Gebze Kent Meydanı’nda Tutuklu Gazetecilere Özgürlük Çağrısı
Gebze Kent Meydanı'nda toplanan basın mensupları ve STK'lar, tutuklu meslektaşları için özgürlük ve basın özgürlüğünün sağlanması çağrısıyla bir araya geldi, sansüre ve baskılara sert tepki gösterdi.
GEBZE – Gebze Kent Meydanı, tutuklu gazetecilere destek vermek ve basın özgürlüğüne yönelik baskılara dikkat çekmek amacıyla düzenlenen önemli bir basın açıklamasına ev sahipliği yaptı. Basın mensupları ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri, vatandaşların da yoğun katılımıyla bir araya gelerek, gazeteciliğin toplumsal önemine vurgu yaptı ve özgür basın talebini dile getirdi.
GAZETECİLERE DESTEK VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU
Evrensel muhabiri Hasret Gültekinözen tarafından okunan açıklamada, tutuklu gazetecilerin derhal serbest bırakılması, sansür uygulamalarına son verilmesi ve basın özgürlüğünün Anayasal güvence altına alınması çağrısı yapıldı. Açıklamada, gazeteciliğin bir suç olarak görülmesine, haber sitelerine getirilen erişim engellerine, medya kuruluşlarına kayyım atanmasına ve gazetecilerin tutuklanmasına sert tepki gösterildi.
“ARTIK YETER! NEFES ALAMIYORUZ!”
Basın meslek örgütleri adına yapılan ortak açıklamada, Türkiye’de gazeteciliğin iktidarların, siyasilerin veya sermayenin değil, bizzat halkın yanında olması gerektiği güçlü bir şekilde ifade edildi. “Artık yeter! Nefes alamıyoruz!” denilerek, basın emekçilerinin yaşadığı zorluklar ve baskılar gözler önüne serildi. Açıklamada, gazetecilerin yalnızca haber yaptıkları için gözaltına alınması, tutuklanması, ev hapsine mahkûm edilmesi ve mesleki güvencelerinden yoksun bırakılmasının basın özgürlüğünü derinden zedelediği belirtildi.
GAZETECİLİK HALKIN HABER ALMA HAKKIDIR
Basın açıklamasında, gazeteciliğin işçilerin hak mücadelelerini, kadınların yaşadığı şiddeti, gençlerin sorunlarını, yoksulluğu ve toplumsal gelişmeleri kamuoyuna duyurma gibi hayati bir sorumluluk taşıdığı vurgulandı. Gazetecilerin görevinin, iktidarın bilinmesini istemediği gerçekleri gizlemek değil, halkın bilmesi gerekenleri ortaya çıkarmak olduğu kaydedildi. Gazetecilere yönelik baskıların sadece basın emekçilerini değil, tüm toplumun haber alma hakkını etkilediğine dikkat çekilerek, “Gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkûm edilir” ifadelerine yer verildi.
MEDYA KURULUŞLARINA YÖNELİK UYGULAMALAR KINANDI
Açıklamada, televizyon kanallarına kayyım atanması, haber sitelerine erişim engelleri getirilmesi ve medya kuruluşlarının sosyal medya hesaplarının kapatılması gibi uygulamalar eleştirildi. Bu tür adımların eleştirel yayıncılığı sınırlandırdığı savunulurken, ekonomik baskılar nedeniyle yayın hayatını sonlandırmak zorunda kalan medya kuruluşlarının durumu da gündeme getirildi. Basın özgürlüğünün demokratik toplumun temel unsurlarından biri olduğunun altı çizilirken, sansür ve otosansürün sadece gazetecilerin değil, tüm yurttaşların sorunu olduğu belirtildi.
DAYANIŞMA ÇAĞRISI: “SANSÜRE KARŞI YAN YANA GELİN”
Basın açıklamasında, gazeteciler arasındaki mesleki dayanışmanın önemi üzerinde duruldu. Farklı düşüncelere sahip gazetecilerin de haber yapma hakkının savunulması gerektiği vurgulanarak, gazetecilerin siyasi görüşü, dili veya çalıştığı kurum üzerinden ayrıştırılmasının mesleki dayanışmaya zarar verdiği ifade edildi. Açıklama, tüm gazetecilere ve yurttaşlara “Dayanışmayı büyütün, sansüre karşı yan yana gelin” çağrısıyla sona erdi. Gebze Kent Meydanı’ndan yükselen bu ses, basın özgürlüğünün toplumun tamamını ilgilendirdiği mesajını bir kez daha yineledi.
BASIN MESLEK ÖRGÜTLERİNDEN NET TALEPLER
Açıklamada, yetkililere yönelik somut talepler de sıralandı:
- Tutuklu gazetecilerin derhal serbest bırakılması,
- Haber üzerindeki yargı baskısının sona erdirilmesi,
- Medyada kayyım uygulamalarına son verilmesi,
- Hukuka aykırı erişim engellerinin kaldırılması,
- Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtılması,
- Anayasa ile güvence altına alınan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran uygulamalardan vazgeçilmesi.
Basın açıklaması, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!” güçlü mesajıyla son buldu.