RUHUN MİMARİSİ
Deprem hafızası olan bir milletiz.Deprem kelimesini duymak dahi yüreğimizinkuş gibi çırpınmasına yetiyor. 99 depreminin liselisi olan ben,bugünün annesiyim…
99 depremi olduğunda geç uyumuştum, ilk uyku…Allah’ın ikramı mı desem duymamışım bilemiyorum. Uyandığımda herkes uyanmış evde bir koşuşma ,hazırlık hâkimdi. Abim üzerime kapanmıştı, anlam veremiyorum. Canım benim,”evyıkılacak kardeşime birşey olmasın” diye sarılmış..Ahh,kardeşlik,ne kıymetli
Duymadığım bir deprem hikâyesi vardı karşımda,tanışmam uzun sürmedi tabi…Bir yandan üzerimizi giyiyoruz ,annemin uzattığı tülbenti beğenmeyip, bununla dışarı çıkılmaz deyip sakince dolaptan düz renk birşeyler arıyorum, heyyy Allah’ım…Abim her katın kapısını çalıp toparlıyor çıkarmak için. Babamın cümlesi “Bir hızla parka yürümeyi başarırsak çok iyi olur,binalar iç içe!”Annemin aklı ailesinde,Adapazarı’nda…İlk ışıklarla biz yollara tabi… O kısma çok girmeyeyim,ama enkazların üzerinden günlerce geçerek bekledik. Bu sıkıntıyı bilenin deprem kelimesinden dahi çekinmesi olağan…
Peki anne olunca nasıl değişti durum?Hızla odalarına hamle edip,uyandılar ise sarılıp korkuyu hafifletmek…Bebek gibi uyuyordu kuzularım,her bir taraflarını Ayetel Kursi ile sarıp sarmaladım.”Rabbım,ben onların sadece emanetçisiyim,sahibi sensin,sen muhafaza et hayırlar göster” diyebildim usulca…
Buraya kadar her evde yaşanan olağan durumu anlattım aslında. Anne olmak böyle birşey.Bir yandan telefona sarılıp annemi aramak,-ki annelik merhameti- o önce aradı beni…Sevdiklerine bir bakıp “iyi misin?” demek…
Depremle yaşamayı öğrenmek deniliyor ya,onunla yaşamak yerine sınır ihlallerine göz atmak daha akıllıca ve kulca olmaz mı?
Mimari tedbirleri uzmanlar yıllardır anlatıyor.
Gelin biz manevi kısmına inancımız boyutuyla bakalım , inceleyelim:
Ümmetim için depremler günahlarına kefaret olur. [Hakim]
Allahü teâlâ, depremleri iyilere öğüt, müminlere rahmet, kâfirlere ise azap kılar. [İ.Asakir)
Suda boğulan, yangında ölen, duvar ve enkaz altında kalarak ölen, şehittir buyuruldu. (İbni Asakir)
Günahlar açıktan işlenmeye başlanınca, iyi kötü herkes genel bir azaba maruz kalır.[Taberani]
Zina yayılınca depremler çoğalır.[Deylemi)
…….
Dikkatle okuyunca, zina yapanlar ölür denilmiyor. Bu konu hep tartışma konusu oldu.Oysa çok basit; bir musibet gelirse,eğer isabet eden Allah yolunda çabalayan bir kulsa “şehadet” müjdesi olur.Değilse doğrusunu Allah bilir.Ancak ,zinanın qrtmasi,alenen olması gibi sebepler deprem ikazına sebeptir.Bu nedenle inananlar olarak deprem olmasına engel olmak istiyorsak, milletin rahatını amaçlıyorsak bu noktada çalışmak gerek .Daha önce bahsetmiştim,kıyamet alametlerinde şu olmadan kıyamet kopmaz ibareleri var,zaman yok.O hâlde eyleme set çekmek gerekir.Yobaz mı diyeceksiniz bu açıklamamdan dolayı!? İman ettiğim dinin öğretileri başım üstüne deyişim yobazlıksa şeref duyarım.
Peki gelelim manevi mimarlık çalışmalarına,ne yapabiliriz kısmına:
-Özellikle İslâm dininin ,dönemin en karanlık zamanında gelip kadını içinde bulunduğu korkunç durumdan kurtarmak üzere, tüm zamanlara hitap edecek hak ve son din olduğunu hatırlatmalı.
-Tesettürün özgür kadına tanınan hak iken,herkesi muhafazaya alacak bir şekilde farz olması kadının değerinden kaynaklıdır. Tıpkı kıymetli mücevherin saklanması gibi…
-Evliliğin temiz,huzurlu,güvenli alan olduğunu yaşayarak göstermeli.
-Özgürlük diyerek gönül eğlendirme aracı olarak kullanılan kadınları bilinçlendirmeli.(Affınıza sığınarak, siz hiç pavyonda çalışan erkek duydunuz mu? Asıl değersizlik budur.Kadın meta değildir)
-Özgürlük, “bana hakkı olan bakabilir sadece” güvenidir.
-Evlenilecek kız arayanlara evlenilecek adam olarak kalmanın zarureti anlatılmalı.
“Kötü kadınlar kötü erkeklere; kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar, temiz erkeklere; temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır. Bu temiz kimseler, o iftiracıların söylediklerinden uzaktırlar. Kendileri için bir bağışlanma ve cömertçe bir rızık vardır.”(Nur/26)
Bir milletin abad oluşu da berbat oluşu da ,inandıkları değerler ölçüsünde yaşama çabasında gizlidir.Bu sebeple depremden korkmak yerine ,bu ikazın gelişine sebep olan kapıları, usulca incelikle kapatmalı kıymetli dostlar…
İmâm Şafiî Hz.’nin duâsı ile nihâyetlendirelim:
Allah’ım her türlü âfet ve belâdan,
gece ve gündüz gelecek musibetlerden, kutsallığının nuruna,
kutluluğunun büyüklüğüne,
temizliğinin azametine sığınırım.
Hayırdan başka bizi her şeyden koru, bize yalnız hayır ver Allah’ım.(Amin)