İDAREYE LAYIK OLMAK
Şeyh Hamid Veli Hazretleri (Somuncu Baba), halifeliği oğlu Yusuf’a bırakmayarak Hacı Bayram’a devreder. Oğlu sitemle babasına sorar;
-Baba senin gibi bir dergah değil, koskoca milletleri idare eden padişahlar bile satlanatı oğullarına devrediyor. Onlar müslümanlığı bilmiyorlar mıydı? Onlar Peygamber yolundan habersiz miydiler de sen beni değil Hacı Bayram’ı seçtin?
Şeyh Efendi bu sual karşısında sararıyor, şu cevabı veriyor.
-Evladım isabetli bir noktaya değindin. Hz Peygamber yolu idareyi en muktedir olana vermektir, babadan oğula değil. Kötü geleneklerin yaşanmış olması bizi hakikatten uzaklaştıramaz.
Hz Hüseyin Kerbela’da aile efradıyla suszluktan yanarken, güneşin etrafı cehennem gibi yaktığı bir öyle vaktinde çadırın önüne çıkar. Kumları avuçlayarak ellerini yıkar. Bu sırada kölesi –Yezid’e biat etseydi de bu sıkıntıyı çekmeseydi diye iç geçirir.
Hüseyin der ki;
Muhakkak ki bizim Yezid’e biat etmeyişimizin saltanat düşüncesi ile alakası yoktur. Babadan oğula kalan devlet, dedemiz Peygamberin yoluna aykırıdır. Biz Yezid’e biat edersek İslam’ın en büyük direklerinden biri olan seçim yollu idareyi temelinden sarsmış oluruz. Halifeyi halk seçsin, Yezid kim biz ona itaat edeceğiz? Ve sonra ellerini kumla yıkarken kumları göstererek;
“Kerbela’da her kum zerresi şahit olsun ki her devirde bizim mücadelemizi anlayıp, ona katılan bizdendir.”
Ve sonra Somuncu Baba evladına şunları diyerek sözlerini bitirir.
İşte evladım hakikat budur. Gönlümüzde evladu iyalimizin sevgisi ziyade olsa da biz idareyi layık olana veririz. Elması kuyumcunun örsüne, bakırı Sultan’ın tacına oturtan cehaletten daima sakın. Mahir bir okçuyu hamama tellak yapıp mahir bir bilgini kuyudan su çekmeye mahkumm edecek şekilde gelişen devlerler daima çöker.
Bizlere bu altın değerinde bilgileri nakleden; Bursalı Hasan Turyan ve A. Rıza Karabulut’a sonsuz teşekkürle..
Bursa Osmangazi Belediyesine teşekkürle!..
Çünkü sadece okumak ve okuduğunu nakletmek toplumu aydınlatır.