Anasayfa > Köşe Yazıları  >  ŞÜKÜRDEN SIRRA BİR YOLCULUK

ŞÜKÜRDEN SIRRA BİR YOLCULUK



Gördüğümüz, bildiğimiz, hissettiğimiz ile yaşadığımızı düşünürüz hep. Oysa gözle göremediğimiz, hissedemediğimiz, varlığını dahi bilmediğimiz ne çok şey vardır hayatımızda. Yokluğuna maruz kalmadan, varlığını hissedemediğimiz ne çok şey güzelleştirir hayatımızı. Sadece vücudumuzda dahi bilemediğimiz sayısız nimet vardır. Tırnak uçlarımızdan tutun da saç tellerimize, burun kıllarımıza kadar bilemediğimiz, hissedemediğimiz nimetlerle donatılan varlıklarız. İnsan nimeti kabul ettiği ölçüde şükrünü eda eder. Şükretmemenin kaynağı ya nimeti bilmemek ya da kabul etmemektir. Bildiğimiz bilemediğimiz, gördüğümüz göremediğimiz, hissettiğimiz hissedemediğimiz bütün nimetler için sonsuz şükürler olsun…
Bazen de bize verilen nimetleri görmezden gelerek başkalarına verilen nimetlerin peşine düşeriz. Falancanın şunu var bunu var… diye uzayıp giden cümlelerin arkasına gizleriz şükretmeyişimizi. O kişilerin hangi imtihanlarda olduğunu bilmeden sıralayıveririz umarsız kelimelerimizi. Bize verilmediğini düşündüğümüz nimetler için onların çok çalışmış olacaklarını akıl etmeden konuşuruz. Belki de zamanında fevkalâde kanaat gösterdikleri için mükafat olarak verilen nimetlerdir dilimize doladıklarımız. Kime, ne, neden verildi bilemeyiz. Ancak bize verilen nimetlerin artmasını istiyorsak şükrümüzü layığıyla etmeliyiz. Bize verilen nimete yakışır şekilde şükretmeliyiz… Ufak bir kaza sonucu tırnağım çıkmıştı yerinden. Parmağım nereye değse canım acıyordu. O zaman bir tırnağın bile gün içinde kaç kez canımızın yanmasını önlediğinin farkına varmıştım. Tırnaklarım için şükretmiştim.
Sadece verilen maddi nimetler için mi şükretmeli insan? Mal, mülk, sağlık haricinde de şükretmemiz gereken nice nimetler vardır. İnsan manevi nimetlere de şükredebilmelidir. İnançlı olmak başlı başına bir şükür sebebidir. İyilik yapabilmek de şükür sebebidir. Tabi layığıyla yapabiliyorsak. İyiliği layığıyla yapmaz ve şükrünü etmez ise insan, Allah bir daha ona iyilik yapma fırsatı vermeyebilir. Bu konuda yaşamın içinden ibretlik bir örnek vermek istiyorum kıymetli dostlar.
Zor durumda olan bir arkadaşım vardı. İmkânları iyi olan başka bir arkadaşım ona yardım etti. Zor durumunda olan arkadaşımızın müşkülünden kurtulmasına vesile oldu. Oldu olmasına da her fırsatta yaptığı bu iyiliği konuştu. Konuşabildiği her yerde konuştu. Kendi konuştu, eşi konuştu, çocukları konuştu… Bu konuşmaların çoğu bir zamanlar zor durumda olan arkadaşımızın kulağına gidiyordu. Hatta bazen onun yanında dahi konuşuyorlardı. Zor durumda olan arkadaşımız yapılan iyiliğin altında kalmamak için defalarca işlerini görmesine rağmen konuşmaya devam ettiler. Öyle ki onların konuşmalarına aldırış etmeden her işlerinde yardım ediyordu. Belli ki onları susturmak, yaptıkları iyiliğin altında ezilmek istemediği için yapıyordu bu yardımları. Ancak susmak bilmiyorlardı. Yıllarca konuştular yaptıkları iyiliği. Sadece arkadaşımıza yaptıkları iyilikleri değil kime ne iyilik yaptılarsa hepsini konuştular.
Sonra ne mi oldu? İşte burası ders niteliğinde. Allah onların elinden iyilik yapma fırsatını aldı. Çünkü onlar iyiliği kendinden bildiler. Oysa Allah’ın onlara verdiği bu nimet ile hem dünyalarını hem ahiretlerini cennet yurtlarına çevirebilirlerdi. Bir zamanlar zor durumda olan arkadaşımız onların yaptığını yapmadı. Her zor durumlarında yanlarında oldu. Hiçbir yerde konuşmadan sessiz sedasız… Yine de durumları günden güne kötüye gitti. Ne yaptılarsa toparlayamadılar. Kurtulmak için çırpındıkça daha derinlere gittiler… Gözlerimizin önünde vuku bulan bu olayda ibretlik çok şey vardı…
Burada şükür kadar önemli bir şey daha var kıymetli dostlar. Sır!.. Yapılan iyilik sır olarak kalsaydı kıymeti arttıkça artacaktı. Belki de başka nimetlerin şükrüne vesile olacaktı. Sır, hayatlarımızı güzelleştirir. Verilen nimetleri daha lezzetli hale getirir. İyilik yapabilmek bir nimetse yaptığı iyiliği sır olarak saklamak o nimetin lezzetini artıran başka bir nimettir.
Sırrın tılsımlı bir yanı vardır. Yapılan iyilikten tutun da gerçekleştirmek istediğimiz projelere kadar sır önem arz eder. Yaptığımız iyiliği konuştuğumuzda bir değeri kalmadığı gibi gerçekleştirmeyi düşündüğümüz projeleri konuştuğumuzda da önemsizleştirmiş oluruz. Hatta çoğu zaman konuştuğumuz projeleri gerçekleştiremeyiz…
Sadece maddi hayatımızda değil manevi hayatımızda da sırrın önemi büyüktür. Nafile olarak yaptığımız ancak konuştuğumuz her ibadete her zikre riya bulaşır ve değerinden kaybeder. Bu demek oluyor ki sır insanı riyadan korur.
Başka bir açıdan baktığımızda sır insanın değerini de korur. Sır tutan bir insana kendi açımızdan bakalım. Bir müşkülümüz olduğunda sır tutacak, konuştuklarımızı muhafaza edecek birine mi gideriz yoksa verdiğimiz örnekteki gibi bizi her fırsatta konuşacak, kendine malzeme yapacak birine mi gideriz? Hangisi bizim yanımızda daha kıymetlidir?
Allah katında da sır tutan kişi değerlidir. Çünkü sır aynı zamanda kusurlara örtüdür. Kusurları örtenleri dinimiz ayet ve hadislerde övmüştür.
Şükürden sırra bir yolculuktur hayat. Şükürle bereketlenen, sır ile cevherleşen hayatlarımızın olması dileği ve duasıyla.
Saygılar, sevgiler.


Sıradaki Habere Kaydır