BİR HASTANEDE UMUTLA YÜZLEŞMEK: KANSERLE MÜCADELEDE İNSAN OLMAK

Kıymetli dostlar bu haftaki köşe yazımızda Büyük Anadolu Hastahanesinin davetlisi olarak katıldığım 4 Şubat Dünya Kanser Günü hakkında bahsetmek istiyorum Dr. Yakup Yöntem’in şu sözüyle yazıma başlamak istiyorum “Hastahane değil, şifahane” her halde bu sözden güzeli ancak kansere karşı kazanılmış zaferler olabilir buna 3 kez kanseri ailesiyle birlikte inançla zafere taşıyan Melek hanım gibi olabilir…

4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında Darıca’da, Büyük Anadolu Hastanesi’nde düzenlenen farkındalık programına katıldım. Bir hastane fuayesinde; yalnızca tıbbi bilginin değil, umudun, dayanışmanın ve insan hikâyelerinin de paylaşıldığı çok özel bir güne tanıklık ettik.
Program, enstrüman dinletisi eşliğinde açılan resim sergisiyle başladı. Sanatın iyileştirici dili, daha ilk anda şunu hissettirdi: Kanser, yalnızca bir hastalık değil; insanın hayata tutunma iradesiyle verdiği çok yönlü bir mücadeleydi. Ardından Yönetim Kurulu Başkanının açılış konuşması geldi. Konuşmada, hastanenin hasta odaklı yaklaşımı ve onkoloji alanındaki kararlılığı açıkça hissediliyordu.
Onkolojik cerrahi yapan hekimlerin kısa ama oldukça çarpıcı bilimsel bilgilendirmeleri, erken tanının ve doğru cerrahi yaklaşımın hayati önemini bir kez daha ortaya koydu. Multidisipliner ekip çalışmasının, kanserle mücadelede bir tercih değil zorunluluk olduğu net biçimde vurgulandı.
Programın en etkileyici anları ise ameliyatları gerçekleştirilmiş ve takipleri süren hastaların gönüllü olarak paylaştıkları deneyimlerdi. Bir teşhis anının nasıl bir kırılma yarattığını, korkularla ama umutla yürütülen süreci bizzat yaşayan insanların ağzından dinlemek; istatistiklerin ötesinde, kanserin gerçek yüzüyle yüzleşmemizi sağladı. Salondaki sessizlik, bu hikâyelerin ne kadar derin ve sahici olduğunun en açık göstergesiydi.
Bugün burada birçok yeni insanla tanıştım. Herkesin yaşananların farkında olması, hastaların verdikleri mücadeleyi kazanmış olmanın mutluluğu ve yüzlere yansıyan huzur çok net hissediliyordu. Programda adeta herkes oradaydı. Bölgenin öncü eğitim ve işletme kurumlarından temsilciler, hastane yönetiminin tüm kadrolarıyla alanda bulunması; hastalar için verilen topyekûn mücadelenin somut bir yansımasıydı.
Özellikle hastaların kendi hikâyelerini “Benim hikâyem” diyerek anlatmaları, bu sürecin ne kadar insani ve sahici bir zeminde yürütüldüğünü gösteriyordu. O gün sağlık, ticaret, kültür ve yazının merkezi; en önemlisi de insanlığın merkezi, adeta Büyük Anadolu Hastanesi’nde atıyordu.
Hasta yönetimi süreçlerinde emek veren Sayın Dr. Yakup Yöntem ve Dr. Nilgün Yöntem başta olmak üzere tüm ekibe; ayrıca bizleri davet ederek bu anlamlı güne tanıklık etmemize ve bugüne bir not düşmemize vesile olan Şeydanur Tögel Çankaya’ya özellikle teşekkür etmek isterim.
Bazen bir hastane, yalnızca tedavi edilen bir mekân olmaktan çıkar; insanın korkularıyla, umuduyla ve hayata tutunma iradesiyle yüzleştiği bir merkeze dönüşür. 4 Şubat Çarşamba günüde Darıca’da tam olarak buna tanıklık ettik.