Bir Hayalim Var…. Bu Kent için…..



İnsanlar gibi, kentlerin de hafızaları vardır. Toplumsal hafızanın hayat bulduğu bu birikimlerin fiziksel olarak hayat bulduğu mekanlar, bölgelere ve kültürlere göre farklılık arzeder. Kültürel birikimin hayat bulduğu en temel yapılar ise kütüphanelerdir. Toplumun varoluş sürecine ev sahipliği yapan bu yapıları önemsemek, o toplumun kendi hafızasına nasıl sahip çıktığının göstergesidir.

Yeni bir yeri keşfederken öncelikli olarak kütüphanesini , tiyatrosunu merak ederim. Yapı, öncelikli olarak mimari tarzıyla sizi kendine hayran bırakmalı bana göre. Dönemin güncel mimari özellikleriyle birlikte geçmişi buluşturmalı. Öyle hemen kendinizi içine bırakamazsınız. Daha bahçesinden başlamalı sizi büyülemeye, bahçe peyzajı işin ehline verilmeli. Her bir taşında, süsünde usta bir sanatçının elinden çıkmış izlenimi oluşturmalı. Mesela bu yapı, bahçesinde kendisine bakarak oturup kitap okuyabildiğiniz, ya da kısa bir soluk aldığınız yer olabilir. Mesela bir buluşma noktası dahi olabilir, neden olmasın !

Kütüphanenin kapısından içeri girerken her şeyi geride bırakmalı ve sanki başka bir boyuta geçmişcesine burnunuzda kitap kokusuyla orada başka türlü tekrar varolmalısınız. Mekanın renklerinden tutun döşemesine ve kullanılan ışığın yönüne kadar her şey incelikle düşünülmelidir. Bir de çalışanlar… Kütüphanede çalışan insanlar muhakkak derin bir bilgi birikimine sahip olmalı. Nezaketi, güler yüzü, sabrı ve etkili iletişimi ile gelenlere kendilerini evinde olduğu hissini uyandırmalı. İnsan, zamanın orada nasıl geçtiğini anlayamamalı.

Kentin kütüphanesi, o kentin insanının kitaba olan yakınlığını ve geçmişiyle olan bağını ve gelecek vizyonunu gösterir. Bu konuda hem yaşayan halka hem de kentin yöneticilerine büyük görevler düşüyor. İnce bir duyarlılıkla konuyu ele almalı ve en büyük, hayati yatırımın toplumun hafızasına, eğitimine yapılmış yatırım olduğu gerçeği göz ardı edilmemeli. Bunun olabilmesi ise, kitap kokusunu kendine en iyi koku edinmiş yöneticileri seçmekle mümkündür.

Gelelim Gebze’ye…. Kütüphanesi yok maalesef. Var ama yok ! Zira, bir apartmanın giriş dairesine sıkıştırılmış kitap deposuna kütüphane demek bu kelimenin anlamını küçültmek olur. Zaten fiziksel koşulları sizi içeri buyur etmiyor. Bir apartmanın giriş dairesi ! Görünen o ki, önemli bir ihtiyaç olarak listede kendine yer bulamamış. Aksi takdirde bu konuyla ilgili bir çalışma olurdu herhalde. Örnek kent, cazibe merkezi yapılmaya çalışılan bir kentin maalesef bir kütüphanesi yok.

Gebze kent meydanında senede birkaç sergi için atıl olarak bekletilen dükkanların olduğu alan bunun için biçilmiş kaftan olurdu. Oradan her geçişimde hayalimde canlandırırım bunu hep. Görkemli, sanatsal bir yapının orada var olduğu…

Yöneticilerden kimi zaman bazı yorumlar duyuyorum. Bu halkın seviyesi bu, bu etkinlik burayı aşar, istemezler vs.. Kentin yöneticileri halkı sürükleyip götürdükleri çalışmalar yapabildikleri sürece ideal yöneticilerdir. Seviyeyi her zaman bir tık yukarı çıkarabildiğiniz müddetçe başarılısınızdır. Fark yaratan çalışma budur. Yoksa park bahçe yapmak, alt yapı düzenlemek vs.. bunlar yaşam alanını düzenleyen fiziksel çalışmalardır, gereklidir lakin yeterli değildir. İnsanların zihnine nasıl tohumlar atıyorsunuz, filiz veren boylar nerelerde soluk alıyor… bunlardan haber alalım. Asıl büyük yatırım zihinlere…

Bir hayalim var, evet. Gebze için, muhteşem bir kütüphane. Önünden her geçişimde atıl olarak tutulan Gebze kent meydanındaki o dükkanları her gördüğümde içim sızlar ve ben bu hayali yeni yeniden demlenmeye bırakırım. Kim bilir, belki bir gün bu kent bu vizyona sahip yöneticiler de görür ve ben ve benim gibiler o gün avuçlarımız kanayıncaya dek onları alkışlarız ve de gocunmayız, hangi dil, din, ırk veya partiden olursa olsun..

*****

Bi Mola vermek isteyenler için; Falih Rıfkı Atay’dan “Zeytin Dağı” okumaya değer.