İSLÂMÎ ŞUUR



İSLÂMÎ ŞUUR

İslâm, bin beş yüz yıl önce son ve hak din olarak gelmiştir. Yirmi üç yılda tedricen tamamlanmış, cahiliyenin tüm karanlığını temizlemiştir.

Düşününüz ; imandan önce çamurun içinde çırpınan insanlar, iman ettikten sonra Rasulullah’ın (S.A.V) “parlayan yıldızlar gibidir” diye tabir ettiği ashab olmuştur. Karanlıklar içinde boğulan insanlar,İslâm ile tanıştıktan sonra nasıl bir evrim geçiriyor çok defa şahit olduk değil mi? Örneğin Malcolm-X…Tüm zahmeti, çirkinliği gören insan,sığınacak bir liman arar hâle geliyor ve temiz,kaliteli,güvenli dünya hayatının İslâm ile mümkün olduğunu görünce, dört değil on dört elle sarılıyor tabiri caizse .

“Biliyoruz Ayşenur Hanım,sadede gelin” diyor musunuz? 🙂 Tamam geliyorum yavaş yavaş. 😉 Yirmi üç yılda tekâmülü tamamlanmış bir din,bize altın tepside sunulmuş. Hatta Kuran’ın yaklaşık % 70’inin kıssalardan oluştuğunu da göz önüne alırsak, kolaylaştırıldığını farkederiz.Bizden önceki kavimlerin hatalarına düşmeyelim,hayra yürüyelim diye rehberlik eder yüce kitabımız. Ancak insan bu, gaflete düşmek an meselesi!

“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar.”(Nur/31) ayetini hiç duymamış gibi,saçın ön kısmı tesettüre dahil değil gibi gösterenler var! Boynu meydanda olanlar var! 

“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mümin kadınlara söyle: Ev dışına çıktıkları zaman dış elbiselerini üzerlerine salıversinler.”(Ahzab/59) ayetine muhalefet edercesine,”böyle de olur” kafasıyla tüm güzelliği gizemli bir şekilde belli edecek kıyafetlerin adı “tesettür modası” olmuş!

Hz. Âîşe, Emeviler döneminde kadın ve erkeklerin karıştığını görünce şöyle dedi:

“Resulullah (asm), kadınların böyle yaptığını görseydi, tıpkı İsrailoğulları kadınlarının camiden men edildiği gibi, onları camiden alıkoyardı.” (Buhârî, Ezân, 163).

Bunu duymamış gibi,zaruret halleri dışında abi,abla,kardeş,amca gibi kılıflarla sınır ihlalleri söz konusu değil mi? Dinin sınırları ne kadar zorlanabilir ki!Nur suresi 24.ayette sınır belirlenmiştir.

“Halbuki Allah, alış-verişi helâl, faizi haram kılmıştır.”(Bakara/275) ayeti,Müslüman’a farz değil gibi,mutasyona uğramış isimlerle mübah kılmaya uğraşanlara ne demeli!

“Kadınlar hakkında Allah’tan korkun! Çünkü siz, onları Allah’ın emaneti olarak aldınız.” (Hadis) buyuran Efendimiz’in (S.A.V) ümmeti olduğunu iddia edip,karısının göz yaşı sebebi olmaktan imtina etmeyen erkekler,hangi dine mensup dersiniz?

Kur’an ölü kitabı değildir, bizzat yaşayanlara hayatı inşa etmeleri için gönderilmiştir. Elbette hatim hediye edilir ölmüşlerimize. Bununla birlikte ilâhi ikazdan payımıza düşeni almak için ne kadar çabalıyoruz,buna göz atmak gerekir. Bugün biz anlamaya, tefekküre çabalamazsak sonra yazık ki birileri çıkıp  elinde çekirdek çitlerken din anlatma gafletine düşer!! İslâm fenomenlerden, yeni nesil teorilerden değil, membaından öğrenilir. Kur’an, Hadis ve ehli sünnet alimlerden…

Sanal âlemin cengaverleri,alnı bir kez secdeyle buluşmamış ancak her Esmanın tesiri ve faydası konusunda âlim(!) olmuş tipleri ile Müslümanlık yeni bir dinmiş gibi öğrenmeye çalışan modern cahiliye toplumu var artık yazık ki!Bu yolda gösterilen azmi,şaşkınlıkla izlerken ne yapsakta ellerinden tutsak derdiyle  kavrulan bir kesim de var Elhamdülillah…Müslüman’a Müslümanlık anlatmak ne büyük tezat!

“Ey iman edenler,iman ediniz”(Nisa /136) ayeti bugüne sesleniş gibi…

Romantik İslâm algısının ardından, farklı bakış açıları ile esnetilmiş/gevşetilmiş İslâm ile imtihandayız artık. “Aaa, bak o İslâmcı(!) yazar,TV. yapımcısı vs…Yanlış olsa o yapmazdı ” deniyor. Neden yapmasın, biz sadece kuluz, peygamber değil!Sadece Peygamberlerin ismet sıfatı vardır ve onlar günahtan korunmuştur.

Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur;

“İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı/dirençli davranıp Müslümanca yaşayan kimse, avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.” (Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17).

Tam da o günlerdeyiz. Tutunca yakıyor,bıraksak elden gidecek!

Allah’ım; imanımızı, teslimiyetimizi,takvamızı arttır. (Amin)

Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…