Bir Yaylanın Hafızası: Perşembe Yaylası’nda Dede-Torun Devr-i Âlem

Türkiye’nin yüreğinde sakladığı nice doğa mucizesinden biri olan Ordu Aybastı Perşembe Yaylası, bu kez yalnızca gözlere değil, kalbimize de hitap etti. Çünkü bu seferki yolculuk, sadece bir doğa gezisi değil, üç kuşağın bir araya geldiği, tarihle yoğrulmuş bir belgesel serüveniydi.

1 Mayıs 2025 sabahı Gebze’den yola çıktık. Arabamızda bir belgesel kameramanı değil, aynı zamanda bir tarih yolcusuyduk. Yanımda oğlum, gelinim ve torunlarım vardı. Torunum ve adaşım İsmail Arvas’la birlikte yaptığımız bu devri âlem, sadece fiziksel bir yolculuk değil, zamanın farklı katmanlarında gezinmek gibiydi.

Sislerin Ardında Saklı Bir Cennet
3 Mayıs sabahı Tokat-Niksar üzerinden yola koyulduk. Aybastı’ya doğru yaklaştıkça sis yoğunlaştı. Aracımızın camları buğulandı, yollar görünmez oldu. Ne zaman ki Perşembe Yaylası’na vardık, bir mucize gibi sis aralandı ve yayla, yağlı boya bir tablo gibi gözlerimizin önünde belirdi.

Karga Tepesi’ne çıktık. Burada torunumla birlikte Devri Alem Belgesel TV kameralarımıza mendereslerin kıvrımlarını, çimenlerde özgürce otlayan koyunları, çobansız sürüleri ve yılkı atlarını kaydettik. Karga Tepesi’nin rüzgârı, geçmişin fısıltısını getiriyordu kulağımıza.

914 Yıllık Vefa: Emir Kümbet ve 6 Bin Şehit
Perşembe Yaylası sadece doğal güzellikleriyle değil, derin bir tarihî belleğiyle de ziyaretçilerini büyülüyor. 1105 yılında burada yaşanan bir savaşın izleri hâlâ toprağın altında, rüzgârın sesinde ve yerli halkın hafızasında yaşamaya devam ediyor.

Danişment Gazi’nin komutanı Emir Kümbet ve onunla birlikte savaşarak şehit düşen 6 bin asker, Perşembe Yaylası’nda bir anıt gibi sessizce yatıyor. Her yıl düzenlenen anma programlarında onların aziz hatırasına saygı duruşunda bulunuluyor. Bu yıl da oradaydık. Kur’an sesleri dağlarda yankılandı, “Bu topraklar bize şehitlerin emanetidir” sözleri bir kez daha içimizi titretti.

Ordu Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Mustafa Genç’in söylediği şu cümle, yaylanın kalbine kazınmalı:

“Bin yıl önce atalarımız bu toprakları bize şehit olarak bıraktı. Bugün de bu topraklar için gençlerimiz nöbet tutuyor. Bu vatan ilelebet bizimdir, bizim kalacaktır.”

Bir Yayla Panayırı: Evliya Çelebi’nin İzinde
Evliya Çelebi 17. yüzyılda Perşembe Yaylası’ndan bahsederken, burada yapılan panayırlardan ve halkın yayla kültüründen övgüyle söz eder. Aradan asırlar geçmesine rağmen, şenlik kültürü hâlâ dipdiri.

Temmuz aylarında yapılan yayla şenlikleri, at yarışlarından folklor gösterilerine, güreş müsabakalarından fotoğraf maratonlarına kadar dopdolu etkinliklerle gerçekleşiyor. Binlerce kişi bu etkinlikler için yaylaya akın ediyor. 7 gün 7 gece süren bu etkinliklerin bir parçası olmak, hem bir eğlence hem de bir kültürel ritüel.

Bir Belgesel Söyleşisi: Canlı Yayın ve Hafıza Aktarımı
Yayla ziyaretimiz boyunca yalnızca doğayı ve tarihi gözlemlemedik, aynı zamanda bu gözlemlerimizi kayıt altına alarak geleceğe aktarmaya çalıştık. Perşembe Yaylası’ndan Devri Alem Belgesel TV olarak canlı yayın yaptık.

Aybastı Belediye Başkanı İzzet Gündoğar ve Ordu Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hüseyin İnanır ile birlikte yaptığımız söyleşide yaylanın turizm potansiyelini, tarihi mirasını ve sürdürülebilir korunma yollarını konuştuk. Yayladan sesimizi Türkiye’ye duyurduk.

Uzundere Şelalesi: Bir Doğa Senfonisi
Bu devri âlemin bir diğer durağı Uzundere Şelalesi oldu. Aybastı’nın köylerinden birinde, doğanın kuytusunda gizlenmiş bir cevher gibi akıyordu bu şelale. 100 metre yüksekliğinden basamak basamak dökülen sular, ormanın derinliklerinde yankılanıyor.

Şelalenin bulunduğu noktaya ulaşmak kolay değildi ama her adım buna değdi. Yürüyüş yolunda pembe dağ gülleri eşliğinde ilerlerken, çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız mirasın sadece anılar değil, doğaya olan saygımız olduğunu hissettik.

Doğanın Kucağında Bir Kent Ormanı
Aybastı sadece yaylasıyla değil, Kent Ormanı ile de övgüyü hak ediyor. Çam ağaçlarının gölgesinde piknik alanları, bungalov konaklama yerleri ve yöresel lezzetler sunan restoranlar bulunuyor. Manda yoğurdu ve ızgara etin ardından soba üstünde demlenen çay eşliğinde yaptığımız sohbetler, modern insanın unuttuğu bir şeyi bize hatırlattı: sadelik ve huzur.

Dede-Torun Belgeseli: Zamanın İzinde
Bir yaylada sadece doğa çekilmez, bir kuşak hikâyesi de çekilir. Dededen toruna uzanan yolculuklar, geçmişle gelecek arasında kurulan en güçlü köprüdür. Torunumla birlikte belgesel çekmek, ona sadece kamerayı değil, anı yakalama yeteneğini, sorumluluğu ve vatan sevgisini de öğretmekti.

Perşembe Yaylası’nda geçirdiğimiz her dakika, bize bu toprakların ne kadar kıymetli olduğunu yeniden gösterdi. Tarih, doğa ve kültür; hepsi bir bütün olarak karşımıza çıktı. Yayla sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda bir hafıza mekânı.

Unesco’nun Kapısını Çalan Yayla
Perşembe Yaylası için yapılan UNESCO Dünya Mirası başvurusu, bu toprakların uluslararası alanda da tanınması adına büyük bir adım. Bu başvuru sadece bir formalite değil, aynı zamanda bu mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması için verilen bir sözdür.

Son Söz:

Danişmentlilerin ruhu hâlâ Perşembe Yaylası’nda esiyor. Emir Kümbet’in türbesi, tarih bilincinin sönmediğinin bir kanıtı. 6 bin şehidin kanıyla yoğrulmuş bu topraklar, her nefeste bize “unutma” diyor.

Ve biz de dededen toruna bu hafızayı belgeleyerek, yaylalardan sadece görüntü değil, bir bilinç taşıyoruz.