EMPATİ YAPIP ÖZGÜVENİ ANLAYALIM-1



Efendim herkese merhabalar öncelikle. Özellikle katıldığım seminer ve konferanslarda çokça sorulan, mailden sosyal medyadan çok sık karşılaştığım özgüvenli olmak nedir? Ne değildir? Çocuklarda özgüven nasıl gelişir? İnsanın özgüvenli olabilmesi için ailenin, öğretmenlerin, çocukların yapması ve yapmaması gerekenler nelerdir? gibi çok sayıda sorular geliyor. Bilebildiğim ve araştırabildiğim kadarıyla sizinle paylaşayım. Tabi ki özgüvenli olmayla ilgili yazımız bir süre devam edecek. Eğer sizin de yazılarla ilgili veya farklı sorularınız olursa [email protected] adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Özgüven kişinin kendini doğru bir şekilde tanıyarak analiz etmesi ve kendisi hakkında olumlu düşünebilmesidir. İnsanlara yukardan bakma, kibirlenme, böbürlenme, egoistlik, kendini beğenmişlik gibi özgüveni abartan olumsuz özellikler anlamında anlatmıyorum bunu. Yani özgüven kişinin yaşamda başarılı olması, kendini geliştirebilmek için kendi içindeki boşluklara bakabilmesi, kendini fark edebilmesi, kendi güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olarak ve hak ederek kendini sevebilmesi anlamında anlatıyorum. Bilgisi, görgüsü, kariyeri, maddi olanakları ne olursa olsun her insanda bulunması gereken ve kazanılması gereken özgüveni anlatıyorum.

Mesela özgüveni yerinde olan birine özgüvenli olmak neler katar?

Özgüveni yerinde olan bir insan;

-Özgüvenli bir insan mücadeleci olur. Sorunlar karşısında sabırlı olur. Çabuk pes etmez.

-Özgüvenli birey, kendini iyi tanıyacağından dolayı hayata dair hedefleri olur. Bu hedeflere göre gerçekçi planlamalar yapar.

-Özgüvenli birey, koşullar ne olursa olsun iyice düşünmeden, sormadan, araştırmadan karar vermez. Kararlarını kendisi verir ve verdiği kararın sonuçları ne olursa olsun hepsine katlanır.

-Çevresindeki insanların olumsuz görüşleri onu fazla etkilemez. Özgüvensiz birey olumsuz görüşlerden fazlasıyla etkilenir.

-Özgüvenli insanlar çok fazla yanlışlar yapmaz. Özgüvensiz insanlar sürekli başkalarının etkisinde kalacakları için çokça yanlış yaparlar.

-Hayatta mutlu olabilmek için doğru zamanda doğru olanları yapabilmek özgüvenle ilişkilidir.

-Özgüvensizlik;

eleştiriye açık olmamayı,

esnek olmamayı yani katı olmayı da beraberinde getirecektir.

Sabit düşünceli insan bir şeyin daha doğrusunu öğrendiğinde veya bilgisinin yanlış olduğunu gördüğünde de gereken değişimi sağlayamaz. Bu durumda kendi gelişimi de olumsuz etkilenir.    

 İnsanlarla paylaşımı azalır.

Kendini ifade edemediği için sosyalleşmesi de problemli olacaktır. Bu olumsuz durumlar bir kısır döngü olarak kişiyi olumsuz olarak etkilemeyi sürdürecektir.

Efendim özgüvenli olmayla ilgili bu girişten sonra Mevlana Hazretleri’nin bakış açısını görelim birlikte. Kendini tanımak için, başka birini tanımak için. Sonunda nasıl bir özgüvenle duygu ve düşüncelerini ifade ettiğine bakalım. Çünkü bir insanın kendi yaşam süreçlerini anlaması ve çevresi tarafından doğru anlaşılması elbette ki kendine olan özgüveni adına önemlidir.

Benim hayatımı yargılamadan önce,

Benim ayakkabılarımı giy ve

Benim geçtiğim yollardan,

Sokaklardan,

Dağ ve ovalardan geç.

Hüznü, acıyı ve neşeyi tat.

Benim geçtiğim senelerden geç,

Benim takıldığım taşlara takıl.

Yeniden ayağa kalk ve

Aynı yolu tekrar git,

Benim gittiğim gibi.

Ancak ondan sonra,

beni yargılayabilirsin…

Geçer dediklerimi geçirdim,

Biter dediklerimi bitirdim.

Nefret ettiklerimi sildim,

Silkindim yeter dedim.

Geride bıraktıklarım

Hesap sormaya kalkmasın

O yüzden bana.

Farkında olduğum için var oldunuz,

Vaz geçtiğim için bugün yoksunuz…

Anlamak ve anlaşılmak önemli demiştik. Her dönemde bu konuyu o dönemde yaşayan düşünürler, yazarlar, âlimler mutlaka değerlendirmişler. Aslında içinde yaşanılan toplumun ve kültürün temel algısı toplumun bireylerini etkilemektedir. Aynı durum aileyi de yakından etkiliyor. Aile çocuğu, çocuk okulu ve öğrenme süreçlerini derken özgüven de etkileniyor.

13.y.yılda Anadolu’da tüm Asya kıtasında olduğu gibi Moğol saldırıları vardır. Bu süreç Selçuklu devletinin yıkılışıyla sonuçlanıyor. İstilaların yaşandığı bu süreç dönemin aydın insanlarından biri olarak elbette Hz. Mevlana’yı da etkilemiş olacak ki bir insanın anlaşılması sürecine dikkat çekiyor. Çünkü çocuk yaşta bu sorunları gözlemliyor yani ona anlatılıyor bunlar.

Yine bu saldırılardan kaçan âlimler henüz istilaya uğramamış olan Anadolu’ya sığınıyorlar. Konunun tarihsel yönüne daha fazla girmek istemiyorum. Tarihle ilgilenen okuyucu, ayrıntıları isterse kendisi araştırıp okuyabilir. Ben sadece içinde yaşanılan dönemle ilgili daha iyi anlayabilmemiz için kısaca bilgilendirmek istedim.

Günümüz dijital çağı da beraberinde birçok düşünsel, duygusal, ahlaki problemleri beraberinde getiriyor. Uyum sağlamakta zorluklar yaşayan insanlar büyükten küçüğe çeşitli alanlarda özgüven sorunları yaşayabiliyorlar.

Mevlana hazretlerinin psikolojisini anlamaya çalışalım. “Kimse benden hesap sormaya kalkmasın’’ diyerek önce kendisinin anlaşılmasını istiyor. Bir insanın anlaşılabilmesi için aynı ayakkabıları giymek, aynı yollardan yürümek, aynı tecrübeleri edinmek ya da onu anlayabilmek… Aslında anne babalar, öğretmenler, düşünürler ve danışmanlar açısından çok değerli ifadeler.

Okuduğunuz üzere genel hatlarıyla Hz. Mevlana’yı anlamaya çalıştık, yazdığı cümlelerin analizini yapmaya çalıştık. Anlam vermek, anlamak insanı ve toplumu… Kolay değil. Haftaya özgüvenle ilgili yazılarımız devam edecek. Sağlıcakla kalın.