Zihinsel Şemanız 



Değerli dostlarım merhabalar.

Her zaman olduğu gibi yorumlar, görüş ve öneriler için hepinize minnettarım. Sağ olun, var olun dostlar.

Umarım, geçen hafta bahsettiğim dijital kütüphaneden kitap okumaya başladınız. Artık mazeret yok. Fırsat buldukça okumaya devam kısmetse.

Sizden gelenleri birleştirip yazı bütünlüğünde ele almaya çalıştım. 

Benimle birlikte tüm okuyucularımı ilgilendirir diye düşündüm. Neyse başlayalım.

Dostlarım, siz hiç sevilip sevilmediğinizi düşündünüz mü? 

Durun hemen en yakınlarınızı sorgulamaya başlamayın. Çünkü ben kendimizle ilgili düşüncelerimizi soruyorum. 

‘’Sevilmeyecek birisiyim’’ ben. Zihnimizde çocukluğumuzdan kalma birçok yara var. Buna bağlı birçok olumsuz şema.

İşte bu ‘sevilmeyecek birisiyim’ şeması, gözünde gözlük olarak duruyorsa sen dünyayı nasıl görürsün. Kimsenin sevgisine layık olmadığını düşünürsün.

Bu durumda birincisi,  çocuklara söylediğiniz kelimelere dikkat edin olur mu?

İkincisi, söylediğiniz kelimelerin etkisi ölünceye kadar sürebilir.

Üçüncüsü, bunları gözlüğe çevirip gözüne taktığını düşünün. Gözlüğün camına ne yerleştirdiniz?

Yani buraya kadar ne diyorum: İnsanın çocukluk yılları önemli diyorum. Çocukluk yıllarında edinilen olumsuz şemalara göre dünyayı o gözle görüyor diyorum.

Peki değişmek ve iyileşmek mümkün mü? Evet. Tek başına olur mu hocam? Çok zor. 

Neden peki? Evinde elektrik tesisatında sorun var. Kendin yenileyebilir misin?

Kendin elektrikçi olsan bile zor değil mi? Terzi kendi söküğünü dikemiyor.

Hele elektrikçi değilsen aman sakın dokunma! Çarpılırsın. Umarım anlaşılmıştır.

Dostlar sizleri zihindeki güzel ve gerçek sevgi şemalarının olduğu bir örnekle baş başa bırakıyorum.

Arjantin basketbol liginde şampiyon takımı belirleyecek final maçı oynanacaktır. 

Şampiyonluk adaylarından birinde oynayan yıldız bir basketbol oyuncusu, maçı takımı kazandığı taktirde rekor ölçüde yüksek primle ödüllendirilecektir. 

Maçı yıldız oyuncunun takımı kazanır ve maç sonunda kendisine ödül olarak vadedilen çek takdim edilir. 

Ancak bu arada bir yandan tebrikleri kabul etmekte olan oyuncunun yanına orta yaşlı bir kadın yaklaşır. 

Kadın oğlunun ölümcül bir hastalığın pençesinde kıvrandığını söyleyerek yıldız oyuncudan yardım ister.

‘’Siz varlıklı bir oyuncusunuz. Bu tür paraları her zaman kazanma şansınız var ama benim oğlumun yaşamı bu paraya bağlı’’ der. Yıldız oyuncu bunun üzerine elindeki çeki kadına verir.

Kadın sevinçle olay yerinden ayrılırken her iki tarafta mutludur… Bir süre sonra gerçek ortaya çıkar:

Bir gün yıldız oyuncu bir lokantada yemek yerken garsonlardan biri yanına yaklaşır ve şunları söyler:

Siz geçenlerde bir kadına yüklü miktarda para yardımında bulundunuz ve herkesin takdirini kazandınız fakat yanıldınız der ve şöyle devam eder:

O kadın size yalan söyledi. O ne evli ne de gerçekte bir çocuğu var. 

Kendine acındırarak sizi kandırdı.

Yıldız oyuncu bu söz üzerine şaşkınlıkla: 

-Yani şimdi o kadının hasta bir çocuğu yok mu diyorsunuz? diye sorar. Evet der garson. 

Yüzünde mutlu bir gülücükle arkasına yaslanan basketbolcu, aman tanrım, ne güzel!

Bu son zamanlarda duyduğum en güzel haber! der. 

İşte iki insan ve insan olmanın iki ayrı yüzüdür bu.

Biri diğerine yalan söylüyor ve onu kandırarak elindeki parayı alıyor. 

Öteki gerçeği öğrendiğinde aldatıldığına üzülmüyor, hasta bir çocuğun olmadığını öğrendiği için mutlu oluyor.*

Sağlıcakla kalın.

Allah’a emanet olun.

Kaynak: Doç.Dr. Ayhan Aydın, Yaşamın ve Sevginin anlamı