GAYE-İ HAYALİMİZ
Bir hayali olmalı insanın, bütün yangınlardan yeşil çıkabilen. Kuraklığa rağmen umut ettiren. Hayali âli olmalı, yüceltmeli peşine takılanları. Bütün hayallerimizin tek gayesi olmalı. Farklı kapılardan, pencerelerden çıksalar da hep tek semaya uçmalı. “Gaye-i hayalimiz Hakk’ın rızasına talip olmak.” Diyerek çıkmalı yola.
“Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece.”
Diyen büyük usta Aşık Veysel, ne de güzel anlatmış halimizi. Gündüz gece giderek tükettiğimiz ömür sermayesinde, parsellediğimiz hiçbir an bizim değildir. Bunu en iyi ‘bizim’ dediklerimiz kayarken avuçlarımızdan hiçbir şey yapamadığımızda, çaresizliğimizde boğulurken anlarız.
Yoldayız, yürüyoruz ne halde olduğumuzu bilmeden. “Bildiğini sanmak, halinden emin olmak kibir ve cehalet nişanıdır.” Der büyükler. Bilemesek de halimizi, “Gaye-i hayalimiz Hakk’ın rızasına talip olmak.” diyerek çıktığımız hayat yolunda; bıkmadan, usanmadan, sızlanmadan, sebat göstererek ilahi rızanın müjdesini ümit ediyoruz. O ümitle yola revan ayaklarımızı şaşırtma Allah’ım.
Yolda kalmak, düşmeden, sağa sola çarpmadan, taşlara ve dikenlere takılmadan ilerlemek kolay değil. Takılıp düşmek, çarpıp yoldan çıkmak mümkündür. Çıktığımız yola tekrar girebilmek, düştüğümüzde kalkabilmektir önemli olan. Aynı hayali kuran dostlar tutar elimizden, kaldırır ayağa. Sağa sola çarpıp yoldan çıktığımızda yine dost elidir bizi istikamete koyan. Şükür ki, ne halde olduğumuzu bilemesek de yalnız değiliz gaye-i hayal peşinde. Aynı umuda bizden daha çok gayretle ve daha çok sabırla sarılan nice gönül sultanları var hayat yolunda. Yalnız yürünmez yollar… Yalnızlık ayaz döker yollara, buz eker, kayar ayaklar. Yalnızlık karanlık saçar güne, geceden beter. O karanlığa takılır ayaklar. Hakk’ın rızası ümit edilerek girilen yolda; ayaza aba, karanlığa güneştir dost. Dostlar ile fethedilir gaye-i hayal.
Bir de ilahi rızayı ümit ederek, hayat yolunda düşe kalka yürümeye çalışanların yolu güzelleşsin diye çırpınanlar var. Ayaklar takılmasın diye taşları, elbiseler yırtılmasın diye dikenleri toplayanlar var. Biz biçareler sırat-ı müstakim de kalabilsin diye uçurumları kapatan ehli güzel, sözü güzel, kendi güzel, yüce gönüllü alimler, aşıklar, erenler, Yunus’lar, Rumi’ler, Abdal’lar, Mahsuni’ler, Karacaoğlan’lar, Gevheri’ler, Geylani’ler, Yakuti’ler ve daha niceleri var. Selam olsun onlara.
Hakk’ın rızasına kavuşmak gaye-i hayalimiz. İnsanlığın, merhametin, dostluğun, doğruluğun, kardeşliğin hayalimize giden yolda bineğimiz olması dileğiyle.
Saygılar, Sevgiler