Kuş olup gitmek



Değerli dostlarım, hepinize teşekkürlerimle başlamak istiyorum.

Geçen hafta bir anlamın olsun dedik ve yazdık.

İyi ki varsınız. Geri bildirimlerinizden hız alıyorum ve yazmaya olan hevesim artıyor.

Hani derler ya dostlar, şeyh uçmaz mürid uçurur…

Uçacam yakında. Sağ olun. Anlamınınız olmaya başladı böylece.

Neyse dostlarım, gelelim bugünkü yazımıza.

Cumartesi pazarı soğuk algınlığıyla geçirince biliyorsunuz beden yavaşlıyor.

Beden yavaşlayınca ruh hız kazanıyor.

Ruh canlanınca en ince detaylarına kadar düşünmeye ve sorgulamaya geçiyor.

Ben de bu yavaşlama içinde bir roman okuyayım dedim.

Ve sen kuş olur gidersin romanını okudum. Tarık Tufan yazmış. Değerli dostumuza teşekkürler. Kalemine sağlık diyorum. Çok akıcı çabuk bitiyor ve üzülüyorsun sanki neden bitti diye.

Romanda şu var bu yok demeyeceğim tabi ki. Dikkatimi çeken bir noktayı kısaca yazayım.

Romanda kahramanımız olan üniversite mezunu genç, sağlık sorunlarını çözdükten sonra el işçiliği ile  kuş kafesi yapan bir ustanın yanında işe giriyor.

Bir zaman sonra ustasının bu gencin yaptığı kafeslerde bir detay dikkatini çekiyor.

Gencimiz kafesin ahşap çıtalarından birini gevşek bırakıyor.

Yani kuş gövdesiyle veya gagasıyla hızlı çarpsa, bu gevşek bırakılan çıtayı açıp özgürlüğüne kavuşabilecek.

Anlayacağınız üzere ben artık kafesteyim diyen kuşun başarabileceği hiçbir şey yok.

Azimle, kararlılıkla mücadeleye devam edelim tabi ki kuş olup gitmek isterseniz.

Neden böyle düşündüm?

Çünkü hepimiz çok yorulduk dostlar. Yasaklar, kısıtlamalar, çoluk çocuğun endişesi, hayat gailesi mi derlerdi eskiler o kabilden.

Tam romanı bitirmişken kısık sesli müziği fark ediyorum.

Cem Karaca başlıyor söze ve sanata. Ve diyor ki;

İşte geldik gidiyoruz

Bir çiviyi çakar gibi
Vura vura günlere
Bir çiviyi çakar gibi
Vura vura günlere

Dört nala gidiyoruz
Dört nala gidiyoruz
Bizi bekleyen yere
Bizi bekleyen yere

Halimize şükran mı
İsyan mı etmeli?
Bütün ömür bir rüyaysa
Uyanıp kalkmamalı mı?
Bütün ömür bir rüyaysa
Bütün ömür bir rüyaysa
Uyanıp kalkmamalı mı?

İşte geldik gidiyoruz
Bilinmez bir diyara
İşte geldik gidiyoruz
Bilinmez bir diyara
Eskiden karpuz idik
Şimdi döndük biz hıyara

Bir ayvayı dişler gibi
Isır ısır ömrümüzü
Bir ayvayı dişler gibi
Isır ısır ömrümüzü

Bir girdapta dönüyoruz
Bir girdapta dönüyoruz
Yaşamadan günümüzü
Yaşamadan günümüzü

Deli gibi kutluyoruz
Yılbaşı doğum günümüzü
Doğuma da ölüme de
Çiçekler yolluyoruz
Sevince de kedere de
Doğuma da ölüme de
Çiçekler yolluyoruz

İşte geldik gidiyoruz
Bilinmez bir diyara…

Neyse bu sözler üzerine söz olmaz. Hoşça kalın.