OTURMA,YORUL



OTURMA,YORUL

“O halde boş kaldığında kalk ve yorul”(inşirah-7)
En yoğun olduğum zamanlarda gönlüme düşen ferahlık damlası, İnşirah süresi…”İşim bitse de,otursam” gibi bir cümlenin Müslüman ile müsemma olmadığını tatlı tatlı hatırlatan ayeti kerime…
Yoğun temponun altında ezildiğimizi hissettiğimiz anlar muhakkak olmuştur.Bazen “artık bu gün bitsin, uyuyalım ,zira yetişemiyorum” dediğim anlar oluyor.Ama elimden bir ilahi kelam tutuyor hemen.”O halde boş kaldığında kalk ve yorul”
Tefekkür etmeye çalışıyorum tüm acziyetimle…Demek ki ;dinlenmek ve boş oturmak bu dünyaya ait birşey olmasa gerek diyorum.
Gençlik Farsça kökenli bir kelime ve manası “hazine”…Yani ömrün hazinesi gençlik… Rabbimiz bu döneme öyle önem vermiş ki;hesabı sorarken bile ömürden ayrı tutuyor.Hadisi şerifin bildirdiğine göre kul kıyamet günü şu beş şeyin hesabını verecek;
ömrünü nerede tükettin? _gençliğini nerede tükettin? _malını nerede kazandın? _malını nerede tükettin? öğrendiğin ilmin ne kadarı ile amil oldun?
Öyleyse gençlik oturulup boşa geçirilemeyecek kadar kıymetli…Bu sorunun muhatabı olduğumuzda yüz akı ile “senin yolunda tükettim” diyebilmek için değil mi çırpınışlarımız?
“Ne yapabilirim ki?” sorusu sadece şeytanın kandırmacası olabilir.”Muhakkak benim de yapabileceğim birşeyler olmalı” doğrusu.
Fatih Sultan Mehmet Han Hz.,Fatih Camiini yaptırmaya karar verir.Ancak kendi şahsi servetinden…Çalışacak olan askerlere yardım almamaları konusunda tembih eder.İnşaat başlar.Bir süre sonra F.S.M Han Hz. bir rüya görür.Rüyasında bir kap yoğurt ve Fatih Camii terazide dengede durmaktadır.
Hünkâr çalışmakta olan askerlerin yanına gider ve sorar:
“Evlâdım hanginiz yardım kabul ettiniz?” der.İçlerinden bir asker: “Ben hünkârım ” der ve mahcup bir şekilde devam eder.
“Güneşin altında çok yandık,susadık.Yaşlı bir teyze bir kap yoğurt getirdi onu yedik”der. Ulu Hakan mütebessim bir şekilde cevap verir: “Biliyorum evladım.Koca cami ile bir kap yoğurdu dengede tutan şeyin gönülden ve Allah rızası için olduğunu…”
İşte durum bundan ibaret aslında gönülden ve Allah rızası için daima gayret içinde olmak… Hayrın ,gayretin büyüğü,küçüğü olmaz.Önemli olan gönülden yapılması…

Dünyanın içinde bulunduğu duruma bakacak olursak, zaten bir an duracak vaktimiz kalmadığını daha iyi idrak ediyoruz,değil mi? Bazen umutsuzluğa düşen aciz yüreğimde yankılanan hadis, toparlıyor dağılan ruhumu;
“Yarın kıyametin kopacağını bilseniz, elinizdeki son fidanı mutlaka dikiniz”
Son fidan bazen bir bardak su vermektir,bazen bir tebessüm, bazen hatır sormak,bazen affetmek, bazen boykot konusunda ince eleyip sık dokumak… Herkesin “son”u başka zamanlarda gelecek belki, fakat önemli olan sona yürüdüğünü bilen kulun, o sonu en kaliteli şekilde bekliyor olması!
“Ölmek istemeyeceğiniz yerde yaşamayın” diyorum bazen gençlerle olan programlarda.Aslında önce kendi aciz nefsime hatırlatma olsun diye…
Öyle bir yerde bulunmalı ki insan, son nefes sahibine teslim edilirken Azraili imrendirsin…
Yorul,bir daha yorul ve bir daha…Şöyle bir uğrayıp geçilen bu fani hayat dinlenecek kadar uzun değil … İnşirah süresi tadında bir hayata talip olacağız.Zorlukların arasında ferah kapısını, kolaylığı bulacağız…Bir işi Allah rızası için hakkı ile yapıp ,hemen bir diğerine başlayacağız.Bitkin,yorgun değil , umutla,gayreyle ve enerjiyle…Sadece en sevgiliyi razı edebilmek için…
Selam ve dua ile efendim…