VAKT-İ NİHAYET



VAKT-İ NİHAYET

Nakledilen metinlere göre kıyamet alâmetleri şöyle gelişecektir:

Kur’an’ın önemi insanlar tarafından unutulacak, namaz kılınmayacak, emanete riayet edilmeyecek, faiz helâl sayılacak, seviyesiz ve şahsiyetsiz kişiler yönetici olacak, ebeveyne isyan edilip beyler hanımların emrine girecek, toplumlar geçmişlerine lânet okuyacak, akşam mümin olarak yatan kişi sabah kâfir olarak kalkacak, yöneticiler insanlara zulmedecek, şerrinden korkulan kimselere itibar edilecek, ticareti dürüst olmayan gruplar ele geçirecek, mescidler süslenmekle birlikte ibadete önem verilmeyecek, erkekler erkeklerle, kadınlar da kadınlarla yetinecek, kadınlar sosyal konum açısından ön plana çıkarılacak ve erkekler kadınlara benzemeye çalışacak, açıklık yayılacak, hayasızlık çoğalacak, cihad ve irşad faaliyetleri terkedilecek, sadece din dışı ilimler öğrenilecek, kader inkâr edilecek ve yıldız falına inanılacak, liderliğe elverişli kimseler azalacak, âni ölümler çoğalacak, cahiller, aynı zamanda dürüst olmayan zâhid ve sûfîler türeyecek, akrabalık bağları kesilecek, yalancılar tasdik edilip doğru konuşanlara itibar edilmeyecek, kitapların sayısı artacak, yağmurlar ve yıldırımlar çoğalacak, madenler yok olacak. (İbn Kesîr, I, 21, 178-179; Berzencî, s. 70-75; Hammûd b. Abdullah et-Tüveycirî, II, 78, 293; Yûsuf b. Abdullah el-Vâbil, s. 179-235).

Kıymetli büyüğüm Süreyya Topbaş Hanımefendi bir ders sırasında; “Evlâdım; kıyamete dair hadislerde zamanı bildirilmez. Ama şunlar olmadan kıyamet kopmaz buyrulur. O hâlde bize düşen alametlerin önüne hayırla set çekmek…” demişti. Aldım,pamuklara sarıp kalbime sakladım bu kıymetli cümleleri.  Vakti gelince,vazifesi bitince dünya elbette nihayet bulacak.Bize düşen kısmı,herşey son bulduğunda kulca ve yüz akıyla huzuru ilahiyeye varmak…

Yukarıda bildirilen hadis-i şerifi birlikte inceleyelim; Kur’anın önemi insanlar tarafından unutulacak buyruluyor.Günümüzde maalesef “inandım” diyenler dahil Kur’anın bize öğrettikleri dışında,geçmiş dinlerin öğretilerinden dahi medet umulur hâle geldi.Oysa son ve hak din Islâm, bize ihtiyacımız olan her konuda bir eğitim sunan yaşam tarzıdır. Namaz kılmayıp kalbi pırlanta gibi (!) parlayanlara alıştık zaten!”Namaz dinin direğidir” hadisini hiç duymamış gibi bu durumu savunmaları da ayrı bir gariplik doğrusu! Emanet hassasiyetinin erimesi,liyakatsiz yöneticiler,faizin mübah sayılması yıllar içinde normal hâle geldi maalesef.Müslümanın vakar ve onuruna yaraşmayan bu tavırlar,dinin hudutları dışında olmasına rağmen nasıl olur da doğal sayılabilir?!

“Allah’ın rızası,anne/babanın rızasında gizlidir” hassasiyeti ile büyütülen neslin evlâtları ne durumda peki?Anne/babaya ziyarete vakit bulamayanlar, kadınlarının yönetiminde kavvamlığını unutmuş,merhameti kedi/köpek bakmaktan ibaret sayar duruma gelmiştir.

Ecdada hürmetsizlik entelektüellik(!) olarak algılanır oldu yazık ki!Din,dil ve tarih şuurundan yoksun bir neslin faydasından ziyade zararı olur. Ticarî/ekonomik terör ayrı bir musibet olarak milletin belini büker vaziyette!Ticaret ahlâkının olmayışı,fahiş fiyat uygulamalarını normalleştirerek helâl kazanç düsturunu unuturmuş gibi!

Edep yoksunu şer kimselerden korkarak onlara boyun eğmek,yalanın sıradanlaşması(ki Allah Rasulü,Müslüman her hataya düşer yalan söylemez buyuruyor) Müslüman kimliği ile örtüşmediği gibi,kıyametin de ayak seslerinin yaklaştığının göstergesi maalesef.

Özgürlük diye diye,fıtratın dışına çıkarak had sınırları zorlanmış,cinsel tercihin kişiye has bir seçimmiş gibi kabul edilmesi konusunda sesler yükselmekte! Ancak bize düşen Allah’ın yasak ettiği bu hayasızlığa saygı duymak değil,fırsat vermemek,yanlışta olanları doğruya davet etmektir.

Yine âlâmetler arasında irşad faaliyetlerinin terkedilmesinden bahsediliyor. Bu kadar çok çabalayan varken,beklenilen tesirin olmaması,niyetleri sorgulamak gerektiğinin alarmını veriyor.Bollukla imtihandayız ve bazen bolluk daha zahmetli diye düşünmeden edemiyorum.Çünkü varlığın içinde rızadan saptıracak pek çok şey varken ,”Allah’ım bu hatayı  sadece senin için yapmaktan vazgeçiyorum.” demek yer yiğidin harcı değil. İslâm alimlerinin sözü değer bulmazken,pek çok din istismarcısı sözde âlimler Ümmet-i Muhammed’in başına dert olmuş durumda.Sayılan tüm âlâmetler günümüzde yaşanıyor.Ya nasıl engel olunur bu duruma?Tabiri caizse modern cahiliyenin yaşandığı şu  dönemde acilen birşeyler yapılmalı! Ama ne? Söylemesi basit,yapması zor birşey; herkes had sınırına çekilse kâfi…Müslüman Müslüman gibi,Hristiyan Hristiyan gibi,Yahudi Yahudi gibi,ateist ateist gibi,kadın kadın gibi,erkek erkek gibi değil…”gibi” değil,orijinali olsa artık. Yıllardır Müslüman’a Müslümanlık anlattığımız yetmedi mi? Kıyametin ayak sesleri değil korktuğumuz,amelimizin yaması!Kendimizden kulca emin olsak,kıyamet vuslat vaktidir inanan için…Doğduğumuz gün ölmeye aday oluyoruz. Aday olduğumuz şeye hazırlık yapmamak sorumsuzluk değil de nedir?

Kıymetli büyüğüm “önüne set çekmek” diye tabir etmişti. Sorunları birbir sıraladık. Gelelim set kısmına!Namazın manevî bir fren sistemi olduğunu yaşayarak örnek olmakla başlamalı işe; namaz ehli kaba olmaz,hak yemez,asık suratlı,bencil,kıskanç vs.olmaz… Merhametli,emanet bilincine sahip,yaptığı işin hakkını veren,dil/din/tarih şuuruna sahip üretken,feraset/basiret sahibi,sadece kendisi için değil ümmetin/insanlığın hayrı için çalışan has kul/hakikî ümmet olmalı…Olmalı ki her şerrin karşısında elif misali dimdik durup hayırla engel olabilelim. “Böyle de olur” diyerek sınırlarından uzaklaştığımız İslâm hududuna girilmeli.Arkadaş hatrına göz yumulan gayri İslâmî tutumları,Allah hatrına hayatından çıkarırken hatada olanlara da ihlâsla el uzatacak bir imanî olgunluğa erişmeli. Yani ;

Ey iman edenler! Allah’a, Rasûlü’ne, Rasûlü’ne indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara imanda sebât edin! Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhireti inkâr ederse, koyu bir sapıklığa sapmış, haktan tamâmen uzaklaşmış olur.(nisa/136)

Ayet-i kerimede,iman edenlerin neye iman ettikleri hatırlatılıyor. İnsan birkez “inandım” diyorsa tamamıyla her konuda teslimiyet göstermelidir.Böyle yaşayan bir mü’min hem alâmetlerin sebebi olmaz,hem de âlâmetlerin önündeki set gibi güçlü bir duruş sergiler.

Ya Rabbi,dünya denilen sürgün yerinde neden bulunduğumuzu her an zihnimizde dipdiri tutmayı ve vuslat günü için salih ameller dolu bir defterle huzuruna çıkmayı nasip eyle…Amin