Ender Arslan’dan 2010 Dünya Şampiyonası Anıları: Kerem Tunçeri’nin Sırbistan Basketi Hala Gözümde

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanan A Milli Erkek Basketbol Takımı’nın kadrosunda yer alan ve halen ay-yıldızlı ekipte yardımcı antrenörlük görevini sürdüren Ender Arslan, Sırbistan ile oynanan yarı finalde Kerem Tunçeri‘nin son saniyelerde attığı basketi unutamadığını dile getirdi. Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve milli takımın dünya ikincisi olduğu 2010 Dünya Şampiyonası’nın önemli isimlerinden eski milli basketbolcu ve A Milli Erkek Basketbol Takımı Yardımcı Antrenörü Ender Arslan, turnuvaya ilişkin unutulmaz anılarını paylaştı. Arslan, 2010 kadrosunun en önemli gücünün oyuncular arasındaki güven ve arkadaşlık olduğunu vurgularken, mevcut milli takım jenerasyonunu da o dönemdeki takıma benzettiğini ifade etti.
ARSLAN: BİRBİRİMİZE OLAN GÜVENİMİZ VE ARKADAŞLIĞIMIZ ÜST SEVİYEYE GELDİ
2010 Dünya Şampiyonası öncesinde zorlu bir hazırlık dönemi geçirdiklerini belirten Arslan, “Biz o şampiyona öncesi çok sıkıntılı bir hazırlık dönemi geçirmiştik. Sakatlıklar vardı, hazırlık maçlarında aldığımız sonuçlar iç açıcı değildi ama turnuva başladıktan sonra birbirimize olan güvenimiz, kenetlenmemiz ve arkadaşlığımız tabii ki Türk milletinin bize olan desteğiyle birlikte üst seviyeye geldi ve Dünya ikinciliğini yaşadık. O yüzden şimdiki jenerasyonu da o anlamda bize çok benzetiyorum” şeklinde konuştu.
OLAĞANÜSTÜ VE UNUTULMAZ ANILAR YAŞADIK
Sırbistan ile oynanan yarı finalin son anlarını ayrıntılarıyla anlatan Arslan, “O an hala gözümün önünde. Ben orta sahadaydım ve Kerem Tunçeri’nin attığı turnikede tam çerçevenin ortasındaydım. O sahne ve sonrasında yaşadığımız sevinç unutulmazdı. Maçtan çıktıktan sonra otobüs yolda hareket edemedi, E-5’in üstünde insan seli vardı. Bunlar her zaman yaşayabileceğiniz durumlar değil. Olağanüstü ve unutulmaz anılar yaşadık” ifadelerini kullandı.
BUGÜNKÜ TAKIMLA HİÇBİR FARKIMIZ YOK
2010 kadrosuyla mevcut milli takım jenerasyonunu da karşılaştıran Arslan, “Şu anki jenerasyonun da o dönem jenerasyonundan aşağı kalır bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. O günkü bizler nasıl ki ay-yıldız için her şeyimizi veriyorsak bugünkü çocuklar da aynısını yapıyor. O yüzden hedefimiz ve mücadelemiz aynı şey için. O yüzden hiçbir farkımız yok” dedi.
DÜNYA İKİNCİLİĞİ ÇOK BÜYÜK BİR BAŞARIYDI
Finalde ABD karşısında yaşanan mağlubiyetin ardından hissettiklerini de anlatan Arslan, “Öyle bir öz güven içine girmiştik ki maçtan önce kazanabileceğimizi düşünüyorduk. Çok aşırı yorgunluk vardı. Bir gün ara olsa farklı olur mu diye düşünüyorum; daha dirençli olabilirdik. Maçın bitimiyle birlikte bir tık üzülsek de günün sonunda kaybettiğimiz takım Amerika’ydı ve biz de yine kürsüde gümüş madalya sahibiydik. Ufak bir burukluk vardı ama dünya ikinciliği de çok büyük bir başarıydı. Büyük başarının hazzını biz de yaşadık” şeklinde konuştu.
MİLLİ TAKIMDA OLDUĞUM HER GÜN ÇOK DEĞERLİYDİ
Milli takım kariyerinde tek bir an seçmenin zor olduğunu ifade eden Arslan, “Japonya’daki Dünya Şampiyonası çok özeldi. 2009’daki Avrupa Şampiyonası. Açıkçası oradaki her idman bile çok keyifliydi. Ya da yaşadığımız kötü anlar, kötü turnuvalarda birbirimize olduğumuz destek, insanların görmediği ya da insanların bizi eleştirirken bizim birbirimize sahip çıkıp arka çıkmamız aslında bunlar çok değerli bir sporcu için. Dışarıdan insanlar tabii ki hissedemeyebiliyor ama bir sporcu için aslında zor gününde ona destek olan takım arkadaşı çok daha değerli oluyor. Açıkçası olduğum her gün benim için çok değerliydi” sözleriyle duygularını dile getirdi.