Rutin dışı…



Hayat koşuşturmacası içinde hepimiz rahatlamak için kendimize değişik alanlar oluşturuyoruz. Kimi kendisine herhangi bir spor dalıyla uğraşmayı seçerken, kimisi bazı hobiler edinmeyi tercih edebilir. Ya da yeni yerler keşfetmek daha da cazip olabilir bu noktada. Belli aralıkla düzenlenen sohbet toplantıları ise paylaşımın doruğa çıktığı zamanlardır. Zira birliktelik hem kulağa, kalbe hem de mideye hitap eder. Tüm bunlar bizim sıradan rutin hayatın dışına çıkmamızı ve biraz olsun nefes almamızı sağlar. İnsanın ruh ve beden sağlığı sadece tükettiği gıdalarla ilgili olmasa gerek, ruhu ve zihni böyle etkinliklerle arındırmak lazım.

Sadece rutin dışı etkinlikler midir peki bizi içinde bulunduğumuz durumun dışına çıkaran ! Kültür etkinliklerini takip etmek ya da bir yayın organını, yazarı takip etmek de bizim için hoş bir deşarj etkinliği olabilir. Bunları her zaman için önemsemişimdir Aksi takdirde hayatın içinde sıkışıp kalıyoruz ve çoğu zaman nereye gittiğimizi anlayamadan sürüklenip gidiyoruz.

Geçtiğimiz günlerde yayın hayatına son veren “İtibar” dergisi düşündürdü bana tüm bunları ve daha fazlasını. Edebiyat kültür hayatına katkısını yadsıyamayacağımız dergi pek çok yeni kaleme de ev sahipliği yaptı. Fakat günümüz şartlarına daha fazla direnemedi ve veda etmek durumunda kaldı. Bir boşluk oluştu içimde. En iyi arkadaşlarımdan birini kaybetmişçesine… Yeni neslin beslenebileceği önemli bir kaynak kurumuştu maalesef.

Eli kalem tutan, fikrine ve duruşuna önem verdiğim ve bu hayatta varlığını gerçek bir lütuf gördüğüm insanların kalemi susunca da aynı şeyi hissederim. Her insan başlı başına bir hikaye ve biz onların kalemiyle pek çok hikayeye misafir oluyoruz. Belki dilden dudağa getiremediğimiz pek çok hissin, o yazarın satırlarıyla vücut bulduğunu görüyoruz. İşte bu bile sizin kendinizi bu alemde yalnız hissetmenize engel olabilir. Yarenlik sadece el ele, sırt sırta olan bir birliktelik değil, yarenlik bazen bu gök kubbe altında aynı şeyler için kederlenen insanların nefes alışıdır.

Kültür sanat ve edebiyat için üretmeye çalışan insanları desteklemeli. Bu desteği aslında kendi varoluşlarımız için yapıyoruz. Aksi takdirde yozlaşmanın törpüsü hepimizi tek tip ve düşünmeyen, üretmeyen insanlar haline getirecek. Buna gazete veya dergi yayını deyin, buna kitap deyin ya da internette bir kültür sanat platformu deyin, ne derseniz deyin ama desteklediğinizi maddi ve manevi gösterin.

Bi’Mola vermek isteyenler için; Michel Rolph Trouillot’dan “ Geçmişi Susturmak ” okumaya değer.