Başkasının Balı



Değerli dostlarım hepinize merhabalar.

Sevgi ve saygılarımla başlıyorum bir yazıya daha.

Katkılarınız, görüşleriniz ve sorularınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Eksik olmayın. İyi ki varsınız.

Sizden gelenlere cevaplar yazayım diye düşünüyorum bugün. Böylece her şeye değinmiş olayım.

***

Aileye yönelik sorunlar ve çözümler, o aileye özel olabilir.

 Yani her doğru bilgi her ailenin ihtiyacı olmayabilir.

Dolayısıyla özel durumlar, buradan yani herkese yazdığımız, gazete köşesinden cevaplandırılamaz.

Genel olarak yazabileceğim, nasıl ki her insan bir dünyadır diyorsak aynen öyle aileler de kendine has özellikleriyle ayrı bir dünyadır.

Ama bizim toplumda, herkes her türlü aklı söyler her bir aile için. Doğru mudur? İnşallah diyeyim.

***

Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış derler.

Dostlar, şunu savunuyorum ısrarla. Hani daha önce bir yazı da ele almıştım.

Dostum, kendini bir yumurtanın içindeki civciv olarak düşün. Biliriz ki yumurta dıştan kırılırsa ölürsün.

İçten çatlayıp kırılırsa yani gelişim adına sorun yoksa, yaşayacaksın demektir.

 İşte geçen hafta yazdığım el alem ne der yumurtanın dışındakiler.

İçten kırılması kendi adına yaptığın yatırımlar.

Pandemiye olumlu tarafından bakınca bizi içeri kapattı, neden?

Çünkü kendi içimiz bizim asıl olan dünyamız.

Duygularımıza gelince; sürekli aynı duyguyu yaşıyorsan izin ver geçsin gitsin.

 Yani sürekli mutlu da olunmaz mutsuz da. Yaşam belirtisidir aslında senin sürekli korktuğun duyguların.

Son olarak başkalarının elinde olandan umudunu derhal kesmelisin dostum.

Çünkü haset eder durursun bu durumda. Haset derken aklıma geldi.

Ne demiş Cenap Şahabettin? Hatırlayabildiğim kadarıyla yazayım.

Başkasının balını kendi ağzına zehir etmeyeceksin.

Kanaatkar olmalısın. Bu kazancını artırmak isteme, gelişme, dur durduğun yerde demek kesinlikle değil. Yanlış anlaşılmasın.

Eğer başkasının balını zehir edersen kendine, sahip olduklarının farkına varamazsın.

Sahip olduklarının farkına varamayınca sonuç belli. Mutsuzluk…

Sahip olup olunmayanlar da doğru anlaşılmalı.

Yani neye sahipsen.

Mesela nefes alıp veriyorsan… nefes alıp veremeyen var çünkü.

Yürüyorsan, konuşuyorsan, koşuyorsan, aklediyorsan…. Sahipsin bunlara.

 Neden mi önemli?

Yürüyemeyen, konuşamayan, koşamayan, akledemeyen var çünkü.

Sen de bunlar varsa, bunlara sahipsin demektir.

Yaşıyorsan yaşama sahipsin. Yaşamayan, ölen var çünkü.

Sahip olduklarına buradan bakmalı insan.

Gördüğün başkasının balıdır sadece. Zehirinden haberin olmaz başkasının.

Bırak başkasını dostum, kendin ol. Sen herkesten farklısın.

Değiştirebileceklerine odaklanıp, kendi balını yemen en iyisidir.

Ne dersin? Kendinle yarışman güzel olmaz mı?

Gerisini bilemem. Kendin bilirsin.

***

Tüketim çılgınlığına gelince diyebilirim ki ıvır zıvır bulduğun her şeyi almaktan vazgeç dostum.

Alma isteğin gelebilir, bu normaldir, ihtiyacım mı bu aldığım diye sor kendine.

Yani almazsam olur mu olmaz mı?

Anlık bir istek mi yoksa gerçekten bir ihtiyaç mı?

 Yoksa bu reklam çağında nasıl aldığını anlayamadan satarlar her şeyi sana. Dikkat lütfen.

***

Unutmadan en doğrusunu ben bildiğim için yazmıyorum. En doğrusunu anlamak sizin göreviniz.

Dostlarım Allah’a emanet olun. Sağlıcakla kalın.