle olanların ancak edebi edepsizlerden ögrenenler de az değil.
Okumak, ufku genişleten, bakışı derinleştiren, hayatı anlamlandıran bir var olma sanatı.
Anlamak, anlaşılmak ve kendini tanımak adına. Kendini tanımak dünyayı tanımak aslında. İnsan da âlemlerden bir âlem neticede.
Kendini bilmek, herkesi bilmekle eşdeğer.
En kuytulardaki o görünmeyen duygularınızın farkındaysanız eğer, alemlerin Rabb’iyle büyük bir bağ kurmuşsunuz demek. Sadece o bağa sıkı tutunmak gerek.
Yok farkında değilseniz eğer nerede olduğunuzun, benden size tavsiye beyaz bir kağıt ve kurşun kalem sadece ihtiyacınız. Yürüdüğünüz çizginin ihtivasının, neye ihtiyacınız olduğunun farkına varmak için yazın. Hataların olacak, doğrularının yanında. Nefsini tanıyacak, kulağına fısıldayan şeytanın adımlarını anlayacaksın. İçindeki hırsın, öfkenin, hüznün, belki başı boşluğun, tembelliğinin farkına varacaksın. Kağıt üzerinde nesneleştireceksin ruhunu ve tanıyacaksın kendini.
Vardınız mı kendinizin farkına. Harika…
Öyleyse farkındalığınızda sıra. Başka arayışlara buluş olmak için. Yarınlara yol yürüyenlere yeşil ışık, karanlıkta kalanlara meşale olmak için.
Belki bir çocuk, belki bir genç ya da sonbaharında çiçek açmak isteyenler yol yürüyecek arkandan. En önde sen, belki birilerinin izinde ama dosdoğru bir çizgide.
Kelimeler senin, noktalar, virgüller ve soru işaretleri senin.
‘Oku; Rabb’inin adıyla oku.’ emrinin muhatabı olmaya çalışan, ne okuduğunu okutturan güzel insan.
Okuyacakların bitmedi, bitmeyecek.Tabi yazacaklarında…
Bâki muhabbetlerimle…
Özlem Pazvant