Gerçek Lüks Yaşam ve Rosetolular



Değerli dostlar, merhabalar.

Sevgi ve saygılarımı ileterek bugünkü yazıma başlayayım.

Bugünkü yazı konumuz, çoğu zaman olduğu gibi yine sizden bana gelen konular üzerine seçildi.  Konuların, bireysel yönleri değil de birazda toplumsal yönleri üzerinde durmam yönünde talepleriniz oluyor. Ben de sizi 1950’li yıllarda yapılan bir araştırmaya götürüp, bazı detaylara dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bahsimize konu olan bu toplumda insanlar, sadece yaşlandıkları için ölüyorlar dostlar.

Nasıl mı?

Dr. Stewart Wolf, araştırmayı yapan ekibin başındaki doktor.

 Bir doktor arkadaşı bu toplumdaki insanların 65 yaşından önce, hiç kalp krizi geçirmediklerini söylüyor ve o dönem Amerika’da kalp krizi geçirme oranları çok yüksek. Bunun üzerine Dr. Wolf, sosyologlarla birlikte bu toplumu detaylıca incelemek istiyor.

Bu toplumda, ölüm raporları, intihar vakaları, alkol kullanımı, madde kullanımı, beslenme, gelir düzeyi, insani ilişkiler gibi etkenler incelendi.

Sonuç, intihar yoktu, alkol kullanan yoktu, madde kullanımı yoktu. Beslenme özellikleri de çok seçici değildi. Yani yağlı yiyecekler bir hayli tüketiliyordu. Hiç cinayet vakasına rastlanmamıştı. Sağlık yönüyle, mide rahatsızlığı dahi tespit edilemedi.

Olumsuz etkenler olarak sigara içtiklerini ve birçoğunun şişman olduğunu tespit etmişti Dr.Wolf.

Peki, bu bahsedilen konularda bir farklı durum yoksa toplumdaki bu sağlığın, sıhhatin, huzur ve güvenin nedenleri nelerdi?

Yapılan araştırmada;

Nüfusu yaklaşık 2000 civarında olan bu kasabada, 22 sivil toplum kuruluşunun olduğunu,

 birbirlerine yemek pişirdiklerini,

Üç kuşağın ailede bir arada yaşadığını yani dede, babaanne, torun gibi,

dini ritüelleri titizlikle yerine getirdiklerini,

zengin-fakir ayrımının olmadığını yani zenginlerin fakirlere yardımcı olma konusunda hassasiyetlerini tespit ettiler.

Kardeşim siz buraya kadar ne anladınız, ne çıkardınız bilemem.

 Bilebildiğim, anlayabildiğim şudur:

Sohbet deriz ya şu anda birçok ailede olmayan, işte ilaçlardan biri bu. Sohbet, muhabbet…

Mütevazi yaşamları yani onun şunu var bende de olsun. Yok böyle bir şey, sade, gösterişsiz yaşamak. Gösterişin, lüksün, şatafatın sonu da yok dostlar, bu arada.

Üç nesil bir arada yaşıyorlar, nerde bizde kız vermezler nerdeyse böyle bir aileye. Yaşlılara karşı çok saygılılar.

Lüks çiftlikleri, villaları, arabaları yoktu.

Geleneklerine bağlılıkları inanılmazdı.!

Mesela, umutsuzlukları yoktu hayata karşı.

Diyet yapmıyorlardı.

Kanser ve kalp rahatsızlıkları görülmüyordu bu toplumda.

İnsanları giyim kuşamlarına göre, cebindeki paraya göre, kariyerine göre, siyasetine göre değerlendirmezlerdi.

Gelir düzeyleri kendi geçimlerine yetecek kadardı.

Yani, yani, yani…

İnsan olmak, onlar için yeterince lükstü.

Ne diyeyim başka?

İtalyan Rosetolu köylülere öykünecek halimiz yok.

Güzel bir insan, güzel bir aile, güzel bir Ülke olmak, düşündüğümüz kadar zor değil demek ki. Ne dersiniz?

Bu arada yazmayı unutmuşum, bu toplum Amerika’nın Güney Pensilvanya’sında yerleşen İtalyan göçmen Rosetolulardır.

Yazıyı bir Orhan Veli Kanık Şiirinin bir bölümüyle tamamlayalım.

Yaşamak

Biliyorum, kolay değil yaşamak;
Ama işte
Bir ölünün hala yatağı sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;
Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.

Sağlıcakla kalın. Allah’a emanet olun.

Kaynakça: http://www.stress.org/wp-content/uploads/2011/11/Jan89-NL.pdf  

(The American ınstute of stress)