Kitaplar
Okumayı seven biri için en yakın dostu kitap olsa gerek. Onda bulunan keyif ve lezzet ruhun gıdası adeta. Okuma-yazmayı öğrendiğim günden beri elimden düşürmediğim tek şey kitap. Yol arkadaşlığı yaptılar bana. Bazen yoldaş, bazen sırdaş ama her zaman yarenlik ettiler.
Bugün, kitap okumak ve satın almak çok kolay. Çocukken her yerde bulamazdık. Belli başlı yerlerde satılır, ve fiyat olarak biraz da tuzlu olurdu. Büyüklerimin aldıkları dışında okul harçlıklarımdan biriktirir yine kitap alırdım. Başka bir dünyaya ışınlanırdım adeta. Hava gibi, su gibi bir ihtiyaçtı benim için. Saklambaç oynardık arkadaşlarla ve gizlendiğim yerde de kitap okurdum yine. Baktım olmuyor, bir okuma gurubu oluşturduk arkadaşlarla. Altı-yedi arkadaş, her birimiz ayrı bir kitap satın alır, değiş-tokuş yaparak okurduk. Böylece bir kitap satın alır, fakat altı tane daha kitap okumuş olurduk. Bunun için mahallede bir yer bile tesis etmiştik. Şimdilerde bir yerlerde, yine bu tarz paylaşımlar oluyor mu acaba…
Devir internet devri e hızına da kirliliğine de yetişmek zor. Faydalı mı? Amacına uygun kullanıldığında, elbette. Peki kitabın yerini tutar mı? Bana göre hayır. Şimdi bazıları internetten de kitap okunabildiğini söyleyebilir. Evet, böyle bir imkan var, lakin bana göre yine de aynı şey değil. Denedim ve aynı keyfi alamadım.
Bir kitaba dokunmak, sayfaları arasında gezinmek, kokusunu çekmek.. bir kitap hayatınızda bunlarla vücut buluyor. Her zaman iki tane çanta taşırım yanımda. Birisi, içinde birkaç kitap olan okul çantam, diğeri bayanların kullandığı normal çanta. Bu hayatın her zaman öğrencisi olmayı seçtim. O yüzden okullu çocuklar gibi oldum hep. Onlardan beslendim, ruhi ve zihni açlığımı giderdim. Örneğin, biyografi okumayı her zaman önemsemişimdir. Romanlarla ise pek çok karakterin hikayesine sürüklenirsiniz. Bazen etrafındaki yaşananlardan izler bulursun.
Hayallerimi her zaman kütüphane tasarımları süslemiştir. Birinin evine gittiğimde, gözlerim hep bir kütüphane arar. Elinde kitap olan biri mutlaka dikkatimi çeker ve ben çoğunlukla o kitabın adını okumaya çalışırken bulurum kendimi. Algıda seçicilik diyelim. Çok sayıda kişiyle tanışmışımdır, kitapçılarda. Fikir alışverişinde bulunmuşumdur onlarla. Bugün geri dönüp de baktığımda hayatımda pek çok şey değişti fakat kitap sevgim ve ilgim hiç değişmedi.
Her insanın bir rahatlama alanı vardır. Kaçıp sığındığı, üzüntüsünü hafifletmeye çalıştığı pek çok aktivite diyelim. Benim sığınağım da kitaplardı. Bazen duygularımın gidip de dönmediği gidişler olurdu.
Tecrübe, sadece insanın kendi yaşadıkları olmasa gerek. Ne tecrübelere tanıklık edilir o sayfalarda… En uzak dediğiniz bir hikayenin bile, gerçek yaşama bakan bir yüzü vardır. Bir kapı açılır, o kapıdan girersiniz ve artık döndüğünüzde o aynı insan değilsinizdir. Tabi şunu da itiraf etmek lazım; insan iyi bir okuyucu olana kadar çöp niteliğinde pek çok kitap da okuyor.
Ülkemizde kitap okuma oranına baktığımızda oldukça düşük. Bu oran bölgelere göre de değişiklik gösteriyor. Beni hep hüzünlendirmiştir, bu durum. Gerek yurt dışında ve gerekse ülkemize gelen turistlerin ellerinde kitap gördüğümde yüzümde istemsiz bir gülümseme oluşur. Toplu taşıma araçlarında ya da gezerken yanlarında kitap bulundurmaları… Bazen bir bakıyorum dinlenmek için oturduğu bir yeşillikte ya da ağaç altında kitabını okuyor. işte öykünecek bir şey varsa, budur.
Kitap okuma alışkanlığı kazandırmak adına okullarda öğrencilere okumaları için kitap öneriliyor bildiğim kadarıyla. O da her okulda var mı, bilemiyorum. Fakat önemli olan bunu bir kural ya da ödev anlayışı ile yaptırmak değil, gönül bağı kurmak. Çocuğun dünyasında bir yer açmak. Bu eğitim önce ailelerde başlıyor. Çocuğun ilk öğretmenleri anne-babasıdır. Çocuk ebeveynlerinin elinde kitap görmüyorsa, yatkınlığı da ona göre olacaktır. İstisnalar elbet olacaktır.
İstatiksel verilere baktığımızda; 2016 verilerine göre, Türkiye dünyada kitap okuma oranları bakımından 11. sırada yer alıyor. Bu çok önemli. Sonuçta 80 milyon nüfuslu bir ülkeyiz. Ülkemizde kişi başına yılda 7.9 kitap düşüyor. Ama bu rakam da tam sağlıklı bilgi vermez, çünkü veriler kitap sayısının nüfusa bölünmesiyle elde edilir. Bazı insanların çok okuduğunu bazı insanların ise hiç okumadığını düşünürsek veri tam gerçeği yansıtmıyor. Fakat yine de bize bir fikir vermesi açısından önemli.
ABD’de bir kişi yılda ortalama 9 kitap, İsviçreli 10 kitap, Fransız 7 kitap okurken bir Japon ise bir yılda 25 kitap okur. Ülkemizde satılan kitapların % 59 ‘luk dilimini ise aşk romanları oluşturur.
Kitap fiyatlarının yüksek olması, ya da hayat koşuşturması gibi pek çok mazeret sıralanabilir, kitap okumuyor oluşumuza. Gerçek bu değil, hepimiz biliyoruz. Gerçek, kitabı hayatımızda nereye koyduğumuzla ilgili..
********
Bi Mola; vermek isteyenler için, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan “Huzur” romanı okumaya değer.