Anasayfa > Köşe Yazıları  >  İçimizdeki Ben…

İçimizdeki Ben…



Merhaba dostlar farkındamıyız içimizdeki gerçeğin, ruhun, belki nefsin.
Yunus’un dediği gibi ‘bir ben var, benden içeri…’ dediği içimizdeki benin.
Öyle başıboş koşturmacalarımız var ki, öyle meşgulüz ki; oturup düşünmeye ya da başımızı iki elimizin arasına almaya ne zamanımız var ne de mecalimiz.
Şu yetmiş yıllık dünya hayatında yaşamamız gereken ne de çok şey var. En güzel elbiseler giyilmeli, evlerimizin salonu ahenkli, uyumlu, biblolu, tablolu olmalı. Marka olmazsa olmaz tabi. O markaları almak için ne kadar zamanımız gitti, saniyeleri sayılı ömrümüzden. Bir gömlek ya da ayakkabı için kaç gün ayrı kaldık sevdiklerimizden, kendimizden ve Rabbimizden.
Çalışmamız bittikten sonraki dizilerimiz ve sosyal medyamız,
can sıkıntısına, zaman öldürmek için yazıldığımız kurslarımız, sırf hava civa diye gittiğimiz tatillerimiz olmazssa olmazlarımız…
Peki gerek var mı bu kadar koşturmaya, neyin çabası bu, neyin ispatı kendimize ve çevremize. Tabiki bazı şeyler yaşanacak, lakin ‘neden bunu yapmalıyım?’ sorusunun cevabını bulmalı, ona göre kıymetli vakitlerimizi değerli anlarla onurlandırmalıyız.
İnsan ancak sakinleşirse, yavaşlarsa kendine döner, bakabilir içine. Duyar, hisseder, anlar.
Zihnine ve kalbine gelen seslerin iç yüzünü keşfeder ya karşı koyar ya da boyun eğer.
Nefsini ve şeytanın vesveselerini anlar, ruhunu inkişaf ettirme yoluna girer.
İşte o zaman kavuşur maddeden manaya. Kavuşur içindeki ‘ben’e ya da ‘ben olma’ arzusuna.
Düşünüyorum da o ‘ben’de gizli vefa, onda gizli samimiyet, fedakarlık, cesaret, merhamet ve erdemli her düşünce. Ne diyelim bulmak ve yaşamak lazım.
Nasıl peki? Dediğim gibi yavaşlıyalım önce sonra adım atalım iyiliklere. Nasıl ki taviz tavizi getirirse iyilik de iyilik getirir ve diğer iyiliklere kapı açar. Yeter ki isteyelim. Düşüncemizi amele çevirelim. O halife olan ruhu çıkaralım dışarı. Bir zaman sonra farkedeceksiniz ki bakışınız, duruşunuz, değerleriniz değişmiş bir buldunuz mu ruhunuzdaki o muhteşemliğin tadını bir daha vazgeçmek imkansız zaten. Neden mi? Vicdanınız el vermez ki…iyi ki de el vermez. Rabbimizin ne güzel nimetidir bu bize.
Tadı başkadır onun, huzurdur, dinginliktir, umuttur, özgürlüktür, kendin olmaktır ve yaşamın sonsuzluğa uzanan sapasağlam ipidir.
Sonsuzluğa uzanan urganınızdan içinizdeki dostunuzla birlikte sımsıkı tutun dostlar. Ve sakın bırakmayın…
Selam ve dua ile…


Sıradaki Habere Kaydır