KELEBEK KANATLI MISINIZ?
Toplantı sonrası,yazdan kalma bir sonbahar gününün tadını çıkararak yürüyorum.Bir yandan da zihnimde işlerime dair öncelik sıralaması yapmaya çalışıyorum.
Önümde yürüyen iki hanım,zihnimi alt üst etti âdeta…Gözüm onlarda,bir süre arkalarından ilerlemeye çalıştım,zaten geçmem mümkün değildi. Neden mi?İki hanımın elinde birer tane yaklaşık dört metrekarelik halı. Belli ki yeni alınmış.
Bir hanımın gücünün üzerinde bir işi yapıyorlardı binbir zahmetle!Onları böyle görünce Şengül Yiğit Hanımefendi’nin ” cam silmek kadın işi değildir” deyişi geldi aklıma. Cam silmekten daha zordu o anki tablo…
Sonra babamı birkez daha gönül dolusu minnet ve dua ile anımsadım. Çünkü babama göre;hanımefendi elinde çantasından başka bir poşet bile taşımazdı. Annemle çarşı dönüşümüzde dükkânımıza uğrardık.Babam elimizdeki poşetlerimizi asla eve götürmemize izin vermez “ben getiririm” diyerek elimizden alırdı.
Zamanın şartları mı,kavvamlık sıfatını unutan erkekler mi,İslâmı hayatın merkezine yerleştirememek mi desem,kadınların hergün biraz daha sosyal hayatın sıkıntıları altında eziliş sebebi bilemedim.
Oysa Allah Rasulü (S.A.V) son hutbesinde “kadınlar size Allah’ın emanetidir ” buyurmuştu. Öyle ya,kıymetli olan şey emanet edilirdi.
Yolda bir hanımefendiyi darp eden tıp öğrencisi gündeme oturmuştu yıllar önce. Malesef Allah Rasulü’nün “emanet” diye nitelendirdiği kadın,bir magandanın hedefi olmuştu. Yine geçtiğimiz yıllarda “Özgecan vahşeti “, “Münevver cinayeti “…
Adını soran müşteriye cevap vermediği için darp edilen kasiyer…
Her türlü zulme maruz bırakılan Doğu Türkistan ve Filistin başta olmak üzere dünyanın pekçok yerinde varlık mücadelesini sürdüren Müslüman kadınlar…
Liste uzayıp gidiyor…
Zombi hapı,bonzai ile uyuşturulan genç,
Bir kadına nikâhsız ve izni olmaksızın dokunamayacağını umursamayan sapık,
Pedofili,
Terörist,
Saygı yoksunu,
Sevmeyi bilmeyen,
Savunmasız bir kediye eziyet eden sadist,
Dünyaya getirdiği yavruyu çöpe atabilen canavar,
Kimsesizler yurdunda zulmeden vahşi,
Soykırıma hayasızca tepkisiz kalan sözde medeniyetler(!)…
Hata çok büyük dostlar!!!
“Bana göre ” modundan çıkıp bir an önce yapmamız gerekenlere eğilmeliyiz. “Vah,tüh”ler bize birşey kazandırmaz. Farkettiğimiz her yanlışa “ben ne yapabilirim?” deyip kolları sıvamak şart. Yüz adımlık gücümüz varsa doksandokuzda bırakmak olmaz.
Gelecek güzel günlerin temeli için, bir hamle de bizden olsun.Sıkça söylediğim bir cümleyi birkez de köşemde telaffuz edeyim:
“Bir peygamberi de,bir padişahı da bir kadın büyütür,ilk eğitmeni olur.”Hayme Hatun misali toplumu imar edecek güce sahibiz…Önce kendimizi sonra çevremizi…
Ruhen , bedenen narin yaratılan kadının özünü unutması,fıtratının dışına çıkması zorlaştırıyor aslında herşeyi….
İnsan içinde bulunduğu kabın şeklini alır,su misali…Nasıl mı?Maskülen tarz…Takım elbise ,loafer ayakkabı ile yürüyen bir hanımı inceleyin…Bir de uçuş uçuş şifon eteği,dantel bluzu ile olanı…Biri kelebek gibi zarif,diğeri zamanla rahat hareketler ve erkeksi tavırlar sergiler…Ya da daracık pantolonu,alınmış kaşları,manikürlü elleri,epilasyonlu vücutları ile ortalıkta dolaşan sözüm ona “bakımlı erkekleri” gözden geçirin…Yani işe en baştan başlamalı diyorum.Görüntüden iç âleme kadar aslına uygun yeniden yapılanmaya ihtiyacı var toplumun.
Yeni bir düzen için toplumun mihenk taşı olan kadın ve kadının emanet olduğunu idrak etmiş erkek şart…Zahmetsiz rahmet olmaz…
Aile içindeki dengeyi kuramayan kadın ve erkeğin, ümmetin derdiyle dertlenecek vakti yok.Derdi olmayan ebeveynin çocuğuna aktaracak ve dünyaya kuvvetli bir maksatla tutunmasına sebep olacak davası yok.Anlam arayışına düşen, hayattan keyif alamayan, umutsuz, duygularını / insanlığını keşfedememiş robotumsu insanlar …
Bugün beğenmediğimiz ne varsa , müdahale edecek “dur ” diyecek olan biziz…Gayret bizden,lütuf Allah’tan…
Dua ile efendim…