TİSK’in 28.Genel Kurulu Yapıldı



TİSK’in 28.Genel Kurulu Yapıldı

ATO Congresium’da düzenlenen Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) 28. Olağan Genel Kurulu’nu ATO Congresium’da gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı ve konuşma yaptığı genel kurula Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’de katıldı. Genel Kurulda bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ TİSK Başkanı Özgür Burak Akkol ve yönetim kurulu üyelerinin, Türkiye’nin, küresel Kovid-19 salgını, Rusya-Ukrayna savaşı gibi zorlu sınamalardan geçtiği bir dönemde görevlerini layıkıyla yerine getirdiğini belirtirken, genel kurulda güven tazeleyecek TİSK yönetimine başarılar diledi. “İşçi-işveren kesimi arasındaki diyalog güçlü olmadığı, ilişkiler sağlıklı yürümediği zaman sosyal huzursuzluk yaşanması kaçınılmazdır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışma hayatının işçiler ve işverenlerden oluşan iki tarafının olduğunu, devletin de tarafların beklentilerini ve çıkarını gözeten bir konumla denklemde yerini aldığını kaydetti. Türkiye’de geçmişte sosyal barışı tehdit eden gerilimlerden kaynaklı sıkıntıların yaşandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Kuruluş amaçlarının dışına çıkarak ideolojik kavgaların bayraktarlığını yapan tarafların çekişmelerinin ülkemize ağır maliyetleri olmuştur. Bunun için biz iktidara geldiğimiz günden beri ülkenin ve milletin çıkarlarını en üstte tutarak tüm kesimlerin hassasiyetlerini dikkate alan politikalar geliştirmeye ve uygulamaya özel önem verdik. Çalışma hayatını, tüm taraflarıyla dinledik. Adaleti ve hakkaniyeti asla elden bırakmadan orta yolu bulmaya, sorunlara gerçekçi ve sürdürülebilir çözümler üretmeye gayret gösterdik. Tıpkı çalışanlarımız gibi işverenlerimiz de bunun en yakın şahididir. TİSK, temsil ettiği işverenlerin millî gelirimize, ihracatımıza, istihdamımıza katkılarıyla bu tabloda kritik bir konuma sahiptir”


TİSK’İN YÜKSELEN İTİBARINDAN MEMNUNİYET DUYUYORUZ
Son dönemde asgari ücret tespitinden, vergi dilimlerinin belirlenmesine kadar her konuda işverenlerle yakın mesai yaptıklarını, anlayış birliği içinde hareket ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “ TİSK’in sadece rapor yayımlayan, birileri gibi, sadece demeç veren bir kuruluş olmanın ötesine geçerek, ülkenin ve milletin sıkıntılarının çözümünde fiilen görev alması bu sürecin en önemli sebebidir” diye ekledi. Ülke içinde ve ülke dışında pek çok kurumdaki temsil gücünü yapıcı bir anlayışla kullanan TİSK’in yükselen itibarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Niyet halis olduğunda, yapıcı bir yaklaşım benimsendiğinde çalışma hayatımızda çözülemeyecek hiçbir sorun olmadığını hep birlikte gördük, yaşadık. İnşallah önümüzdeki dönemde de aynı anlayışla beraberce ülkemize daha büyük ve tarihî hizmetler kazandırmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİN ASIRLIK DEMOKRASİ VE KALKINMA HİKÂYESİNDEKİ KISIR DÖNGÜYÜ KIRMAYI BAŞARDIK”
Son 20 yılda gerçekleştirdikleri “asırlara bedel” demokrasi ve kalkınma atılımlarının, hayatın her alanı gibi ekonomide de tarihî dönüşümlere yol açtığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin, ekonominin tüm alanlarındaki ölçeği, küresel rekabet gücünün bir ifadesi olarak fevkalade yükselmiş, büyümüştür. Makroekonomik göstergeleri, ülkemizin hangi alanlarda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüdüğünü sizler zaten yakından takip ediyorsunuz. Burada dikkat çekmek istediğim husus, Türkiye’nin bilhassa son 10 yılda maruz kaldığı siyasi ve ekonomik engellemelere, tuzaklara, saldırılara rağmen bölgesel ve küresel liderlik seviyesine ulaşmasıdır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asıl hedeflerimize yönelmek için daha büyük atılımlar yapmaya hazırlandığımız bir dönemde ardı ardına yaşadığımız hadiselerin hepsinin de gerisinde ülkemizi belirli bir çizginin altında tutma niyeti vardır. Cumhuriyet tarihi boyunca defalarca tecrübe ettiğimiz bu senaryo, milletimizle birlikte verdiğimiz kararlı mücadele sayesinde ilk defa işe yaramamış, çeyrek asır geriye gidişimizle sonuçlanmamıştır. Bu süreçte elbette bedeller ödedik, kayıplar da verdik. En basitinden dünya millî gelir sıralamasında bugün bulunduğumuz yerin 2 kat üzerinde bir yere ulaşabilecekken biraz daha sabretmek mecburiyetinde kaldık. Gerçi millî gelirin satın alma paritesine göre hesabında 11. sıraya yükseldik. Ama biz bunu yeterli görmüyoruz.”
Ekonomi programını başarıya ulaştırarak, küresel krizleri fırsata dönüştürerek ve hep birlikte daha çok çalışarak, Türkiye’yi dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına çıkartacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan kimsenin şüphesi olmasın. İş dünyamız da vatandaşlarımız da müsterih olsunlar” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vesayete, darbecilere, terör örgütlerine, ekonomik tetikçilere karşı verilen mücadelenin asla boşa gitmediğini belirtti. Doğu ve Güneydoğu’da 20 yıl öncesinde terör nedeniyle yatırım yapılamadığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda bu bölgelerde yatırımların devam ettiğini, bununla beraber istihdamın, üretimin ve ihracatın arttığını, cari fazla yoluyla büyümenin başladığını dile getirdi.
Türkiye’nin, dünyada büyüyen ülkeler sıralamasında ilk 3-5 arasında yerini aldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “Ama kimse Türkiye’nin bu büyümesine bakmıyor. Hâlâ onlar başka yerlerde geziyor. Biz ise ülkemizin asırlık demokrasi ve kalkınma hikâyesindeki kısır döngüyü kırmayı hamdolsun başardık. Artık siyasette, ekonomide, diplomatik ve askerî stratejilerinde kendi kararlarını veren, kendi altyapısını oluşturan, kendi hedeflerini belirleyen bir Türkiye var. Bizim kaderimiz artık birilerinin elinde değil. Artık kaderimizi milletimizin kendisi belirliyor.”

TİSK’in 28.Genel Kurulu Yapıldı


“GÜVEN VE İSTİKRAR İÇİNDE GELECEĞİMİZE BAKABİLİYORUZ”
Türkiye’nin Balkanlar’dan Afrika’ya, Orta Asya’dan Güney Asya’ya kadar geniş bir alanda sözde değil, fiilen etki sahibi, muhataplarıyla irrasyonel değil, gerçek ilişkiler kurabilen bir konuma geldiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevresinde siyasi ve insani krizler kol gezerken, Türkiye’nin güven ve istikrar içinde geleceğine baktığını vurguladı.
Ekonomiyi faiz, kur, enflasyon şer üçgeninde teslim alma girişimlerinin yol açtığı sıkıntıların farkında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebeplerini bildikleri bu sıkıntıların sonuçlarını önce hafifletmek, ardından da tamamen ortadan kaldırmak için yoğun ve kararlı bir çalışma içinde olduklarını söyledi.
Dün açıklanan kasım ayı enflasyon verilerinin, iyileşmenin sürdüğünü gösterdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah yılbaşıyla birlikte bu iyileşme hızlanacak, özellikle önümüzdeki şubat ayından itibaren daha makul ve kontrolü kolay bir yere gelecektir” diye konuştu.
Türkiye’nin dört bir yanında başlayan ve hâlen süren ateşi Türkiye’ye taşımak için nice sinsi oyunlar oynandığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sınır ötesi harekâtlardan üretimi ve istihdamı destekleyecek, sosyal dengeyi koruyacak kapsamlı programlara kadar, tüm bu oyunları bozacak pek çok önemli adımlar attık. Türkiye’yi diğer yöntemlerle dize getiremediklerini görenler, son olarak ekonomi silahını çektiler. Zaten şu andaki gidişte ellerinde dört tane silah var, eğer başarabilirlerse… İşte birisi ekonomi, bir diğeri diplomasi, bir diğeri özellikle yatıyorlar kalkıyorlar mülteci sorunu… Bütün bunlarla beraber ‘Acaba biz, bu dörtten neyi nereye çekeriz de bu iktidarı, tabii onlar iktidar da demiyorlar, bu Erdoğan’ı indiririz?’ Erdoğan fani, biz bugün varız, yarın yokuz. Herkes ne yaptığına baksın, ne yapacağına baksın.”


“BÜTÜN MÜHİMMATINI KENDİSİ ÜRETEN BİR TÜRKİYE VAR”
Türkiye’nin Ağustos 2018’de ekonomisinin yok edilmesi tehditleriyle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık bir yıl önceki kur dengesizliğiyle zirveye çıkan hadiseleri, akıl ve vicdan sahibi hiç kimsenin iktisat biliminin kurallarıyla izah edemeyeceğini söyledi.
“Velev ki kimi noktalarda bizim eksiklerimiz olsa bile, hiçbirinin böyle bir sonuç vermesi mümkün değildir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ekonomi diyorlar, ekonomide işte şu anda Avrupa’nın haline bakın. Elhamdülillah Türkiye olarak bizim raflarımız boş değil ama Avrupa’da raflar boş. Bütün bunlarla beraber terörle mücadelede şu anda Batı’nın terörle mücadeledeki hâli ortada. Türkiye ise terörle mücadelede şu anda bütün o engelleri aşmış ve terörü yerinde, yani bu terör eğer Suriye’nin kuzeyinden kaynaklanıyorsa, biz, onları içeri sokarak değil, Suriye’nin kuzeyinde bitiriyoruz. Mücadelemiz bu. Çıkmış birileri diyor ki ‘Kobani’yi şöyle yapamazsınız, böyle yapamazsınız.’ Kobani bitti, neyi yapamazsınız? İdlib’de, Kobani’de bütün buralarda gereken tedbirlerimiz neyse, bu tedbirlerimizi her an alıyoruz, aldık ve bundan sonra da alacağız. O terörist dostlarınıza söyleyin, Türkiye onlar için artık öyle bereketli bir yer değil. Buraya girmeye kalktıkları anda, burası onlar için boğulacakları bir yerdir.”
Savunma sanayinde göreve geldiklerinde yüzde 20 olan yerlilik oranını, yüzde 80’e çıkardıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan buraya geldik. Mermisini üretemeyen bir Türkiye varken, bugün artık mermisini bırakın, bütün mühimmatını kendisi üreten bir Türkiye var” dedi.


“TÜRKİYE, YENİ BİR ŞAHLANIŞ İÇİNE GİRMİŞTİR”
Türkiye’nin İHA’sıyla, SİHA’sıyla, Akıncı’sıyla, F-16’larıyla bütün savaş uçaklarının mühimmatını ürettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık “Ne olur bize gönderin” diyen bir Türkiye’nin olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Karabağ’da mıydık? Karabağ’da. Niye? Azeri kardeşlerimizle beraber olduk. Libya’da mıydık? Libya’daydık. Orada da gerekenleri yaptık mı? Gerekenleri yaptık. Bize kardeş, bize gardaş olanlarla, biz kardeş ve gardaş olmaya devam edeceğiz. Dostlarımızı artıracağız ama düşmanlarımız da hadlerini bilecek. Ve Türkiye’nin, Türk milletinin tarih boyunca defalarca tezahür etmiş bir özelliği vardır, biz, bekamızla ilgili bir tehdit gördüğümüzde, hiç kimsenin beklemediği ve inanamadığı atılımlar yapma, yöntemler geliştirme, zaferler elde etme kabiliyetine sahibiz. Bugün Azerbaycan’da bir tatbikatımız vardı. Azeri kardeşlerimizle beraber devam eden bir tatbikat… Bu tatbikatta Azeri kardeşlerimizle, bizim askerimizin, komandolarımızın birlikte tatbikatı sona erdi. Onlara bir bağlantı kuruldu ve onlarla bir görüşme yaptım. Bütün mesele, o heyecanı, coşkuyu onlarla paylaşabilmek. Tabii bunun esbabımucibesi vardı. O esbabımucibe de malum, o sınırlarda yaşanan, istenmeyen ama olan o sıkıntıları yerinde giderebilmek. Tabii İlham gardaşımızla beraber bunları da konuştuk, planladık ve adımı attık.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu tabii farklı bir gelişmeyi bölgede ne yapıyor? Yaşatıyor. Ve Azeri-Türk kardeşliğini, işte iki devlet tek millette buluşturuyor. Bu adımı attık. Ve bundan sonra da bunları tabii atmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde güney sınırları terör örgütleriyle kuşatılan, Avrupa Birliği’nden tamamen siyasi sebeplerle dışlanan, Batı’nın örtülü teknoloji ambargosuna maruz bırakılan, doğusunda ve kuzeyinde fiili savaşlar yaşanan, Akdeniz ve Ege’de suni krizlere sürüklenmeye çalışılan bir Türkiye bırakınız diz çökmeyi, tam tersine yeni bir şahlanış içine girmiştir ve bu şahlanışımız devam edecektir.”

TİSK’in 28.Genel Kurulu Yapıldı


“GÜCÜNÜ BU SIKINTILI DÖNEMDE DÜNYADA İSPATLAYAN NADİDE ÜLKELERDEN BİRİ OLDUK”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörle mücadelede güvenlik altyapımızın, sığınmacı krizinde insani yardım altyapımızın, Kovid-19 salgını krizinde sağlık ve sosyal destek altyapımızın, küresel emtia ve tedarik krizinde üretim altyapımızın, Rusya-Ukrayna krizinde diplomatik altyapımızın, kur ve enflasyon krizinde ekonomik potansiyelimizin gücünü biz bu sıkıntılı dönemde dünyada ispatlayan nadide ülkelerden biri olduk. Güya bizi bunlarla köşeye sıkıştırmaya çalışanların hepsi de şu anda bizden çok çok kötü durumdalar” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Dün Türkiye’yi boğmaya çalışanlar, bugün pek çok konuda umutlarını bize bağladıklarını ifade ediyorlar. Biz kendi gücümüzle, kendi politikalarımızla ayakta kaldığımız, kendi hedeflerimizle yol yürüdüğümüz için herkesle konuşmaya, herkesle çalışmaya devam ediyoruz. Ama dünyayı yeniden iki kutuplu hâle getirmek için çatışma ve gerilimleri sürdürenler ile bunlara tabi olanlar güvenlik ve refah düzenlerini tehdit eden acı sınamalardan geçiyorlar. Üstelik biz sadece onca badireyi atlatmakla kalmadık, Türkiye Yüzyılı programıyla Cumhuriyetimizin yüzüncü yılını daha büyük bir atılımın miladı hâline dönüştürme irademizi de tüm dünyaya ilan ettik. Bu vizyonun siyasi ve ekonomik şekillendirmesini de milletimizle ve onun bir parçası olan siz değerli kardeşlerimiz ile birlikte yapacağız. İnşallah 2023’ten itibaren bu programı adım adım hayata geçirmeye başlayacağız.”
Hayatının yarım asrını siyaset yoluyla millete hizmete adadığını, son 20 yılında da Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak ülkeyi yönettiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hedefim Türkiye Yüzyılı vizyonuyla; gençlerimize hayallerini hayata geçirebilecekleri büyük ve güçlü bir Türkiye bırakmaktır. Bunu da başararak milletimin hayır duasını aldığımda huzur-u kalple emaneti sahibine teslim edeceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.
İşverenlerden, daha çok yatırım, üretim, istihdam ve ihracat beklentileri olduğunu, cari fazlayla da büyümeyi daha da artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asgari ücret gibi konularda işvereni ve devletiyle gereken fedakârlıkları yaparak, çalışanlarımızın; haklarını, hukuklarını, refahlarını ne kadar iyi korursak, bu ortak hedeflerimize o derece hızlı ve güvenli ulaşabiliriz. Şu anda masada zaten bu konularımız var. Onları da süratle bitireceğiz” dedi.
“Ortalamayı Yukarıya Doğru Taşıyan Bir Asgari Ücret Politikası İzliyoruz”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, bir ülkede işveren sendikasının 60. kuruluş yılını kutlamasının son derece önemli olduğuna dikkat çekerek, Türkiye gibi sanayileşme tarihi kısa olan bir ülke için 60 yılın az olmadığını söyledi.
Bakan Bilgin, işçi ve işveren sendikalarını birlikte ele almak gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“İşverenler TİSK’i kurduğu zaman, onların karşısında üretim sürecinin diğer vazgeçilmezi emeği görüyoruz. TÜRK-İŞ var. HAK-İŞ var, DİSK var. İşçi ve işveren sendikaları günümüzün kurumsal işletme yapısı içerisinde fevkalade önemli bir barışı tesis eden kurumlardır. Nedir bu barış? Sosyal barış. Sosyal barış, bir mücadelenin sonunda inşa edilir. Dolayısıyla sosyal barışı inşa eden bir taraf olarak TİSK’i, diğer taraf olarak da emeği yani işçi sendikalarımızı eşit eksende görüyoruz. Sosyal devlet, bu iki kuruluşu birlikte ele alan, bu iki kuruluş arasındaki mevzuatı düzenleyen ve sosyal politikaları geliştiren bir yerdedir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın öncülüğünde geçen yıl uyguladığımız asgari ücret politikası fevkalade önemlidir. ‘Asgari ücret temel ücret oldu’ diye bir eleştiri var. Bu bilgisizliğe dayanan bir eleştiri. Asgari ücretli oranı şu anda yüzde 37. Asgari ücretin şöyle bir etkisi var. Biz asgari ücreti artırdığımız zaman reel ücretler de yeniden ayarlanıyor. Dolayısıyla ortalamayı yukarıya doğru taşıyan bir asgari ücret politikasını izlediğimizi belirtmek isterim.”
İşçi ve işverenler arasındaki işbirliğinin Türkiye’nin demokratikleşmesiyle paralel seyreden bir durum olduğuna işaret eden Bilgin, Türkiye demoratikleştikçe özgür sendikacılık, özgür sendikal mücadele, emek mücadelesi, işçi ve işveren arasındaki barışın gerçek temelleri üzerine kurulabileceğine vurgu yaptı.
“Türkiye’nin Başarması Gereken Şey, Sendikalarımız, Çalışanlarımız Ve İşverenlerimizle Sosyal Barışı İnşa Ederek Geleceğe Yürümektir”
Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde başkanlık sisteminin tarihi bir adım olduğunu bu açıdan bakıldığında görülebileceğini söyleyen Bilgin, “Artık Türkiye’yi tehdit eden hiçbir vesayet unsuru kalmamıştır. Türkiye’nin başarması gereken şey, dışardan gelen saldırılara karşı milli birliği güçlendirerek, sendikalarımız, çalışanlarımız ve işverenlerimizle toplumsal ve sosyal barışı inşa ederek geleceğe yürümektir” şeklinde konuştu.
“Pandeminin En Sert Geçtiği Dönemde, Çalışanlarımıza Doğrudan 5 Milyar Lira Nakdi Destek Sağladık”
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da çalışma hayatına kazandırdıkları önemli hususlara işaret ederek, şöyle konuştu:
“Birincisi, salgın döneminde kısa çalışma uygulamasını devletimizin liderliğinde hep beraber hayata geçirdik. Devletimiz, işçimiz ve işverenimiz için gerekeni yaptı. Biz de kanunen zorunlu olmasa da, örnek işverenler olarak, ‘Devletimizin verdiği kısa çalışma ödeneğinin üzerini tamamlayalım.’ dedik. Çalışanlarımız, fabrikalarımız ve iş yerlerimiz kapalıyken evde de olsa tam maaş aldı. TİSK camiası dışında da uygulamayı teşvik etmek için devletimiz ile birlikte çalıştık, bunu kamuoyuyla da paylaştık. Pandeminin en sert geçtiği dönemde, çalışanlarımıza doğrudan 5 milyar lira nakdi destek sağladık. Dünya genelinde milyonlarca insan işini kaybetmişken ülkemizde işten çıkış yasağı tüm tarafların mutabakatı ile getirildi. İşletmelerimizde huzur vardı. Geçmişi bazen hızlı unutuyoruz. Ama 2-2,5 yıl önce bir kaos ortamı vardı dünyada. Bizim işletmelerimiz çalıştı, işçilerimiz memnun oldu, tam maaş aldı. Sendikalarımız memnun oldu. Hep söylediğim gibi tüm tarafların kazandığı bir uygulama hayata geçti. Hafızalarımız bizi sık sık yanıltıyor ama böylesine zorlu bir dönemden hasarsız geçtik. Bu dönemde de bizi dinleyen, gerekli desteği bizlerden esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza ve sayın bakanlarımıza ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.”
“Asgari Ücretten Vergi Almayan Avrupa’daki Sadece 2 Ülkeden Biri Türkiye’dir”
Akkol, yılbaşında asgari ücrette tarihi bir mutabakata imza attıklarını ve asgari ücretten artık vergi alınmadığı hatırlatarak, asgari ücretten vergi almayan Avrupa’daki sadece 2 ülkeden birinin Türkiye olduğunu söyledi.
30-40 yılın hayalinin devlet, işçi konfederasyonları ve TİSK’in ortak bilinciyle gerçeğe dönüştürüldüğünü ifade eden Akkol, 6 ay sonra yine 3’lü mutabakatla çalışanların emeğini enflasyona karşı koruduklarını belirterek, “Bunun devamı için elimizi taşın altına koymaya hazırız. Ayrıca her zaman ifade ediyoruz. Asgari ücret taban ücrettir. Makul olması gerekir. İmkanı ve gücü olan işverenlerimizi, bunun üzerinde ücretler vermeye de teşvik ediyoruz. Sizin huzurunuzda bunu bir kez daha söylüyorum” dedi.
En önem verdikleri ve çözmek için sonuna kadar çaba gösterdikleri konulardan birinin çalışma hayatındaki kutuplaşma olduğunun altını çizen Akkol, devlet, işçi ve işverenin ayrı olduğu bir algıyı keskinleştiren söylem ve aksiyonların halen bulunduğuna dikkati çekti.
“Biz Ayrı Gemilerde Değiliz”
TİSK olarak, bu ayrıma inanmadıklarını kaydeden Akkol, konuşmasına şöyle devam etti:
“Devlet bizim devletimiz, işçi bizim işçimiz, girişimci bizim girişimcimiz. 4 yıldır, kamu, işçi ve işveren temsilcilerini bir araya getirdiğimiz Ortak Paylaşım Forumu’nda, sosyal diyaloğu burada tekrar tesis ettiğimizi memnuniyetle görüyoruz. Burada halen gidecek yolumuz var. Ancak 3-4 yıl öncesine göre çok daha iyi bir yerde olduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Biz ayrı gemilerde değiliz. Farklı düşündüğümüz konular var ve olacak da bundan sonra ama üçlü sac ayağı dediğimiz, devlet, işçi ve işverenlerin bir araya geldiği her konu, imkansızı başardığımız, herkesin kazandığı sonuçlar doğurdu. Bu yaklaşım yurt dışı temsilimizde de karşılık buluyor. Yine somut bir örnek vereyim. Kamu, işçi, işveren yapıcı ilişkilerinin tesis edilmesi sonucunda, ülkemiz 2 yıldır Uluslararası Çalışma Örgütünün gri derler, kara derler bu listesinde yer almıyor. İşçi, işvereni şikayet etmiyor, işveren, işçiyi şikayet etmiyor, devlet arkamızda. Bu da bizim için önemli bir gurur.”
Yeni dönem vizyonu ve taahhütleri kapsamında, TİSK’in yarına da yeni hedeflerle hazır olduğu belirten Akkol, şunları kaydetti:
“İlk odağımız, işimiz için, işimizin devamı için. Yeni iş modelleriyle istihdamı artırmak ve devletimizin kayıt dışı ile mücadelesine destek olmak ana hedefimiz olacak. İkinci odağımız, çalışanlarımız için. İş sağlığı ve güvenliği hep ilk ve en öncelikli konumuz olarak kalmaya devam edecek. Üçüncü odağımız ise sürdürülebilirlik için. Çalışma hayatını, dijital ve yeşil dönüşümü birlikte ele alan ikiz dönüşüme hazırlayacağız. Tüm bu hedeflerin temeli, küresel boyutta daha güçlü, daha rekabetçi bir Türkiye yaratmak.”

TİSK’in 28.Genel Kurulu Yapıldı