YALIN



YALIN

Şimdi göğsümün darala darala bana bile yetmediğini anlatıyorum. Son zamanlarda aşırı tak eden bir şey var canıma. Yalnızlık… Nasıl buram buram kalabalık bir yalnızlık yaşıyorum ifade edemem. Dolu dolu buhranlarımda yalnız değilim. Hınca hınç kalabalığım tenha bedenimle. Kalbim patlayasıya dolu yalnızlıkla, ama aklım tıklım tıklım bu kargaşayla.
Sevgisizliğin arta kalanı oluyormuş yalnızlık.
Ne kadar acı deneyimlemişim diye düşünüyorum.
Sevgiyi bahşedilmeyen en büyük lütuf olarak görüyorum.
Merhameti olmayanların eline düşmeyi de en büyük talihsizlik.
Yüreğim ister ki her milimde sevgi ehline düşsün kalplerimiz.
Sevgiyi sevgi iyileştirir ancak tükettiler.
Sevgiyi bile yalnız bıraktılar ya neyse…
Yalnızlık alır götürür zihni bir sahil kenarına, yerleştirir bir damlaya daha sonra da savurup götürür.
Yalnızlık zihni bulandırır.
Zihin dalgalar gibi köpürür ve söyleyecek çok şeyin olduğunu o an anlarsın.
Yalnız kaldığımız zaman gelir aklımıza birçok şey çünkü hisler kalabalıkta yaşamazlar.
Yalnızlığın en samimi arkadaşıdır düşünceler bu yüzden birbirlerinden kopmazlar.
Yalnızlık diye başlıyorum hemen hemen her satıra. Küsüyor aklıma hücum eden cümleler.
Her an bir yazma arzum vardır benim. Sebebi her an kalbimin yalnız kalması mı ?
Ya da yalnızlaştırılmam da olabilir. Bilemiyorum.
Bi zalim unutuluşta yaşıyorum hayatımı.
Zalimce uyuyakladığım koltukta unutulmuş hissediyorum.
Kucakta taşınmayacak bir yük gibiydim.
Zalimce sevilmedim.
«İnsanın zalimi en yakınıdır.»
Yakınlarımızın içinde yalnız kalırız unutulmamalı bu.
«Herkese fazla yakınlığın getirdiği uzaklıktayız.»
Yakınlaşmak ümidiyle.