İSLÂM’DA KADIN HAKLARI

Kadına dair ne çok konuşuldu, yazıldı,çizildi. Peki kim ne öğrendi? Sanırım “bilmek,yapmak ve olmak” yolculuğunun sadece ilk basamağında vakit kaybediyoruz. Bin beş yüz yıl öncesinde Allah Resulü (S.A.V) ” ; “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun! Çünkü siz, onları Allah’ın emaneti olarak aldınız.” buyurmuştur. Ve yüce kitabımızda tam 176 ayetten oluşan “Nisa”(kadın) sûresi vardır. Erkeklere özel bir hak ve korumadan değil, kadına ait haklardan bahsetmektedir. Yazık ki,ne Müslüman kadın kendi haklarını tam anlamıyla biliyor, ne de erkek bir kadınla evlenerek nasıl bir sorumluluk aldığının farkında değil!Geçtiğimiz günlerde farklı kurumlarda bu konuya dair konuşurken, bir hanımefendi ; “hocam bu kadar hakkım varmış,bunlar benim hakkımmış desem boşar beni” dedi şaka yollu…Ağlanacak halimize güldük!!
Ailenin önemi üzerinde dururken,hak ve sorumluluklarından da ince ince bahsetmeli, gençleri eğitmeli ve özellikle aile hayatımız ile onlara örnek olacak kıvamda yaşamaya gayret göstermeliyiz.
“Erkek, kadına mehir ve diğer geçim konusundaki infakından ötürü bir derece daha üstün bir konumdadır. Bu üstünlük (bir fazilet üstünlüğü değil), evin reisi olmak haysiyetiyle sorumluluğunun fazlalığıdır. Kadının hakkını vermesi, ona karşı tolerans göstermesi, onun bütün hak ve hukukuna riayet etmesi, bu sorumluluğun bir gereğidir.”(Bakara 228.ayet tefsiri) Bu ayete göre erkek,kadını himaye etmek ve zor olanı üstlenmek noktasında üstündür. O hâlde böyle bir üstünlük her kadına kendini değerli hissettirmez mi? Ancak günümüzde cengâver ruhlu pek çok hanımefendi maddi/manevi pek çok yükü üstlenmiş ve bu yükün altında ezilmeyi güçlü olmak ya da cefakârlık olarak nitelendirmiştir.
Gelelim nikâh ile elde edilen hakka; mehir…
NIkâhın şartlarından değil sonuçlarından biridir; nikâh esnasında belirtilmemiş bile olsa, hatta verilmeyeceği şart edilmiş bile bulunsa yine evlenen kadın mehire hak kazanır.En az iki koyun bedeli olarak belirlenmiştir. Nikâh ile kadının kendisine verilen hediye ve güvendcedir.Hemen ya da evlilik akdi içinde ödenebilir. İlla boşanma ile hak kazanılmaz. İslâm adil bir yaşam tarzı getirmiştir. Şimdi ömür boyu nafaka durumuna çözümler aranıyor olması da,İslâm hukukundan uzak kaldığımız göstermektedir.
Boşanma hakkı sadece erkeğe değil, kadına da verilir.
Cimrilik, cinsel yetersizlik, şiddet kadına boşanma hakkı tanıyan durumlardır.
“Hanımlarınızın sizin üzerinizde, durumlarına uygun olarak yiyecek ve giyecek hakları vardır.” (bk. Ebu Davud, Menasik, 56; İbn Mace, Menasik, 84)
Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.
Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir.
Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır.Anne emzirmek istemiyorsa, sütanne bulmak babanın görevidir
“Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır.” (bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)
Evde hanımıyla şakalaşmak, eğlenmek ve onu eğlendirmek kocanın görevlerindendir.
Eşlerin birbirini cinsel yönden tatmin görevi de vardır.
Özel günlerinde kocasından ayrı yatmak isterse, ayrı bir yatak istemek hakkıdır.
Durumuna göre kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Hizmetçinin ücreti kocasına aittir. Örfe göre kadınların yapmaması ayıplanan ev işleri dışında kadın, hiçbir iş yapmak zorunda değildir.
Kadın kocanın yakınlarını ile oturmak istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır. Buna sebep olarak, evliliğin mahrem halleri gösterilir.
Kadının, haftada bir kez anne-babasını ziyaret hakkı vardır, erkek buna engel olamaz.
Erkeğin haklarına bir zarar vermeyen meşru işlerde; kadının meşru çerçevede çalışmak hakkıdır. Ancak geçim erkeğe aittir.
Nihayet kadın öldüğünde kefeni de kocasına aittir. (sorularla islâmiyet sitesinden faydalanılmıştır.)
Genel hatları ile bazı haklara göz gezdirdikten sonra, İslâm kadına değer vermiyor demek,akla muhalefet değil de nedir?Evet ,din kadını nadide bir çiçek gibi korumaya alıyor şüphesiz. Narin yaratılışlı kadının manen zarar görmemesi için,bu konularda erkeğin iyi eğitilmesi, dinin emirlerini hayatının merkezine alması gerekir. Kadının hakkını bilmesi elbette önemlidir, bununla birlikte hakka riayet eden,Nebevî ahlâklı erkek yetiştirmekte elzemdir.Bildiğimiz ve hatta iman ettiğimiz için sorumlu olduğumuz konuları yapmak noktasında çabalamazsak, her birimiz vebal altında kalırız. Sonra da kadına şiddeti, tacizi konuşmaya maalesef devam ederiz.
Yine tekrarlamalı; “Ey iman edenler!iman ediniz”
Nebevî ahlâkın ölçüleri ile yaşayıp, İslâmca şekillenen bir ömrümüz olması duası ile (Amin)
Baki hürmet ve dua ile…