‘’Şiir benim ruh gardiyanım’’
Pandemi döneminin başlamasıyla birlikte, Roza Yayınevi etiketiyle raflarda yerini alan Çivit Mavisi kitabının yazarı, şair ve öğretmen İnci Kandemir Sert ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
Öncelikle sizi tanıyalım, İnci Kandemir Sert kimdir?
Bursa doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimini Bursa’da tamamladım. 2005 yılı Gazi Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği mezunuyum. 15 yıldır öğretmenlik yapıyorum, hala çalışmaktayım. Evliyim ve iki çocuk annesiyim.
Kitabınızdan bahseder misiniz, ‘Çivit Mavisi’nin bir hikayesi var mı?
İlk şiir kitabım Çivit Mavisi, uzun soluklu bir çalışmadan sonra kitap haline geldi. Şiir kitabım için ilk göz ağrım diyebilirim çünkü benim en büyük hayalimdi ve bu hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum. Kitabın ismi konusunda çok hassasiyetle çalışıldı. Hep soruyorlar niçin Çivit Mavisi? Ben Bursalıyım, Bursa’da yaşayan ya da Bursa’yı gezip, gören insanlar oranın tarihi dokusu hakkında bir fikir sahibidir ve Bursa’ya yolu düşenler mutlaka 700 yıllık bir geçmişi olan Cumalıkızık’a mutlaka uğramışlardır. Çünkü Cumalıkızık çivit mavisiyle meşhur olan bir yerdir. O taş sokakların içerisine tamamen girdiğinizde, o kentin verdiği o ruh yorgunluğunu tamamen bırakıp, tüm kapılarınızı kapatıp tamamen farklı bir dünyaya kendinizi bıraktığınız, o taş döşemeli yollarda, dar sokaklarda gezdiğiniz o evlerin dokusunu incelediğinizde bambaşka bir ruh bütünlüğüne girdiğiniz bir yerdir Cumalıkızık ve çivit mavisi evleriyle de meşhurdur. Çünkü o mavi görselin verdiği evin içerisindeki inanılmaz hikayeler, tamamen yıkılmış ama direnen evler… Onların hikayeleri beni her zaman cezbetmişti. Sanki hayata tutunmaya çalışır gibilerdir. Kitaptaki bir dizede bu sokaklardan esinlenmiştir aslında. Mesela kitabımda bir dizede şöyle geçiyor, ‘Bu şiir sensin. Bereketli acı dolu topraklar. Dar sokaklar, boyasız evler. Hepsi sensin.” yani hikayesi aslında buradan geliyor.
15 yıldır öğretmenlik yapıyorsunuz, Şair İnci ile Öğretmen İnci arasında farklılıklar var mı?
İnci Öğretmen ile Yazar İnci’yi bir bütün olarak ele almak istiyorum. İkisi de birbirinden besleniyor. Yani hem öğretmen kimliği hem yazar kimliği. İkisinin de birbirini tamamlayan yönleri var aslında. Merhamet duygusundan, sabrından, ritimli dizelerinden, içsel yolculuğundan, o çocuk saflığından besleniyorlar. Fakat ayrıldığı noktalar var. Bir bütün olarak düşündüğümüzde ruh labirentlerinin ayrıldığı noktalarda aslında duygu bütünlükleri giriyor. İşte öğretmenlik mesleği, o kimlikle bürünmüş İnci karakterinde enerjisi yüksek, inanılmaz derecede coşkulu, mesleğin aşkla, tutkuyla bağlı bir öğretmenken bir anda ruh bütünlüğünü şiirlerinde estetik duyguya yönelen bir kadın portföyüne geçiyoruz aslında şiirlerimde. Bir kadının yolculuğuna, onun hikayesine tanıklık ediyoruz. Aslında şiirler onun için bir ruh gardiyanı diyebiliriz. Çünkü orada her şey var. Vuslatlar var, serzenişler var, ayrılıklar var, aşk var, gözyaşı var, güçlü bir kadın var. Buradaki Yazar İnci faktöründe kendisiyle yüzleşen bir kadın portföyünü görebiliriz kitapta.
Şiir sizin için ne anlam ifade ediyor?
Aslında şiir bence bir mana sentezi. Şu şekilde düşünebiliriz, ruh bütünümüz bizi koruyan eşsiz bir ruh. Yani bizim bütünlüğümüzü koruyan eşsiz bir ruh olduğunu düşünüyorum şiirin ve her zaman şunu söylüyorum şiir benim ruh gardiyanım. Beni koruyan, yolculuğumda bana eşlik eden, benim imgesel duygularımda bana arkadaş olan farklı bir tat. Aslında bir arınma hali, bir iç düzen diyebilirim buna ya da düşünsel bir deneyim olabilir şiir. O sizin içsel bir yolculuğunuz. Bazen kırılma noktalarınız oluyor, bazen çözülme anlarınız oluyor. Valery’e baktığımda 20. yüzyılda güçlü bir Fransız şairidir. Onun bir sözü var ve benim her zaman çok hoşuma gider. Düz yazıyı her zaman bir yürüyüşe benzetiyor. Şiiri, baktığımız zaman raksa benzetiyor. Yani yürüyüş hali bir eylem, başı ve sonu belli olan, yer ve mekan kavramı belli olan, gidebileceğin yer belli olan bir planlılık dahilinde yaptığın bir eylem. Peki raks etmek? Raks etmek bir hareket hali. İşte şiir burada devreye giriyor. Siz o ritimle aslında dans ediyorsunuz, ona ruh veriyorsunuz. Ritimdeki o ezgisel tınıya ruhunuzla bütünlük sağlıyorsunuz. O yüzden buradaki betimleme çok hoşuma gider her zaman.
Şiirleriniz arasında gözbebeğim diyebileceğiniz bir tanesi var mı?
Bu şiirlerin hepsi birbirinden özel. İnanılmaz derecede, uzun çalışmalar sonucunda en özel şiirler bu kitaba toplandı, okurlarla o şekilde buluştu. Kitabı elime aldığımda bir şiir açıyorum, okuyorum ve evet bu bana ait, benden bir parça var, beni kendi içine çeken farklı bir ruh bütünlemesi var diyorum ve başka bir şiire geçtiğimde o şiirin bana farklı bir ruh imgesi oluşturduğunu hissediyorum. Hangi şiiri okursam o şiir sanki bana özel, bana ait, beni anlatan olduğunu düşünüyorum. Şiilerin hepsi aslında çok özel, hepsinin ayrı yaşanmışlıkları var. Hepsi benim için çok özel, hepsini çok seviyorum.
Size ilham veren şairler var mı? Özellikle kadın şairlerden?
İlham vermek değil de sadece okuduğumda benim hikayeme yolculuk eden, beni mutlu eden insanlar var tabikide. Turgut Uyar, Ahmet Arif, Cemal Süreya çok keyif aldığım insanlar. Kadın faktörü girince işin içine hep soruyorlar, toplumun bakış açısındaki çerçevede hep erkek şairler düşünülüyor. Bir kadın şair duyduklarında biraz şaşırıyorlar, algıda seçicilik oluyor. Aslında bütün şiirler kadınlara yazılıyor ama bence isterlerse kadınlarda çok güzel şiirler yazabiliyorlar. Çünkü ruhumuzdaki o naif duygular, o incelikler dizelere dökülünce farklı bir derinlik kazanıyor. Mesela Gülten Akın, Birhan Keskin, Didem Madak, Nilgün Marmara ya da Tomris Uyarın o özgür ruh hali, kadın faktörü beni çok etkilemiştir. Hep yaşantımda önemli yere sahiptir bu kişiler.
Yazma süreciniz nasıl ilerliyor, özellikle seçtiğiniz bir yer var mı?
Benim hiçbir zaman şiirlerimi yazarken özel bir mekanım yada özel bir zamanım olmadı. Gözlemlediğim her şey yaşantımda şiirsel bir duruma dönüştü. O kelimeler yan yana geldi ve mısralar, dizeler çıktı. Aslında bu ruhumdaki bir devinim hali diyebilirim. Bir köşe başında elinde pamuk şekeri olan çocuk gördüğümde bu beni etkiliyor ve şiire döküyorum. Ben bunlardan beslenebiliyorum. Bunlar mısralara dönüşebiliyor. Bunlar bizim yaşantımızda imgesel doğrular. Biz bunlara bir ruh veriyoruz. O ruhu verirken şiir bizim elimizden tutuyor. Bizler bir şeyler anlatma gayesinde değiliz. Eğer anlatma gayesinde olsaydım romancı ya da hikayeci olurdum. Biz anlatsaydık zaten şiir çıkmazdı ortaya. Biz nesirden beslenmiyoruz, bizleri besleyen raks eden kelimelerimizdir.
Yazım hayatınızda farklı bir türde yazmak istiyor musunuz?
Benim en büyük hayalim şiir kitabı çıkarmaktı ve her zaman şiirlerimin altına şunu yazıyordum, ‘Sen bir gün kitap olacaksın’ ve buna çok inandım. Sonunda hayalim gerçek oldu ve bu şiir benim hayatımda tamamen ruhumda var olan her zaman devam edecek olan, yaşantımda her zaman çok önemli bir yere sahip, beni her zaman mutlu eden, ruhumu besleyen, beni anlayan dizeler her zaman var olacak. Bu kitaptan sonra yazılan şiirler ikinci kitapta mutlaka olacak fakat bunun dışında benim gözlem yazılarım var, makalelerim var, çocuklara yönelik öykülerim var. En yakın proje olarak şunu söyleyebilirim, bazen öğrencilerim bu şiir kitabı ama öykü kitabı yok mu öğretmenim diye soruyorlar. Onlara da buradan müjde vereyim. Masal anlatıcılığı projemiz var ve yakın bir zaman öykü kitabı projemiz var. Bunlarda içime ne zaman sinerse o zaman yayınlanacak.
Kitabınız pandemi sürecinde çıktı ve şu an 2. baskıya hazırlanıyor, okuyuculardan gelen dönüşler nasıl?
Kitabım uzun soluklu bir çalışmaydı. Bu süreç pandemi sürecine denk geldi. İçimde buruk bir mutluluk vardı. Bu dezavantaj gibi görünen durum aslında bir avantaja çevrildi. Kitap, şiirlerim için bir aracıydı ve okurlarla buluştu. İnsanlar pandemi döneminde daha çok kitap okumaya eğilim gösterdiler. Çünkü içinde olduğumuz durum bizi duygusal bir boşluğa düşürdü. Çok farklı yaş gruplarından okuyucularımız var bize çok güzel geri dönüşleri oluyor.
Son olarak üretmen isteyen, yazar ve şair olmak isteyenlere tavsiyeleriniz var mı?
Bir bütün olarak baktığımda, şiiri edebiyatın bir mihenk taşı olarak görüyorum. Sizin heybenizdeki kelimeler güçlüyse, onların gücüne inanıyorsanız hep biriktirin diyorum. Çünkü onların gücü, hayallerinizin peşinden koşarsanız varlığını gösteriyorlar. O yüzden mutlaka hayalleriniz peşinden koşun ve devam edin. Ceyda ÖZER

