Öztürk; ''Kendi masalımın kahramanı oldum''


Gazetemizin köşe yazarlarından Masal Öztürk kendi hayatını dönüştürmek amacıyla çıktığı yolda, herkesin ihtiyacı olan sevgiyi önce kendine verip, içinde olan potansiyeli ve gücü keşfederek yarattığı 'Elim Elimde' projesini, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne özel Gazete Gebze'ye anlattı.


Öztürk; ''Kendi masalımın kahramanı oldum''

Çocukluğunda yaşadığı zor anları dönüştürerek güçlenen Masal Öztürk, kendi masalının kahramanı olmayı seçtiği bu yolda, diğer insanlara da ışık olmaya niyet ederek hayata geçirdiği ‘Elim Elimde’ projesi ile insanların kendi masallarının kahramanı olması için rehberlik yapıyor. Sosyal medya platformu instagram’da @elimelimde isimli hesabı ile geniş kitlelere ulaşmayı amaçlayan Öztürk, yazma tutkusunu profesyonel hale getirerek, Anadolu Üniversitesi AÖF Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden 2021 Ocak ayında mezun oldu.  Eğitim altyapısını tamamlayarak kalemini güçlendiren Masal Öztürk, ilerleyen zamanlarda çıkarmayı planladığı kitabı için hazırlıklarına başladı.

PROFESYONEL KOÇLUK EĞİTİMİ ALDI

Her zaman öğrenmeye ve gelişmeye açık bir insan olduğunu anlatan Masal ÖZtürk, ”Hayatım boyunca her zaman kendimi geliştiren, öğrenen, hayatı ve insanı anlamaya çalışan bir insan oldum. 2018 yılında Profesyonel Koçluk eğitimini tamamladım. 2021 Ocak ayında Elim Elimde projemi hayata geçirdim ve Şubat ayında Numeroloji eğitimini tamamladım.” dedi.

”BEN HİÇ MASAL DİNLEMEDİM, MASAL OLDUM”

‘Elim Elimde’ projesinin oluşum sürecinden bahseden Öztürk, ben hiç masal dinlemedim, masal oldum diyerek; ”Tam anlamıyla hayatın içinden bir masal… Zorluk, çaresizlik ve korkular ile başlayan daha sonra muazzam bir dönüşüm ile devam eden, başarı dolu ve ilham veren bir masal. Projemin doğuş hikayesini anlatırken sizleri biraz geçmişe götüreceğim… Dünyası annesi, annesinin dünyası da ben olan bir çocuktum. Hatta beni tek seven, koruyan kollayan, şefkat gösteren tek kişi oymuş gibi hissediyordum. Öyle güçlü bir bağdı ki bu! Hem sevgi hem de kaybetme korkusu ile geceleri bile annemin elini tutarak uyuyordum. Yaklaşık 8 yaşına kadar annem ile böyle bir ilişkim oldu. Ve 8 yaş civarında bir gün televizyonda ‘Üvey Baba’ adlı diziye rast gelmiştim, onu izlerken çocuk ben olarak o kadar korkmuştum ki! Sonra nereden bilebilirdim ki o sahnenin içinde olacağımı! Annemin ikinci evliliği ile 9 yaşında ben sanki o dizinin içine girmiştim.  İşte o zaman hani derler ya, ‘Her şey 360 derece değişti!’ tam anlamıyla her şey öyle olmuştu. Ben neredeydim? Ne yapıyordum? Ben şimdi kimdim? Her şey karmakarışık olmuştu. 9 yaşında kendimi yabancı bir dünyada küçük kız kardeşime annelik yaparken ve evin bütün sorumluluğu bana kalmış şekilde buldum. Ve o tuttuğum el, beni en çok seven dediğim, kaybetmekten korktuğum için elini tutarak uyuduğum annem gitmişti.”açıklamalarında bulundu.

”BENİ BÜYÜK BİR SAVAŞA GÖTÜRDÜ”

Annesi ile arasındaki sevgi bağı, kaybetme korkusu ve küçük yaşta öğrenmek zorunda kaldığı sorumluluklarından söz eden Masal Öztürk, ”Bir insanı hele ki anneyi yanındayken kaybetmek bir çocuk için hem anlam veremediği, hem de kabul edemediği bir bilinmezlik ve kocaman bir acıydı. Çoğu insan terk edilmeyi fiziksel bir deneyim olarak düşünür. Fiziksel terk edilme; bir ebeveyn öldüğünde ya da fiziksel olarak çocuğun hayatından çıktığında gerçekleşir. Duygusal terk edilme ise inandığınız önemli bir kişinin sizi önemsemeyi ve sevmeyi bırakmasıdır. Ve fiziksel terk edilme ile aynı acıdadır. Hatta bazen daha fazla bile acıtır. Bedenen görürsün ama ruhen seninle değildir. Bende annemle aynı evde yaşıyordum ama sanki kilometrelerce uzaktık. Bu duygusal terk edilme beni bir çocuk olarak hem içsel hem dışsal olarak büyük bir savaşa götürmüştü. Tabii ki tek kayıp o değildi. Baba, erkek kardeş, aile bağları her şey bir anda yok oldu. Ama en acısı yanındaki annenin kaybıydı. Ve ben her zaman annemde 9 yaşından önceki anneyi aradım. Sanki o annenin gittiğini kabul edersem o gerçeklikle yaşayamam gibiydi. O eli hem onda, hem de herkeste aradım. O kadar çok aradım ki! Defalarca düştüm dizlerim kanadı ama tekrar kalktım. ‘O el değilmiş!’ dedim yine aradım. Çok uzun bir yolculuktu.” ifadelerini kullandı.

”KENDİME KENDİMİ HEDİYE ETMEK İSTİYORUM”

Kendi yaralarını sarmanın yolunu arayan Masal Öztürk, iyileşme sürecini ve hayatını dönüştürdüğü zamanlarını anlatarak; ”21 yaşında sevgili eşimle evlendim. Benim için hayatımın dönüşümü başlamıştı. İşte o zaman ‘Ben kimim?’ diye sordum. Ben kimdim, neyi severim, neyi sevmem hiçbir şeyi bilmiyordum. Sanki bir fanustan çıkmıştım. Ama şunun çok iyi farkındaydım. Ben yaralıydım! Ve çocukluğu yaralı olan insanların bilerek ya da bilmeyerek insanlara ne kadar zarar verdiğini biliyordum. Çünkü ben yaralı çocuklarla yaşamıştım. Onların o yaralarla hem kendinde hem de başkalarında ne kadar yara açtığını biliyordum. Bu farkındalıkla evlendiğim ilk ay eşime “Ben kendimi iyileştireceğim, benim yanımda olur musun?” Diye sordum. Eşim de bir yaralı çocuk olarak ve o da aynı hedefi olduğu için beni o kadar iyi anladı ki! Bana her zaman destek verdi ve her zaman yanımda oldu. Ben kişisel gelişim kitapları ile çocukken tanışmıştım bununla birlikte daha bilinçli olarak 2014 yılında tamamen kişisel gelişim serüvenim başladı. Kişisel gelişime dair kitaplar okuyor, seminerlere gidiyor, filmler izliyordum. Günden güne kendimi keşfetmeye başladım. Ve 2017 yılında Koçluk Eğitimi almaya karar verdim. 2018 yılında Koçluk eğitimine başladım. Kendimle ilişkim tam anlamıyla bu eğitimde başladı. O eğitime gittiğim gün, kendime kendimi hediye etmek istiyorum demiştim. Ve eğitim süreci benim için kendi derinlerime indiğim, yüzleştiğim ve kendimi tanımaya başladığım bir süreç oldu. Eğitim süreci ile birlikte tam 3 yıl kendi içime döndüm. Teknikler, seminerler, atölyeler, kitaplar tam bir arınma ve kendini keşfetme süreci oldu. Elim Elimde 2018 yılında doğdu. Bir gece yarısı birden uyandım. Ve sanki çocukluğuma dönmüşüm. Birden annemin elini tutarak uyuduğumu hatırladım. Ve o sırada bu hatırlamanın verdiği yüzleşme ve acı ile o anda elimi tutmaya başladım. O an kendimden öyle bir güç aldım ki! İşte o an durdum ve ilk defa kendimi çok güçlü hissettim. O aradığım el benim kendi elimmiş. İşte canım projemin hikayesi bu şekilde. Ve o günden sonra hep Elim Elimde oldu.”açıklamalarında bulundu.

”BEN KENDİ MASALIMIN KAHRAMANI OLDUM”   

Projesinin amaçlarını anlatan Öztürk, insanların kendisini sevmeyi öğrenmesi gerektiğini ifade ederek; ”Öncelikle her insanın içindeki gücünü keşfetmesi. Hep dışarıdan bir el ararız. Bizi kurtaracak bir kahraman ararız. Oysa ki, her şey bizim içimizdedir. Örneğin; Çocukken alamadığımız sevgiyi sizi kim severse sevsin yetmez! O boşluk hep devam eder. Ta ki biz kendimizi sevmeyi öğrenene kadar! Kendimizi sevmek için ise öncelikle kendimizi tanımamız gerekir. En çokta içimizdeki çocuğu tanımalıyız. Çünkü çocukluğumuz bizim pusulamızdır. Tıpkı bir çocuğu büyütür gibi, kendi içimizdeki çocuğu sarıp sarmalı, onu dinlemeli, onu anlamalı, ona şefkat göstermeli, onu sevmeliyiz. Ve ihtiyacımız olanları kendimize verdikçe kendi gücümüzü keşfetmeye başlarız. Dışarıdan bir kahraman beklemek yerine, hayatımızın kahramanı kendimiz olmalıyız. İşte o zaman gerçekten mutlu ve güçlü insanlar oluruz. Ben kendi masalımın kahramanı oldum ve insanların özellikle sevgili kadınların kendi masallarının kahramanları olmalarını niyet ediyorum. Benim hedefim koçluk seansları, kişisel gelişim seminerleri, atölyeler, numeroloji analizleri ile insanların farkındalık kazanmaları, kendilerini keşfetmeleri ve kendi hayatlarının kahramanları olarak kendine ve bütüne faydalı bireyler olmalarıdır.”dedi. Ceyda ÖZER

Öztürk; ''Kendi masalımın kahramanı oldum''

Öztürk; ''Kendi masalımın kahramanı oldum''

Öztürk; ''Kendi masalımın kahramanı oldum''