GÜL YA DA KÜL
Rahmetli anneanneciğim; “insan yerine düşerse gül olur, düşmezse kül” derdi. Ne kadar da ince bir tarif! Ve yine insan elindekini ya güle ya da küle döndürür, öyle değil mi?
Birbirini bulan, tam denk gelen eşler nadir görülen kıymetli bir cevher gibidir. Zira insanın ömrünü el ele, gönül gönüle geçirebileceği yoldaşını bulması, dünyadaki en özel rızıktır. Herkes en iyisini arama derdine düşmek yerine, iyinin kendisi olmak için çabalasa keşke!
Nazik, temiz, pratik, enerjik, çözüm odaklı ve güzel de olsa, demek ki olmayınca olmuyor dedirten cinstendi genç danışanım?! Onun bir dünya pozitif tavrına rağmen, eşi soğuk, suratsız, nobran biriydi. Oysa ne kadar çok çabalıyordu. Daha iyisi olabilir diyerek denemediği, teklif sunmadığı şey kalmamıştı.
Ve yine eşini mutlu etmek için elinden gelen herşeyi yapan, gözlerinin içine bakan fakat karşılığında soğuk bir bakış, memnuniyetsiz tavır gören bir adam!
Genellikle evli çiftlerden biri, diğeri için bulunmaz bir hazinedir. Hayatına tüm ışıltısı ile aydınlık ve huzur olmaya gelmiştir.Ancak farkında değilse, ışıltı yerine minik bir karaltıya takılıp kalırsa, hayat her ikisi için de çekilmez olur.
İyilik iyilikle bütünleşirse huzur olur. Yoksa gülün küle dönüşmesi an meselesidir.
Kimi zaman da iyilik,güzellik niyetiyle yapılan, fakat karşıda aynı hissi uyandırmayan durumlar da olmuyor değil! Ayrı pencerelerden hayata bakamayan, vizyonu/kültürü/inancı vs. birbirinden çok ayrı olan iki gencin evlilik süreci, yeni bir sentez kültüre gebedir. Ya başaramazlarsa? Israrla olmayanı da oldurmaya çalışmak, zahmete talip olmaktır bir bakıma. Kulluk gücünü kullanmak güzeldir, olması gerekendir fakat gücünüzü mantıklı konular üzerine harcamalısınız. Karanfillin gül kokmasını beklemek gibi…
Eşlerin dışında ebeveyn-evlât ilişkisi de, gül ya da kül olma hikâyesidir. Evlâdını iki dünya için de yetişmeye çabalayan anne/babalar, tüm gayret ve iyi niyetlerini göstermelerine rağmen, bekledikleri saygıyı göremeyip üzüntüye boğulurlar. Ya da tüm edep ve güzel ahlâkına rağmen, bir yudum sevgiyi ailesinden alamayıp bu yarayı yüreklerinde ömür boyu taşıyan evlâtlar da var!
Aslında işin özü hakkettiğini bulmayı beklemek yerine, kulluğun hakettiğini yaşamak! Eşin kabalığına, ebeveynin sevgisini gösterememesine eşlik etmek yerine, Allah rızası için, kulluk ve aile olma bilinci ile yapılacak olanın en güzelini yapıp, Allah’a havale etmek kadar huzurlu bir yer var mı acaba?
Zira herkes hesap günü, kendine düşenin hesabını verecek. “Sadece senin için çabaladım Rabbim” diyebilmek ne kıymetli bir cümle hesap verirken. Bırakın sizi küle çevirmeye uğraşanlar, kendi paylarına düşenin hesabını versin …
Allah hepimizi kulluğun gül kokusuyla yaşayan güzel zümreye dahil etsin inşallah…
Hürmet ve dua ile?