İnsan Yerine Konmak ve Ota Benga



Değerli dostlarım, merhabalar.

Sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Umarım iyisinizdir.

Dostlar, gazetemiz yazarlarından Yüksel Pekdemir Bey’i bilirsiniz.

 Geçirdiği beyin kanaması rahatsızlığı nedeniyle iki haftadır hastanede yatmaktadır. Değerli hocamız için hepinizden dua bekliyoruz. Allahtan şifa diliyorum tüm hastalarımız için.

Neyse dostlar, tabi ki her ne kadar üzülsek de hayat bir yandan devam ediyor.

Bugünkü konumuz 1904’lü yıllara kadar uzanıyor.

Hani Ota Benga adlı Afrikalı genç bir erkek kaçırılmış ve hayvanat bahçesinde sergilenmek üzere ABD’ye götürülmüştü.

Gazetelerde bir ara yer almıştı.

Geçtiğimiz ağustos ayında.

***

Peki, Ota Benga kimdi?*

Ota Benga, Mart 1904’te Amerikalı köle taciri Samuel Verner tarafından o zamanlar Belçika Kongosu olarak anılan bölgede yakalanmıştı.

Kesin olarak bilinmese de 12-13 yaşlarında olduğu sanılıyor.

O yıl St Louis’de düzenlenecek olan Dünya Fuarı’nda sergilenmek üzere sekiz diğer genç erkekle birlikte gemiyle New Orleans’a götürülüyor.

Kış boyunca devam eden fuarda, Afrikalı tutsaklar yeterli barınma ve giysiden yoksun halde tutuldular.

Eylül 1906’da 20 gün boyunca New York’taki Bronx Hayvanat Bahçesi’nde sergilendi ve büyük bir izleyici kitlesi çekti.

Hristiyan din adamlarının karşı çıkması üzerine New York’ta Afrika kökenli Amerikalı Rahip James H Gordon tarafından işletilen Howard Kimsesiz Siyahlar Yurdu’na götürüldü.

Ocak 1910’da Virgina’da siyahların gittiği Lynchburg din okuluna götürüldü ve orada yaşamaya başladı.

Orada, mahalleli erkek çocuklarına avlanma ve balık tutmayı öğretti, Afrika’da nasıl yaşadığını anlattı.

Aile özlemi ile depresyona girdiği ve Mart 1916’da silahla kendisini vurduğu biliniyor. O sırada 25 yaşında olduğu sanılıyor.

***

Evet şöyle süreci hatırlatmak istedim çünkü konuyu duyan ve duymayanlar açısından.

Tabi ki burada ABD’nin iç siyasetiyle işim yok benim.

Yani ırkçılık yapıp yapmaması değil benim üzerinde durmak istediğim.

Benim okurlarımdan buna destek verecek kimse olduğunu da sanmam.

Özellikle üzerinde durmak istediğim, bilgilendirme yaptığım kısmın son cümlesinde.

Ota Benga’nın aile özlemiyle depresyona girdiği ve 1916 yılında kendini silahla vurduğu kısmı.

Düşünebiliyor musunuz, ailesinden vatanından koparılıyor ve maymunlarla aynı kafeste sergileniyor…

Yani insan muamelesi görmüyor yıllarca.

Yemesinden, içmesinden, giyim kuşamına kadar yapılanları yazamıyorum bile.

Sonuç, 114 yıl sonra ABD’deki hayvanat bahçesi özür diliyor.

Öyleyse dikkat!

Neye mi?

İnsana, insan olarak değer vermeye!

Depresyona…

Rahatsızlıklara.

Kendi kendimizin doktoru olamayacağımıza.

Dostlar, geçen hafta Darıca’da da bir gencimizi kaybettik.

 Ailesine sabırlar diliyorum.

Umarım anlaşılmıştır.

Neyse, kalın sağlıcakla.

*Kaynak: Spectacle: The Astonishing Life of Ota Benga