YAZ MI, YAZIK MI? DÜĞÜN MÜ, DÜĞÜM MÜ?



Müslüman’ı Müslüman yapan hassasiyetleridir. Anlattığından çok yaşantısında gizlidir.Ya da aynalanmıştır demek daha doğru olur.

“Yaz geldi,yaşasın tatil!” diye yola çıkarken valize öncelike Müslüman şahsiyetimizi koymalı.Helâl daire keyfe kâfidir elbette.Bu sebeple de meşru şartlarda yapılabilecek tatil için kolları sıvamalı. Sadece kişinin kendisinin dikkat ediyor olmasından bahsetmiyorum. Çevresel şartların da uyumu gereklidir.Yani “ben haşema giydim,gerisi beni ilgilendirmez” diye düşünmek, Müslüman hassasiyeti ile örtüşmez.

Geçtiğimiz günlerde “plâja tesettürlü kabul edilmiyor” diye bir haber takıldı gözüme. “Nasıl ötekileştirilir?” diye tepki veriliyor. Oysa davet ediliyor dahi olsa kendisi tercih etmemeli,inancıyla bağdaşmıyor diye…Nasıl ki tesettürlü olmayanların büyük çoğunluğu muhafazakâr tatil arayışına girmiyorsa,tesettürlü bir hanım da inancına ters düşen bir mekânı tatil için seçmemelidir.Bu “ötekileştirmek” değil kendi tarzınca yaşamaktır.

Mevlânâ Hz.’nin dediği gibi; ” ya göründüğün gibi ol,ya da olduğun gibi görün. “

Ya da Hz.Ömer(r.a)’ın dediği gibi;

“Ya inandığın gibi yaşarsın ya da yaşadığın gibi inanırsın.”

O halde mü’minin sınırını elbette ki dini belirler.

“Erkeğin avret yeri,göbekle iki diz arasıdır”.

“Diz kapakları da avret yerlerindendir.” (Darekutnî’den rivayetle)

“Onlar(kadınlar), kendiliğinden görünenler hariç,zînetlerini göstermesinler.”(Nur suresi 24/31)

Kadının el ve yüz dışındaki tüm vücudu avret mahallidir.Kadınlar bir aradayken yine baş,kollar ve dizden aşağısının açık olmasında beis yoktur.

İlginçtir ki; yaz tatillerimizde başlıyor karmaşa. “Müslümanım ama ne yapalım muhafazakâr tatil pahalı” diye söylenenleri bolca duyuyoruz. Muhafazakâr tatil seçen hanımlar da,hanımlar havuzunda ölçüyü unutuyorlar!!

Haram/helâl hassasiyeti arayanlar için otelde,gece geç saatlerde başlayan eğlencelere gerek yoktur.Ortalama olarak saat oniki civarı otelde hayat durur.Alkol sarfiyatı olmadığından,alkol dokunmasına bağlı mide bulantıları ve ektra temizlik ihtiyacı olmaz.Yani muhafazakâr tatilde aslında maliyet düşüktür.

Buna rağmen iki ayrı havuzun,haremlik/selâmlık hizmetlerin varlığı sebebi ile “nasılsa mecbur gelinecek” mantığı ile ederinin üzerinde bir pazarlama söz konusu!

Durum böyle olunca “ne yapalım!çok pahalı,ben dikkat ediyorum. beni gerisi ilgilendirmez” aldatmacası devreye giriyor.

Yine muhafazakâr tatilciler;

-“Aaa,çeşit azdı!” diye söylendiği açık büfede 86685 çeşit yiyecek olduğunu ve kaç ihtiyaç sahibi aileyi günlerce doyurabileceğini unutmuş gibi konuşuyor!!

“İman ettim” diyen bir kalbin tatili, inancıyla uyum sağlamazsa onun adı tatil değil ziyan olur!

Tabi bir de düğünlerimiz var.Müslüman’ın tatil ve düğün anlayışı,hassasiyet derecesini ortaya koyuyor.

Birkaç sene öncesiydi.Gelin hanım evlenince kapanmak üzere konuşmuş sözlüsü ile.Zaten dindar bir ailenin kızıydı. Gelinlik seçimi için gittiği modaevinde;

-“Ben tesettürlü gelinlik istiyorum.” deyince herkes şaşırmış doğal olarak.Ama gelin hanımın zarif cevabı yüreklere işleyen cinsten;

-“Düğünden sonra kapanırsam siz istiyorsunuz diye algılanabilir.Ancak ben dikkatlerin üzerimde olduğu ve en güzel hâlimde Allah’ın razı olacağı bir görüntüde olmayı arzu ettim.”

Allah böyle kalbi ışıldayan gençlerin sayısını arttırsın inşallah. (Amin)

“Düğün bu,bir defa olur” diyerek tesettür feda edilmez. Eğlencenin meşru şartlarda olması için üstün çaba harcamalı.

“Nikâhı ilân ediniz,defleri vurunuz” buyuruyor Efendimiz (S.A.V).Öyleyse meşru şartlarda eğlence ile,helâl dairenin güzelliği kullanılmalı.

Keyiflerimiz ve inancımız karşı karşıya  kaldığı anda kulluk kalitemiz ortaya çıkıyor. Tam o anda bakmalı “kulluk duruşumla seçimim aynı kefede mi?” diye.Görüntümüz ya full hd ya da flu!!!

“Ey Âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”(A’raf/31)

ayetini hiç okumamış gibi,düğün hazırlığında şu kadar altın,bu kadar bilezik diye yuvayı maddi çıkar zeminine oturtmaya çalışmamalı. Niyetimiz güzel,huzurlu bir yuva ise, lüksleri bir kenara bırakabilmeli.

Geçip gidecek dünyaya mı,yoksa ebedî yurduma mı yatırım yapıyoruz dersiniz?

Yazlarımız “yazık”, düğünlerimiz “düğüm” olmasın dostlar…Tüm alıcılarımızı,frekansımızı “Allah rızasına” ayarladığımız bir ömür duası ile…

Hürmetler efendim…